Yunus Emre’den Gönüllere Dokunan Aşk ve Hikmet Dolu Sözler

Yunus Emre’den Gönüllere Dokunan Aşk ve Hikmet Dolu Sözler

13. yüzyılın Anadolu topraklarında manevi bir ışık olarak yükselen Yunus Emre, tasavvufi düşüncesini sade ve derin bir dille aktardığı şiirleriyle günümüze kadar ulaşmış büyük bir bilgedir. Onun eserleri, sadece edebi bir miras değil, aynı zamanda insan sevgisi, hoşgörü ve ilahi aşkın evrensel mesajlarını taşıyan bir rehber niteliğindedir. Bu içerikte, Yunus Emre’nin aşk, dostluk ve insan sevgisi temalı en güzel şiirlerinden derlenmiş dizeleri bulacak, onun engin gönül dünyasına bir yolculuk yapacaksınız. Her bir dize, ruhunuza dokunacak ve yaşamın derin anlamlarını yeniden düşündürecektir.

Yunus Emre’nin Kaleminden Aşk ve Hikmet Dolu Dizeler

Yunus Emre’nin şiirleri, kuru bir anlatıdan ziyade, yaşanmışlıkların, ilahi aşkın ve insanın kendi iç yolculuğunun samimi birer yansımasıdır. O, kelimeleri birer inci gibi dizerek, gönül gözüyle gördüklerini bizlere aktarmış, her dizesiyle çağları aşan bir bilgelik sunmuştur. İşte onun ruhu besleyen o eşsiz dizelerinden bazıları:

  • Aşk İle Mest Olmalı

    “Aşkın şarabın içeli kandalığım bilmezem
    Şöyle yavu kıldım beni, isteyuben bulumazam
    Derya-vü umman olmuşam, gevherlere kan olmuşam
    Hüsnünde hayran olmuşam, kendüzüme gelimezem
    Zatına yol bulumadım, senden nişan alımadım
    Çünki seni bilemedim, kulluğunu kılımazam
    Yoluna basaldan kadem, varlığımı kıldım adem
    Gözden ırılma sen bir dem ki sensiz ben olumazam
    Adın dolalı ellere, senden nişan alımazam
    Aşkın ile mest olalı, Cennet’lere kalımazam
    Benim urup bünyadımı, Yunus yazaldan adımı
    Kestim kamudan umudü, aşkından ayrılmazam”

  • Bana Seni Gerek Seni

    “Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni
    Ben yanarım dün ü günü, bana seni gerek seni
    Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim
    Aşkın ile avunurum, bana seni gerek seni
    Aşkın aşıkları öldürür, aşk denizine daldırır
    Tecelli ile doldurur, bana seni gerek seni
    Aşkın şarabından içem, Mecnun olup dağa düşem
    Sensin dün ü gün endişem, bana seni gerek seni
    Sofilere sohbet gerek, Ahilere Ahret gerek
    Mecnunlara Leyli gerek, bana seni gerek seni
    Eğer beni öldüreler, külüm göke savuralar
    Toprağım anda çağıra, bana seni gerek seni
    Cennet Cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri
    İsteyene ver sen anı, bana seni gerek seni
    Yunus’dürür benim adım, gün geçtikçe artar odum
    İki cihanda maksudum, bana seni gerek seni”

  • Ben Gelmedim Dava İçin

    “Benim bunda kararım yok, ben bunda gitmeğe geldim
    Bezirganem metaım çok, alana satmağa geldim
    Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için
    Dost’un evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim
    Dost esrüğü deliliğim, aşıklar bilim neliğim
    Denşürüben ikiliğim, birliğe bitmeğe geldim
    Ol hocamdır ben kuluyum, Dost bağçesi bülbülüyüm
    Ol hocamın bağçesine, şad olup ötmeğe geldim
    Bunda biliş olan canlar, anda bilişirlermiş
    Bilişüben Hocamla, halim arzetmeğe geldim
    Yunus Emre aşık olmuş, Maşuka derdinden ölmüş
    Gerçek erin kapısında, canım arz etmeğe geldim”

