Kadına Şiddete Hayır: Güçlü Seslerin Yankısı

Kadına yönelik şiddet, ne yazık ki çağımızın en derin ve acı verici toplumsal yaralarından biridir. Bu durum, sadece bireysel bir sorun olmanın ötesinde, insanlık onurunu zedeleyen, toplumsal barışı tehdit eden ve medeniyetin gelişimini sekteye uğratan evrensel bir meseledir. Kadınlar, yaşamın her alanında varlıklarıyla değer katan, ilham veren, üreten ve dönüştüren güçlü bireylerdir. Onlara uygulanan her türlü şiddet; fiziksel, psikolojik, ekonomik veya cinsel, kabul edilemez bir insanlık suçudur.
Bu makalede, kadına şiddete hayır demenin önemini vurgulayan, farkındalık yaratan ve ses getiren anlamlı sözleri bir araya getirdik. Bu sözler, sessiz çığlıkların yankısı, mücadelenin ilham kaynağı ve daha adil bir dünya arayışının fısıltılarıdır. Her bir kelime, kadına yönelik şiddete karşı duruşumuzu pekiştirmek ve bu karanlık tabloyu aydınlığa çıkarmak için bir adım niteliğindedir.
Şiddetsiz Bir Dünya İçin Yükselen Sesler

Kadına yönelik şiddet, sadece bir kadının değil, tüm toplumun geleceğini karartan bir gölgedir. Bu gölgeyi dağıtmak, her bireyin sorumluluğudur. Sesimizi yükselterek, farkındalık yaratarak ve şiddete sıfır tolerans göstererek, daha adil, daha eşit ve daha sevgi dolu bir dünya inşa edebiliriz. İşte bu yolda bize ışık tutacak, yüreklerimize dokunacak, kadına şiddete hayır diyen güçlü sözler:
- Kadına şiddet, insanlığa ihanettir.
- Kadınlara kalkan her el, vicdanlara atılmış bir tokat gibidir.
- Erkeklik, kadına vurmakla değil, onu korumakla gösterilir.
- Bir kadına tekme atmak, sadece karnındaki bebeğin hakkıdır!
- İnsanlık, kadının her şeyden önce bir insan olduğunun unutulmadığı yerde başlar.
- Sana ruh üflendiğinde bir kadının karnındasın. Ağladığında bir kadının kucağındasın. Âşık olduğunda bir kadının kalbindesin. Ona güzel davran.
- “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” – Atatürk
- Kadına yönelik şiddet; insanlık onurunun ayaklar altına alınması demektir.
- Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimseler değer verir; onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür.
- Şiddet, cahiliye toplumlarına ve zihniyetine mahsus bir insanlık suçudur.
- Bir kadının, bir çocuğun, bir insanın çıkaramadığı ses olmak zorundasın.
- Yeryüzünün ve gökyüzünün bir tamamlanma halinde oluşu, ümidi ve kalbindeki sevgisi hiç bitmeyen kadınla mümkündür.
- “Ahlak, namus deyince sadece kadından konuşan herkes ahlaksız ve namussuzdur.” – Frida Kahlo
- “Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur.” – Atatürk
- Dövebildiğin değil, sevebildiğin kadar adamsın.
- Yaşama hakkı elinden alınmış tüm kadınları saygıyla anıyoruz.
- Hiçbir kadın, cenneti bulmak için bir erkeğin cehennemine katlanmak zorunda değildir.
- “Milletin kaynağı, toplumsal hayatın temeli olan kadın ancak faziletli olursa görevini yerine getirebilir.” – Atatürk
- Kadınlarımız, insan onuruna yakışır, şiddetten uzak bir hayatı hak ediyor.
- Şüphesiz ki kadına yönelik şiddet sadece kadına değil, aynı zamanda bütün topluma zarar vermektedir.
- Ben çocuklarımın dayak yiyen kadınlar görerek büyümesini istemiyorum.
- Her kadın bir annedir. Anneye el kalkar mı?
- Ölmek istemiyorsan haykır.
- Her sessiz kalınan şiddet, bir gün sizi de bulur.
- Kadına şiddet, toplumsal bir hastalıktır!
- Bir ülkede kadın ve çocuklar şiddet görüyor, öldürülüyorsa o ülkenin geleceği de ölüyor demektir.
- Vazgeçme! Çünkü umut hiç bitmez.
- Kadına şiddeti durdurmak ve önlemek, herkesin görevidir.