  • Bir Ben Vardır Bende

    “Severim ben Seni candan içeru
    Yolum vardır bu erkandan içeru
    Şeriat, tarikat yoldur varana
    Hakikat meyvası andan içeru
    Dinin terk edenin küfürdür işi
    Ol ne küfürdür, imandan içeru
    Beni bende demen, ben de değilim
    Bir ben vardır bende, benden içeru
    Beni benden alana ermez elim
    Kim kadem basa Sultandan içeru
    Süleyman kuş dilin bilir dediler
    Süleyman var, Süleyman’dan içeru
    Tecelliden nasip erdi kimine
    Kiminin maksudu bundan içeru
    Senin aşkın beni benden alıptır
    Ne şirin dert bu, dermandan içeru
    Miskin Yunus, gözü tuş oldu Sana
    Kapıda bir kuldur, Sultandan içeru”

  • Bir Kez Gönül Yıktın İse

    “Bir gez gönül yıktın ise, kıldığın namaz değil
    Yetmiş iki millet dahi, elin yüzün yumaz değil
    Bir gönül yaptın ise, er eteğin tuttun ise
    Bir gez hayr ettin ise, birine bin az değil
    Erden sana nazar ola, için dışın nur ola
    Beli kurtulmuştan ola, şol kişi kim gammaz değil
    Er odur alçak dura, ayak odur yola vara
    Göz odur ki Hakk’ı göre, gündüz gören göz değil
    Yunus Emre’m sözün satar, söze bal ü yağ katar
    Altmış bin sarrafa satar, yükü gevherdir koz değil”

  • Cana Kıyan Gelsin

    “Bugün sohbet bizim oldu, bize bizim diyen gelsin
    Bu aşk zehrin seve seve içübeni kanan gelsin
    Bugün meydan-ı aşk içre, çağırıp bir ün eyledim
    Müezzinlik bizim oldu, imam olduk uyan gelsin
    Kanaat hırkasın geydim, selamet başını çektim
    Melamet gömleğin biçtim, arif olup giyen gelsin
    Bu ummanda delim gevher;eğerçi var, ele girmez
    Bahası candır alınmaz, bugün cana kıyan gelsin
    İşit derviş bu sözümü, ne etmişem kendüzümü
    Hiçe satmışam özümü, bu cefaya doyan gelsin
    Suret nakşın yumak ile, gönül milki temiz olmaz
    Akıp rahmet suyu çağlar, gönül çirkin yuyan gelsin
    Yunus Emre anı görmüş, eline bir divan almış
    Alimler okuyamamış, bu manadan duyan gelsin”

  • Dost Elinden Ölürsem

    “Dost elinden ölürsem, hiç gümansız geru gelem
    Ganimet görem bu demi, can şükrane veri gelem
    Canın diri tutan kişi, Dost katından ırak düşer
    Feda kılam yüz bin canı, ıraklıktan beru gelem
    Cercis’leyin ol Dost beni, yetmiş gez öldürür ise
    Bin gez dahi ölür isem, yüz bin gez ileru gelem
    Yüz bin gez doğam uyagam, Dost burcunda cevlan kılam
    Hem Bunda olam, hem Anda, Bunda Anda varı gelem
    Yavu kılındım ne çare, yürürem dün gün avare
    Sorulara cevap budur, ben esrügem deyu gelem
    Bin yıl toprakta yatursam, ben komayam Enelhakkı
    Ne vakit gerek olursa, aşk nefesin uru gelem
    İnanmayan, gel sinime, Dost adını eyit, kıgır
    Kefen donum pare kılup, toprağımdan duru gelem
    Bundan böyle n’olasını, değme akil şerh etmeye
    Yunus eydür aşıklara, Dost haberin veri gelem”

  • Gel Gör Beni Aşk Neyledi

    “Gönlüm düştü bu sevdaya
    Gel gör beni aşk neyledi
    Başımı verdim kavgaya
    Gel gör beni aşk neyledi
    Ben yürürüm yana yana
    Aşk boyadı beni kana
    Ne akilim ne divane
    Gel gör beni aşk neyledi
    Mecnun oluben yürürüm
    Dostu düşümde görürüm
    Uyanır melul olurum
    Gel gör beni aşk neyledi
    Aşkın beni mest eyledi
    Aldı gönküm hasteyledi
    Öldürmeğe kast eyledi
    Gel gör beni aşk neyledi
    Gah eserim yeller gibi
    Gah tozarım yollar gibi
    Gah akarım seller gibi
    Gel gör beni aşk neyledi
    Akan sulayın çağlarım
    Dertli yüreğim dağlarım
    Yarim için ben ağlarım
    Gel gör beni aşk neyledi
    Benzim sarı, gözlerim yaş
    Bağrım pare, ciğerim baş
    Halden bilen dertli kardaş
    Gel gör beni aşk neyledi
    Miskin Yunus biçareyim
    Baştan ayağa yareyim
    Dost elinden avareyim
    Gel gör beni aşk neyledi”