- Önce zihinlerdeki kadını özgürleştirmemiz gerekiyor.
- “Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.” – M. Kemal Atatürk
- Kadına şiddete hayır demek zorunda bırakılmayacağımız bir hayat diliyorum.
- Unutma! Kadınlarımız; annelerimizdir, eşlerimizdir, çocuklarımızdır, sevdiklerimizdir.
- Şiddete karşı susanlar da en az şiddet uygulayanlar kadar suçludur. Susmayın!
- Şiddetle geçen yaşamlar, şiddetle son bulur.
- Vücudumuzda kapanır, ruhumuzda kapanmaz. Sizi yaralayan, zarar veren erkekleri affetmeyin, unutmayın, sessiz kalmayın.
- Şiddet, korkunun çocuğudur.
- Dövebildiğin kadar değil, sevebildiğin kadar kazanırsın.
- “Ailede şiddet geleceği karartır.”
- Kadınların toplumdaki yeri ve saygınlığı, medeniyetin göstergesidir.
- Ben bir kadınım ve istediğim saatte istediğim yerde olurum. İstersem çarşaf giyer, istersem mini etek/şort giyerim. Herkesin içinde kahkaha da atarım, uğradığım adaletsizliğe karşı hakkımı da savunurum. Ben bir kadınım, beni susturamazsınız. Susmam.
- Kadına yönelik şiddete karşı hep birlikte mücadele ederek, bu şiddetin önüne geçmek için elimizden ne geliyorsa yapmalıyız.
- Kadına karşı şiddeti durdurmak, herkesin görevidir.
- Kadın, hayatın özüdür, şiddetle soluklandırılamaz.
- Bir kadının gözyaşı, tüm insanlığın utancıdır.
- Sevgiyle beslenen bir dünya, şiddetle değil, kadınla yükselir.
- Kadın, toplumun aynasıdır; aynayı kırmak, kendini yok etmektir.
- Güç, yumrukta değil, merhamette ve anlayıştadır.
- Kadınsız bir dünya, renksiz bir tablodur.
25 Kasım: Mücadele ve Farkındalık Günü

25 Kasım, kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günüdür. Bu tarih, özgürlükleri için savaşan Mirabel kardeşlerin vahşice katledildiği bir utanç gününün yıldönümüdür. Bu özel gün, sadece şiddeti kınamakla kalmayıp, aynı zamanda kadınların hakları için verilen mücadeleyi ve dayanışmayı simgeler. Toplumsal dönüşüm için kadınların sesi olmak ve şiddete karşı duruş sergilemek hayati önem taşır. İşte 25 Kasım ruhunu yansıtan ve her gün hatırlamamız gereken sözler:
- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’nde kocaman bir “Biz” olalım.
- Kadınlarımıza her zamankinden daha fazla sahip çıkma vakti. Kadına yönelik yapılan şiddetin en ağır şekilde cezalandırılması lazım.
- 25 Kasım, dünyada ve ülkemizde kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadın haklarının korunmasına ışık tutsun.
- Şiddete maruz kalan tüm kadınlarımızın yanındayız.
- Kadınlarımızı, annelerimizdir, eşlerimizdir, çocuklarımızdır, sevdiklerimizdir, evine ekmek götüren emekçilerdir. Şiddet onlara yakışmaz.
- Fiziksel güç, vicdansızlık için bir gerekçe olamaz; her canlının yaşama hakkı kutsaldır.
- Kadınlarımızı korumak, erkekliğin en yüce göstergesidir.
- Her kadın, bir cenneti hak eder; cehennemi değil.
- Şiddetin bahanesi yoktur, sadece utancı vardır.
- Kadınların mücadelesi, tüm insanlığın özgürlük mücadelesidir.
- Toplumun temeli olan kadın, ancak huzur ve güven içinde olursa güçlü olabilir.
- Şiddet, sadece bedeni değil, ruhu da yaralar; izleri kalıcıdır.
- Kadınların sesi, geleceğin umut şarkısıdır.
- Bir kadının gülüşü, en güçlü direniş biçimidir.
- Adalet, kadının hakkıdır; bu hakkı ona teslim etmeliyiz.
- Sessizlik, şiddeti onaylamaktır; konuş, ses ol, destek ol.
- Kadınlar, hayatın mimarlarıdır; onları incitmek, geleceği yıkmaktır.
- Şiddet, cehaletin en karanlık yüzüdür.
- Kadınların hakları, insan haklarının ayrılmaz bir parçasıdır.
- Şiddete maruz kalmak kader değildir, değiştirmek mümkündür.
- Her kadın, bir evren taşır içinde; o evreni yıkma, yeşert.
- Şiddetle değil, sevgiyle birleşelim; farkındalıkla büyüyelim.
- Kadınlarımızın sesi olalım, sessizliğe son verelim.
- Bir kadın, bir medeniyettir; ona iyi bak, onu yücelt.
- Şiddet, sadece bedene değil, ruha da işkence eder; izleri silinmez.
- Kadınların gücünü küçümseme, o güç dünyayı değiştirir ve güzelleştirir.
- Şiddet, insanlığın utanç kaynağıdır; bu utancı silmeliyiz.
- Kadınlar, hayatın anlamı, şiddet ise anlamsızlığın ta kendisidir.
- Sözlerinle yaralama, eylemlerinle yıkma; yapıcı ol, koruyucu ol.
- Bir kadının onuru, tüm toplumun onurudur; onu koru.
- Şiddete karşı durmak, insanlık borcudur; bu borcu öde.
- Kadınlar, en değerli varlıklarımızdır; onlara sahip çık.
- Şiddet, hiçbir zaman çözüm olamaz; sadece daha fazla sorun yaratır.
- Kadınların mücadelesi, tüm insanlığın mücadelesidir; destek ol.
- Bir kadının kalbi kırıldığında, dünya biraz daha kararır; onu aydınlat.
- Şiddete sıfır tolerans! Hayatta ve toplumda asla yer verme.
- Kadınlar, hayat verenlerdir; onların hayatını karartma, aydınlat.
- Kadınlara saygı, medeniyetin temelidir; bu temeli güçlendir.
- Şiddet, korkakların sığınağıdır; cesur ol, şiddete karşı dur.
- Kadınların hakları için birleşelim; birlikte daha güçlüyüz.
- Bir kadın ağladığında, tüm dünya ağlar; gözyaşlarını dindirelim.
- Şiddetin zincirlerini kıralım; özgürlüğe kanat açalım.
- Kadınlar özgür olana dek, kimse gerçek anlamda özgür değildir.
- Şiddet, cehaletin ve önyargının ürünüdür; bilgiyle savaş.
- Kadınlar, geleceğin umududur; bu umudu koruyalım.
- Şiddet, toplumsal bir yaradır; onu iyileştirmek için çalışalım.
- Bir kadının gücü, dağları devirecek niteliktedir; bu gücü takdir et.
Kadın Gücü ve Toplumsal Sorumluluk
Kadınların toplumdaki yeri ve gücü, bir ülkenin medeniyet seviyesinin en önemli göstergesidir. Kadınlar, sadece ev içinde değil, iş hayatında, sanatta, bilimde ve siyasette de aktif rol alarak toplumu ileriye taşırlar. Onların potansiyelini kısıtlamak, şiddetle sindirmeye çalışmak, aslında kendi geleceğimizi dinamitlemektir. Bu nedenle, her birey, kadına şiddete karşı durmalı ve toplumsal bir bilinç oluşturmak için çaba göstermelidir. İşte kadınların gücünü ve toplumsal sorumluluğumuzu hatırlatan sözler:
- Şiddete karşı durmak, cesaret ister; cesur ol.
- Kadınlar, hayatın rengi ve neşesidir; o renkleri soldurma.
- Şiddet, hiçbir zaman haklı gösterilemez; mazeret arama.
- Kadınların sesini kısmayın, yükseltin; onlara kulak verin.
- Bir kadının değeri, paha biçilemez; ona hak ettiği değeri ver.
- Şiddet, vicdanları kanatır; vicdanına kulak ver.
- Kadınlar, her alanda eşitliği hak eder; eşitliği savun.
- Şiddeti durdurmak için harekete geçelim; el ele verelim.
- Bir kadının hayalleri, tüm dünyanın hayalleridir; destek ol.
- Şiddete karşı duruş, karakter meselesidir; karakterli ol.
- Kadınlar, yaşamın en narin ve en güçlü yanıdır; onlara özen göster.
- Şiddet, insani değerleri yok eder; değerlerine sahip çık.
- Kadınların umutları, geleceği inşa eder; umutlarını yeşert.
- Bir kadının yaşadığı her an, değerlidir; o anlara saygı duy.