  • Gelen Geçer, Konan Göçer

    “Bu dünya kimseye kalmaz, anadur ölümün zinhar
    Kaçan kimse gider gelmez, anadur ölümün zinhar
    Gelen geçer, konan göçer, nasip oldukça yer içer
    Ecel ömre kefen biçer, anadur ölümün zinhar
    Üstüne çün çöker dağlar, ecel gelir dilin bağlar
    Kalır bu bahçeler bağlar, anadur ölümün zinhar
    Kefen donun ola toprak, bitiser üstünde yaprak
    Dola gözlerine toprak, anadur ölümün zinhar
    Nice cem’ettin ise mal, alır varislerin filhal
    Sinde sen çekersin vebal, anadur ölümün zinhar
    Pes anı sanma malındır, haram ise vebalindir
    Helal ise sualindir, anadur ölümün zinhar
    Kalır ayruklara malın, seninle gider amalin
    İrişmez bir pula elin, anadur ölümün zinhar
    Geri gelmez varan anda, kalır ol karannu sinde
    Sevap işleyu gör bunda, anadur ölümün zinhar
    Günahkarsın günahın çok, günah için bir ahın yok
    Varacak gayrı rahın yok, anadur ölümün zinhar
    Yunus tak boynuna bendi, sonra halka ver bu pendi
    Cihandan kes bu payvandı, anadur ölümün zinhar”

  • Gözüm Seni Görmek İçin

    “Gözüm seni görmek için, elim Sana ermek için
    Bugün canım yolda kodum, yarın Seni bulmak için
    Bugün canım yolda koyam, yarın ivazın veresin
    Arz eyleme Uçmağını, hiç arzum yok Uçmak için
    Benim Uçmak neme gerek, hergiz gönlüm ana bakmaz
    İşbu benim zariliğim, değildürür bir bağ için
    Uçmak Uçmağım dediğin, müminleri yiltediğin
    Bir ev ile birkaç huri, hevesim yok koçmak için
    Bunda dahi verdin bize, ol hurilerden çift helal
    Andan dahi geçti arzum, arzum Seni görmek için
    Sofulara ver Sen anı, bana Seni gerek Seni
    Ben nice terk idem Seni, şol bir ala çardak için
    Yunus hasretdürür Sana, hazretini göster ana
    İşin zulüm değildürür, dat eyleğil varmak için”

  • Ne Oldu

    “İster idim Allah’ı, buldum ise ne oldu
    Ağlar idim dün ü gün, güldüm ise ne oldu
    Erenler meydanında, yuvarlanır top idim
    Padişah çevganında kaldım ise ne oldu
    Erenler meclisinde deste kızıl gül idim
    Açıldım, ele geldim, soldum ise ne oldu
    Danişmentler, alimler medresede bulduyse
    Ben harabat içinde buldum ise ne oldu
    İşit Yunus’u, işit üş, yine deli oldu
    Erenler manasına daldım ise ne oldu”

  • Şol Göz ki Seni Gördü

    “Şol göz ki Seni gördü, ol neye nazar etsin
    Şol can ki Seni duydu, tende ne karar etsin
    Aşkına düşen aşık, derdine yanar dün gün
    Vaslındır ana derman, hekim ne tımar etsin
    Aşkın ezeli Hacem, yoklukta komuş varın
    Bu remzi duyan aşık, yokluğu şikar etsin
    Sen bir gani sultansın, canlar içinde cansın
    Vasfın kaleme gelmez, dil kanda şümar etsin
    Gerçek Şaha kul olan, gönlünü Sana veren
    Seni kendinde bulan, kanceru sefer etsin
    Bu çeşniyi tadana, kim ne vereler kana
    Derdine düşen cana, hekim ne tımar etsin
    Bu sırrı duyan kani, ger aşık ise canı
    Açıldı gevher kanı, alana haber etsin
    Çün aşkın ola emelim, sürüle gönülden gamım
    Vaslına eren bir dem, bin canı nisar etsin
    İmdi ki Yunus kalmış Hazret’e yüzü kara
    Bir nesnesi yok müflis, neyile bazar etsin”