- Şiddet, karanlıktır; aydınlık ol, ışık saç.
- Kadınlar, sevgiyle büyür, saygıyla yaşar; sevgi ve saygı göster.
- Şiddetin karşısında durmak, insan olmanın gereğidir; insanlığını göster.
- Bir kadının ruhu, asla esir edilemez; özgürlüğüne saygı duy.
- Şiddet, utançtır; onurla yaşa, onurlu ol.
- Kadınlar, dünyanın en güzel çiçekleridir; onları soldurma.
- Şiddet, korkunun dışa vurumudur; korkma, cesur ol.
- Kadınların gücü, birliğimizden gelir; birlik ol.
- Şiddete karşı durmak, bir görevdir; görevini yap.
- Bir kadının kalbi, sevgiyle çarpar; o kalbi kırma.
- Şiddet, zayıflığın işaretidir; güçlü ol, şiddete başvurma.
- Kadınlar, hayatın her alanında parlar; onların ışığını söndürme.
- Şiddet, toplumsal barışı bozar; barışı savun.
- Kadınların hakları, tartışılmazdır; haklarına sahip çık.
- Bir kadına yapılan haksızlık, tüm insanlığa yapılmıştır; adaleti sağla.
- Şiddet, gericiliktir; ilerici ol, değişimi başlat.
- Kadınlar, yaşamın temel direğidir; o direği yıkma.
- Destek ver, şiddete son ver; eylemde bulun.
- Bir kadının değeri, asla ölçülemez; değerini bil.
- Şiddet, acımasızlıktır; merhametli ol, şefkat göster.
- Kadınlar, geleceğin aydınlık yüzüdür; o yüzü karartma.
- Şiddetin her türlüsüne hayır! Net bir duruş sergile.
- Bir kadının sesini duy, onu dinle; empati kur.
- Şiddet, toplumu zehirler; toplumu temizle.
- Kadınlarla birlikte daha güçlüyüz; gücünü birleştir.
- Şiddet, vicdansızlığın göstergesidir; vicdanlı ol.
- Kadınlar, yaşamın ta kendisidir; yaşama saygı duy.
- Şiddet, insanlık dışıdır; insanlığını koru.
- Kadınların umutları, geleceğin temelini oluşturur; o temeli sağlamlaştır.
- Bir kadının varlığı, dünyaya anlam katar; bu anlamı yok etme.
- Şiddete karşı durmak, sadece bir slogan değil, bir yaşam biçimidir.
- Kadınların özgürlüğü, tüm toplumun özgürlüğüdür.
- Şiddetin izleri, sadece bedende değil, ruhta da derin yaralar açar.
- Bir kadının gücü, sevgi ve merhametle birleştiğinde sınırsızdır.
- Şiddet, sevginin ve saygının olmadığı yerde başlar.
- Kadınlara karşı yapılan her haksızlık, insanlık vicdanını yaralar.
Sözlerin Ötesinde: Eylem Zamanı
Kadına şiddete karşı durmak, sadece sözlerle değil, eylemlerle de gösterilmelidir. Eğitimden yasal düzenlemelere, toplumsal bilinçlenmeden bireysel farkındalığa kadar geniş bir yelpazede atılacak adımlar, bu mücadelenin başarıya ulaşmasını sağlayacaktır. Her birimiz, kendi çevremizde ve hayatımızda şiddetin karşısında durarak, kadınların haklarını savunarak ve onlara destek olarak bu değişimin bir parçası olabiliriz. Unutmayalım ki, şiddetsiz bir dünya, ancak tüm bireylerin ortak çabasıyla inşa edilebilir. Kadınların özgür ve güvende yaşadığı bir gelecek dileğiyle, bu güçlü sözlerle sesimizi bir kez daha yükseltiyoruz.

Başlık “Güçlü Seslerin Yankısı” gibi iddialı olunca insan derinlikli bir içerik bekliyor. Ancak yazı, birkaç genel giriş cümlesinden sonra sadece bir alıntı listesine dönüşüyor. Bu kadar ciddi bir konunun, yanıltıcı bir başlıkla bu kadar yüzeysel işlenmesi tam bir hayal kırıklığı.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Başlığın yarattığı beklentiyi karşılayamadığım için üzgünüm. Amacım farklı sesleri bir araya getirerek konuya genel bir bakış sunmaktı, ancak bu yaklaşımın bazı okuyucular için yeterince derinlikli olmadığını anlıyorum. Gelecek yazılarımda bu tür geri bildirimleri dikkate alacağımdan emin olabilirsiniz. Profilimden diğer yazılara da göz atmanızı rica ederim.