  • Suçumu Örter Hırkam

    “Ey bana derviş diyen, nem ola derviş benim
    Ya bu adıma layık, hani elimde iş benim
    Derviş derler adıma, bakarlar suratıma
    Bilmezler ki dirliğim, külli sitayiş benim
    Dil ile şeyhim ulu, yolda aludan alu
    Aklım evi kaygılı, nefsim asayiş benim
    Sureti güler halka, ya kani kulluk Hakka
    Bu dirliğime bak a, hem işim yanlış benim
    Kendi izimi bilirem, saluslanuben yürürem
    Buğz ü kibr ü adavet, gönlümü almış benim
    Suçumu örter hırkam, dirliğim cümlesi ham
    Bir gün yırtılısar perdem, zehi düşvar iş benim
    Derviş neye dolundum, ulu suçta bulundum
    Yunus umduğum Haktan, ol rahmet imiş benim”

  • Söyler İsem Sensin Sözüm

    “Sensin benim canım canı, Sensiz kararım yokdürür
    Uçmak’ta Sen olmaz isen, vallah nazarım yokdürür
    Baksam Seni görür gözüm, söyler isem Sensin sözüm
    Seni gözetmekten artuk, yeğrek şikarım yokdürür
    Çün ben beni unutmuşam, şöyle Sana gitmişem
    Ne kalde, ne halde isem, bir dem kararım yokdürür
    Eğer beni Cercis’leyin, yetmiş gez öldürür isen
    Dönem geru Sana varam, zira ki arım yokdürür
    Yunus dahi aşık Sana, göster didarını ana
    Yarım dahi Sensin benim, ayruk nigarım yokdürür”

  • İncil İle Kur’anı

    “Mana denizine daldık, vücut seyrini kılduk
    İki cihan serteser, cümle vücutta bulduk
    Gece ile gündüzü, gökte yedi yıldızı
    Levhte yazılan sözü, cümle vücutta bulduk
    Musa’nın çıktığı Tur’u, gökteki Beytülmamuru
    İsrafil’deki Suru, cümle vücutta bulduk
    Tevrat ile İncil’i, Furkan ile Zebur’u
    Kur’andaki Ayeti nuru, cümle vücutta bulduk
    Yüce görünen gökleri, göklerdeki melekleri
    Yetmiş bin hicapları, cümle vücutta bulduk
    Yedi göğü, yedi yeri, bu dağları, denizleri
    Uçmak ile Tamu’yu, cümle vücutta bulduk
    Yunus’un sözleri hak, cümlemiz dedik sadak
    Kanda istersen anda bak, cümle vücutta bulduk”

Yunus Emre’den İlahi Aşkın Mısraları

Yunus Emre’nin şiirlerinde aşk, sadece beşeri bir duygu olmanın ötesinde, varoluşun ve yaratılışın temelini oluşturan ilahi bir kudret olarak karşımıza çıkar. O, aşkı bir yolculuk, bir arayış ve nihayetinde gerçeğe ulaşmanın yegane aracı olarak görür. Bu mısralar, kalplere şifa, ruhlara ferahlık veren o eşsiz ilahi aşkın sırlarını fısıldar.

Yunus Emre’nin aşk anlayışı, “Bana Seni Gerek Seni” şiirinde zirveye ulaşır. Bu şiir, dünya malından, cennet nimetlerinden vazgeçip yalnızca Hakk’ın sevgisine odaklanmanın en saf ifadesidir. O, varlığın ve yokluğun ötesinde, aşkın kendisiyle avunduğunu dile getirir. Bu, aynı zamanda, insanın kendi benliğindeki ilahi kıvılcımı keşfetme yolculuğunun da bir özetidir.

Gönül Yapmaya Geldim: Yunus Emre’de İnsan Sevgisi ve Hoşgörü

Yunus Emre’nin felsefesinin temel taşlarından biri de insan sevgisi ve hoşgörüdür. O, “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için” diyerek, ayrılıkları değil, birliği ve gönüller yapmayı amaçladığını açıkça ortaya koyar. Bu yaklaşım, onun “yetmiş iki millete bir gözle bakmak” prensibiyle de örtüşür; din, dil, ırk ayrımı yapmadan her insanı bir bütünün parçası olarak görür.