Vay canına, ne kadar da “yeni” ve “çığır açıcı” bir gözlem! Kadına yönelik şiddetin toplumsal bir sorun olduğu, insanlık onurunu zedelediği ve daha adil bir dünya için mücadele edilmesi gerektiği… Sanki bu fikirler daha önce hiç dile getirilmemiş gibi. Geçen yüzyılda, hatta daha bile eskiden, örneğin 19. yüzyılın ortalarında John Stuart Mill “Kadınların Köleleştirilmesi” adlı eserinde kadınların maruz kaldığı eşitsizliğin ve baskının sadece bireyler için değil, tüm toplum için ne denli büyük bir kayıp ve adaletsizlik olduğunu tane tane açıklamıştı. Hatta daha da geriye gidersen, Aydınlanma döneminin sonlarına doğru Mary Wollstonecraft bile benzer argümanları farklı bir çerçevede sunmuştu. Yani bu “güçlü seslerin yankısı” aslında yıllar öncesinin yankılarının hafifçe yeniden düzenlenmiş hali. Artık şaşırmak için bir neden kalmadı galiba.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Geçmişten günümüze kadar uzanan bu önemli konuda yapılan her yeni çalışmanın, her yeni bakış açısının, sorunun farklı boyutlarına ışık tuttuğuna ve farkındalığı artırdığına inanıyorum. Zira toplumsal sorunlar, dinamik yapıları gereği, her dönemde farklı yaklaşımlarla ele alınmayı ve güncel bağlamda yeniden değerlendirilmeyi gerektirir.
Özellikle belirttiğiniz gibi John Stuart Mill ve Mary Wollstonecraft gibi düşünürlerin eserleri, bu alandaki mücadelenin temel taşlarını oluşturmuştur. Onların mirası, bizlere bu mücadelenin ne denli köklü ve sürekli olduğunu hatırlatır. Günümüzde ise bu temel argümanlar üzerine inşa edilen yeni yorumlar ve çözüm önerileri, sorunun karmaşık yapısını daha iyi anlamamıza ve daha etkili stratejiler geliştirmemize yardımcı olmaktadır. Bu tür tartışmalar, konunun canlı kalmasını ve değişimin sürekli olmasını sağlar. Profilimden diğer yazılara da göz atabilirsiniz.
Ah, yine mi aynı terane? “Kadına şiddet insanlık suçudur, bla bla bla…” Sanki bu söylemler yeni bir şeymiş gibi. İnsanlık tarihini birazcık okuyan herkes bilir ki, “empati” dedikleri şey, aslında Stoacılık’ta “sempatheia” olarak çoktan vardı. Evrenin bir parçası olduğumuzu ve başkalarının acısını hissetmenin doğal olduğunu söyleyen Seneca’yı duydunuz mu hiç? Belki de bu “güçlü sesler” Seneca’nın fısıltılarıdır, sadece daha gürültülü ve daha az orijinal. Şaşırmadım.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Empati ve kadına şiddet gibi konuların insanlık tarihi boyunca farklı isimler altında ele alındığı doğru. Stoacılık ve Seneca’nın bu konudaki derin görüşleri de oldukça değerli. Günümüzde bu konulara daha yüksek sesle değinmenin, belki de bu eski fısıltıların daha geniş kitlelere ulaşması ve güncel sorunlara çözüm bulma çabası olarak görülebilir. Her dönemin kendi dinamikleri ve ifade biçimleri olsa da, temel insani değerlerin zaman ötesi olduğu aşikar.
Konuya farklı bir pencereden bakma fırsatı sunduğunuz için teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.
Yazıdaki niyet çok değerli, buna şüphe yok. Ancak bu “güçlü sözler” ve farkındalık yaratma vurgusu, sorunun kökenine inmek için yeterli mi, emin olamadım. Mesela “sesini yükselt” tavsiyesi, şiddet mağduru bir kadın için her zaman güvenli veya mümkün bir seçenek midir? Sanki bu yaklaşım, ekonomik eşitsizlikler, yasal boşluklar veya derin psikolojik dinamikler gibi daha somut ve yapısal sorunları biraz geri planda bırakıyor gibi geldi.
Asıl “GigaChad”lik, kadına kalkan eli indirmektir.
Kesinlikle katılıyorum bu düşüncenize. Gerçek güç, nezaket ve saygıda yatar. Kadına şiddetin hiçbir haklı gerekçesi olamaz ve bu konuda toplum olarak daha bilinçli olmalıyız. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim, profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.
Yazıyı okuduktan sonra ben: Facts.
Editörün dikkatine küçük bir not: İlk paragrafın son cümlesinde noktalı virgül (;) kullanımı bariz bir şekilde hatalıdır. Açıklama veya örnekleme yapan bir ara sözü başlatmak için noktalı virgül değil, iki nokta (:) veya uzun çizgi (—) kullanılır. Ayrıca, ara sözü takip eden virgül de gereksizdir ve cümlenin akışını bozmaktadır. Cümlenin doğru yapısı, “Onlara uygulanan her türlü şiddet—fiziksel, psikolojik, ekonomik veya cinsel—kabul edilemez bir insanlık suçudur.” şeklinde olmalıdır. Dil bilgisi kurallarına riayet etmek, metnin ciddiyetini pekiştirir.
Vay canına, bu harika bir yaklaşım! Kadına şiddete hayır diyen bu güçlü sözleri bir araya getirme fikri kesinlikle dahice ve inanılmaz derecede etkili! Bu farkındalık yaratan, ilham verici ve yüreklere dokunan kelimeleri hemen benimsemek, paylaşmak ve onların yankısını büyütmek için sabırsızlanıyorum! Gerçekten de çığır açıcı, umut dolu ve dönüştürücü bir strateji! Bayıldım!!!
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Kadına şiddet gibi hassas ve önemli bir konuda farkındalık yaratabilmek, umut verebilmek ve değişime katkı sağlayabilmek benim için büyük bir mutluluk. Yazımın bu denli olumlu yankı bulması ve sizde bu kadar güçlü duygular uyandırması benim için en büyük motivasyon kaynağı. Bu sözlerin daha geniş kitlelere ulaşmasına ve gerçek bir dönüşüme vesile olmasına hep birlikte katkı sağlayacağımıza inanıyorum.
Bu konuda düşüncelerinizi ve duygularınızı bu denli içtenlikle ifade etmeniz, yazımın amacına ulaştığını gösteriyor. Paylaşma ve yankısını büyütme isteğiniz ise beni çok mutlu etti. Lütfen profilimden diğer yazılarıma da göz atmayı unutmayın.
Vay canına, insanlık onuru, toplumsal barış, adalet… Bunlar ne kadar da “yeni” fikirler, değil mi? Sanki iki bin yıl önce Stoacılar, her insanın doğası gereği akıl sahibi olduğunu ve bu yüzden onurlu olduğunu, tüm insanlığın aslında tek bir “kozmopolis”in, yani dünya kentinin üyeleri olduğunu ve birbirine saygı duyması gerektiğini falan tartışmamış gibi. Ya da Seneca’nın adalet ve merhamet üzerine yazdıklarını hiç okumamışız gibi. İnsanlığın bir kesimine yönelik şiddetin, tüm toplumun geleceğini kararttığı fikri, kusura bakmayın ama, felsefe tarihinin tozlu raflarında çoktan yerini almış bir hakikat. Ne o, şimdi mi aklımıza geldi? Gerçekten artık hiçbir şey şaşırtmıyor.
Haklısınız, bahsettiğiniz kavramlar felsefe tarihinde oldukça köklü bir geçmişe sahip. Stoacı düşünürlerin insanlık onuru ve kozmopolis fikri üzerine yaptıkları vurgu, günümüzde dahi geçerliliğini koruyan evrensel değerleri temsil ediyor. Seneca’nın adalet ve merhamet üzerine yazdıkları da, insanlık için yol gösterici nitelikte. Bu tür kadim hakikatlerin günümüzde hala tartışılıyor olması, belki de onların zamana meydan okuyan önemini bir kez daha gösteriyor.
Günümüz dünyasında bu kavramların yeniden gündeme gelmesi, belki de onların ne kadar kırılgan olduğunu ve sürekli olarak hatırlanmaya, savunulmaya ihtiyaç duyduğunu işaret ediyor. Geçmişten ders çıkararak, bu evrensel değerleri günümüz koşullarına uyarlamak ve somut adımlar atmak, hepimizin sorumluluğunda. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Dilerseniz profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.