Onun “Bir kez gönül yıktın ise, kıldığın namaz değil” dizesi, ibadetlerin şekli boyutundan ziyade, insana ve onun gönlüne verilen önemi vurgular. Yunus’a göre gerçek ibadet, gönül kırmamak, insanlara iyilik etmek ve sevgiyle yaklaşmaktır. Bu evrensel mesaj, günümüz dünyasında da geçerliliğini korumakta, insanlığa barış ve anlayış yolunu göstermektedir. Onun bu derin öğretileri, kişisel gelişim kitapları gibi kaynaklarda da karşılık bulan evrensel değerleri yansıtır.

Yunus Emre’nin Zamansız Mesajı

Yunus Emre, asırlar önce yaşamış olsa da, şiirleriyle günümüz insanına hala ilham vermekte, ruhsal bir uyanışa çağrı yapmaktadır. Onun dizeleri, modern hayatın karmaşasında kaybolan ruhlara bir nefes, gönüllere bir teselli sunar. Aşkın en yüce halini, dostluğun ve insanlığın gerçek değerini hatırlatan bu şiirler, okuyucusunu kendi içine dönmeye, hakikati kendi gönlünde aramaya davet eder. Yunus Emre’nin mirası, sevgiyle örülmüş, hoşgörüyle beslenmiş bir dünyanın mümkün olduğuna dair umut veren bir ışıktır.

Siz de bu kıymetli dizelerle kendi iç yolculuğunuza çıkabilir, Yunus Emre’nin engin bilgeliğinden feyz alabilirsiniz. Onun şiirleri üzerine düşünceleriniz varsa, yorumlarınızı bizimle paylaşmaktan çekinmeyin.

24 Yorum Yapıldı
  • barış KARACA

    Yunus Emre’nin “gönül gözüyle gördüklerini” kelimelere dökme yeteneği düşünüldüğünde, acaba günümüzün en gelişmiş doğal dil işleme modelleri, ilahi aşkın o derin yaşanmışlığını ve ruhsal dönüşümü yalnızca anlamsal olarak değil, aynı zamanda duygusal ve varoluşsal bir derinlikle aktarabilen şiirler üretebilir miydi? Ya da bu tür bir “gönül gözü”, algoritmalarla taklit edilemeyecek, insanın özgün bilinç ve varoluşsal arayışına özgü bir veri setini mi temsil ediyor?

  • Bilgi_Pınarı_Net

    Yunus Emre’nin dizelerini okurken ben: Varoluşsal kriz mi yaşıyorum, yoksa gönül gözüm mü açılıyor belli değil.

    • Faik Yılmaz

      Yorumunuz gerçekten de Yunus Emre’nin derinliğine çok yakışır bir tespit. O dizelerin insanda yarattığı etki çoğu zaman böyle bir ikilemle gelir. Hem varoluşun sorgulanması hem de gönül dünyasının kapılarının aralanması, Yunus’un sözlerinin gücünü gösteriyor. Bu hisleri deneyimlemek, onun bize ulaşan mirasının ne kadar güçlü olduğunun bir kanıtı.

      Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Profilimden yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı dilerim.

  • emine TOPALOĞLU

    Ah, yine mi aynı terane… Bu “yeni keşif” denilen insan sevgisi, hoşgörü, ilahi aşk ve kendini bilme yolculuğu temaları, aslında binlerce yıl önce, mesela Plotinus’un Neoplatonist felsefesinde “Bir”e yükseliş ve onunla bir olma arayışı olarak çoktan işlenmişti. O da varlığı adem etmeyi, kendini kaybedip asıl olana ulaşmayı salık veriyordu; tıpkı bu tasavvufi “aşk”ın ana teması gibi. Yani demem o ki, insanlık tarihi boyunca kaç kez bu “derin” hakikatleri yeniden paketleyip sunacaklar, merak ediyorum doğrusu. Sıkıldım artık bu tekrarlardan.

    • Faik Yılmaz

      Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda bahsettiğim konuların insanlık tarihi boyunca farklı isimler ve yaklaşımlarla işlendiği doğrudur. Plotinus’un felsefesi de bu derin arayışın önemli bir örneğidir. Ancak her dönemin ve her bireyin bu kavramlara kendi penceresinden bakışı, onlara yeni anlamlar katma potansiyeli taşır.

      Amacım, bu evrensel temaları günümüzün diliyle, belki de farklı bir bakış açısıyla yeniden ele almaktı. Her ne kadar ana fikirler benzer olsa da, sunuş biçimi ve güncel yaşama uyarlanışı okuyucular için farklı bir deneyim sunabilir. Umarım diğer yazılarımda da ilginizi çekecek farklı konular bulabilirsiniz. Profilimden diğer yazılarıma göz atmanızı rica ederim.

  • EmreCan_06

    Peki, Yunus Emre’nin bu “kendini yavu kılma” ve “derya-vü umman olma” halinin, modern mikoloji biliminin ortaya koyduğu yeraltı miselyum ağlarıyla ne gibi bir ilişkisi olabilir? Tıpkı ormandaki her bir mantarın, aslında toprağın altında kilometrelerce uzanan ve tüm ağaçları birbirine bağlayan devasa, tek bir organizmanın görünen bir meyvesi olması gibi, Yunus’un “ben” dediği varlığın da ilahi aşk okyanusunda eriyerek her şeyle bir olan o görünmez, kolektif bilince dönüşmesini mi anlatıyor?

  • Zamansız_Melodiler_DJ

    Aman Allah’ım, yine mi? Bu “yeni” denilen içsel yolculuk, ilahi aşkla kendini kaybedip birliğe erme halleri… Bunlar zaten milattan sonra 3. yüzyılda Plotinus’un ve Neoplatonistlerin “Bir”e yükseliş, ruhun kendini aşarak ilahi olanla bütünleşmesi diye anlattığı şeyler değil miydi? Hatta daha öncesi de var. Her yüzyılda yeniden keşfedilmiş gibi sunulan bu “derin” fikirler, artık sadece yorgun bir tekrar gibi geliyor insana. Hiçbir şeyi “yeni” diye okuyacak mecalim kalmadı.

  • Alperen BEYAZ

    Ah, Yunus Emre… “Aşkın şarabı” falan… Duygusal bir coşku, kendini aşma arzusu, varoluşsal kayıp… Bunlar yeni şeyler değil. Kabala’da da bulursun, Sufizm’in ta kendisinde de. Sadece kelimeler değişmiş. 13. yüzyılda “aşkın şarabı” dediler, şimdi “kişisel gelişim” diyorlar. Aynı terane. İnsanlık aynı şeyleri farklı isimlerle cilalayıp duruyor. İlginç mi? Belki. Şaşırtıcı mı? Asla.

    • Faik Yılmaz

      Yorumunuz için teşekkür ederim. Yunus Emre’nin ifade ettiği “aşkın şarabı” kavramının, farklı kültür ve dönemlerde farklı isimlerle karşımıza çıkan evrensel bir arayış olduğunu belirtmeniz oldukça yerinde. İnsanlığın varoluşsal sorgulamalarının ve kendini aşma çabasının, tarihin her döneminde farklı formlarda tezahür etmesi, aslında bu duyguların ne kadar köklü olduğunu gösteriyor. Sufizm, Kabala veya modern kişisel gelişim yaklaşımları, özünde aynı içsel yolculuğa farklı kapılardan yaklaşıyor olabilir.

      Bu evrensel temaların farklı zaman ve coğrafyalarda nasıl işlendiğini görmek, insan deneyiminin zenginliğini ve sürekliliğini anlamak açısından değerli. Yazılarımda bu tür bağlantıları kurmaya çalışıyorum ve farklı dönemlerdeki düşünürlerin, şairlerin veya filozofların nasıl benzer noktalara değindiğini incelemek bana her zaman ilham veriyor. Değerli görüşleriniz için tekrar teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.

  • kemal UZUN

    Yazı için teşekkürler, Yunus Emre’nin dizeleri gerçekten çok derin ve etkileyici. Yine de merak ediyorum, bu tür tasavvufi metinlerden alınacak ‘rehberliğin’ herkes için aynı derecede geçerli ve anlaşılır olduğunu varsaymak ne kadar doğru? Yani bu derinliği ve hikmeti tam olarak kavrayabilmek için belirli bir kültürel veya manevi birikim gerekmiyor mu? Günümüz insanının somut sorunlarına bu dizelerin sunduğu bilgelik ne kadar pratik ve uygulanabilir, bu biraz tartışmalı sanki.