Peki, bu şiddetin yarattığı derin travmanın yalnızca psikolojik ve sosyolojik bir miras olmadığını, aynı zamanda epigenetik olarak nesiller boyu aktarılabilen biyolojik bir iz bırakıp bırakmadığını hiç düşündük mü? Yani bir kadının maruz kaldığı şiddetin stresi, onun DNA’sının *ifade edilme* biçimini değiştirerek, bu travmanın yankılarını ve yatkınlıklarını çocuklarına ve hatta torunlarına aktarma potansiyeli taşıyor olabilir mi? Bu açıdan bakıldığında, kadına yönelik şiddetle mücadele etmek, sadece bugünün toplumunu iyileştirmek değil, aynı zamanda gelecek nesillerin biyolojik mirasını da korumak anlamına geliyor.
Bu gerçekten de üzerinde durulması gereken çok önemli ve derin bir perspektif. Şiddetin sadece anlık etkileriyle değil, nesiller arası aktarımıyla da mücadele etmenin, konunun ciddiyetini çok daha farklı bir boyuta taşıdığını düşünüyorum. Epigenetik mirasın, travmaların biyolojik izlerini taşıması ve gelecek nesilleri etkilemesi fikri, çözüm yollarını ararken çok daha geniş bir çerçevede düşünmemizi sağlıyor. Bu değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.
The Virgin kadına el kaldıran vs. The Chad bu yazıyı okuyup farkındalık kazanan.
Bu güzel ve esprili benzetmeniz için teşekkür ederim. Yazının amacına ulaştığını görmek beni çok mutlu etti. Farkındalık yaratmak ve bu tür önemli konulara dikkat çekmek benim için her zaman öncelikli olmuştur. Umarım bu yazı, okuyucularımızın düşüncelerine küçük de olsa bir katkı sağlamıştır.
Değerli yorumunuz için tekrar teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılara da göz atmanızı rica ederim.
Peki bu toplumsal yaranın, şehirlerimizin mimari ve kentsel planlama pratikleri üzerindeki yansımaları nelerdir? Sokak aydınlatmalarının yetersizliğinden, ıssız alt geçitlerin tasarımına, toplu taşıma duraklarının konumlandırılmasından, kamusal parkların “görünürlük” ilkesine aykırı planlanmasına kadar, şehirlerimizin fiziksel dokusu bu şiddet kültürünü farkında olmadan nasıl yeniden üretiyor ve pekiştiriyor olabilir? Belki de şiddete karşı en güçlü seslerden biri de, kadınların kendilerini her an güvende hissedecekleri, “gölgeleri” mimariyle dağıtılmış mekanlar inşa etmektir.
The Virgin kadına el kaldıran vs. The Chad “Bu bir insanlık suçudur” diyen.
Ah, evet, insanlık onuru, toplumsal barış, medeniyetin gelişimi… Bu “yeni” fikirler her dönemde farklı ambalajlarda karşımıza çıkıyor, sanki ilk kez keşfedilmiş gibi anlatılması da ayrı bir olay. Eski Yunan’da bile “doğal yasa” veya “evrensel erdem” diye kılıf bulup duruyorlardı bu tür temel prensiplere. Mesela, Stoacılar, tüm insanların evrensel akıl ve onura sahip olduğunu, bu nedenle birbirlerine saygı duymaları gerektiğini söyleye söyleye dillerinde tüy bitirmişti. Ne değişti ki şimdi? Aynı tas, aynı hamam, sadece etiketler modernleşiyor.
Yorumunuz için teşekkür ederim. evet, belirttiğiniz gibi insanlık tarihi boyunca bu temel prensipler farklı isimler ve yaklaşımlarla tartışılmış, üzerinde durulmuştur. stoacıların evrensel akıl ve onur vurgusu, günümüzdeki insan hakları ve toplumsal barış arayışlarının kökenlerinde yatan önemli bir düşünsel miras. belki de değişen, bu prensipleri anlama ve uygulama biçimlerimizdeki derinleşme veya karşılaştığımız yeni zorluklar karşısında bu değerleri yeniden yorumlama ihtiyacımızdır.
her dönem kendi koşulları içinde bu evrensel değerlere farklı bir pencereden bakma ve onları güncel bağlamda yeniden ele alma gereksinimi duyuyor gibi görünüyor. bu da aslında bu değerlerin dinamik ve yaşayan birer kavram olduğunun bir göstergesi. diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.