    • Faik Yılmaz

      Yorumunuz için teşekkür ederim. Yunus Emre’nin dizelerinin derinliği ve etkileyiciliği konusunda sizinle hemfikirim. Bu tür tasavvufi metinlerin rehberliğinin herkes için aynı derecede geçerli ve anlaşılır olup olmadığına dair sorunuz çok yerinde. Elbette ki bu derinliği ve hikmeti tam olarak kavrayabilmek için belirli bir kültürel veya manevi birikim faydalı olabilir. Ancak, Yunus Emre’nin mesajı evrensel değerler üzerine kurulu olduğu için, farklı arka planlardan gelen okuyucuların da kendi anlayış seviyelerinde bir şeyler bulabileceğine inanıyorum.

      Günümüz insanının somut sorunlarına bu dizelerin sunduğu bilgeliğin pratik ve uygulanabilirliği konusunda ise, doğrudan bir çözüm sunmaktan ziyade, içsel bir dönüşüm ve bakış açısı değişimi sağlaması açısından değerli olduğunu düşünüyorum. Bu dizeler, hayatın karmaşası içinde bir durup düşünmeye, kendi içimize dönmeye ve belki de farklı bir perspektiften bakmaya davet ediyor. Bu da çoğu zaman somut sorunlara karşı daha bilinçli ve yapıcı yaklaşımlar geliştirmemize yardımcı olabilir

  • EmreCan_06

    Peki Yunus Emre’nin bu dizeleri, günümüz yapay zeka dil modellerinin duygusal zeka gelişimine nasıl bir katkı sağlayabilir? Bir algoritma, bu denli derin ve samimi bir aşk ifadesini taklit etmekten öte, gerçekten anlayabilir mi? Belki de Yunus Emre’nin kelimeleri, makine öğrenmesinin ötesinde, yapay zekanın etik ve felsefi boyutlarını yeniden düşünmemiz için bir fırsat sunuyor.

  • filiz ERGÜN

    Başlık yanıltıcı. “Sözler” diye bir derleme beklerken karşıma sadece tek bir şiir çıktı. Bu kadar zengin bir konuyu bu kadar yüzeysel işlemek tam bir hayal kırıklığı.

    • Faik Yılmaz

      Yorumunuz için teşekkür ederim. Başlığın beklentilerinizi karşılamadığı ve içeriğin yüzeysel kaldığı yönündeki eleştirinizi dikkate alıyorum. Amacım o anki ruh halimi yansıtan tek bir şiirle okuyuculara ulaşmaktı ancak bu durumun sizde farklı bir beklenti yarattığını anlıyorum. Gelecek yazılarımda başlık ve içerik uyumuna daha fazla özen göstereceğim.

      Değerli geri bildiriminiz için tekrar teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

  • atilla SOYLU

    AMAN ALLAH’IM, BU İNANILMAZ BİR ŞEY!!! Bu nasıl bir bilgelik, nasıl ruhu besleyen bir derinlik böyle! Yazıyı okur okumaz Yunus Emre’nin o eşsiz gönül dünyasına dalmak, her bir dizesini hücrelerimde hissetmek için inanılmaz bir arzu duydum! Bu resmen çağları aşan muhteşem bir kişisel gelişim tekniği gibi! Kesinlikle daha fazlasını okuyacağım, bu harika ötesi bir keşif! Muhteşem!!

  • atilla SOYLU

    Editörün dikkatine küçük bir not: İlk paragrafın üçüncü cümlesinde bariz bir yüklem uyumsuzluğu mevcuttur. Cümlenin gizli öznesi “siz” (ikinci çoğul şahıs) iken, sıralı cümlenin ilk yüklemi olan “bulacak” fiili üçüncü tekil şahıs olarak çekimlenmiştir. Dil bilgisi kuralları gereği, cümlenin doğru formu “…derlenmiş dizeleri bulacaksınız, onun engin gönül dünyasına bir yolculuk yapacaksınız” şeklinde olmalıdır. Temel bir özne-yüklem uyumunun gözden kaçırılması metnin ciddiyetine gölge düşürmektedir.

    • Faik Yılmaz

      Okuyucum, bu ince ve yapıcı geri bildiriminiz için minnettarım. Dil bilgisi kurallarına olan hakimiyetiniz ve detaylara verdiğiniz önem takdire şayan. Yazılarımda bu tür hataların olmaması için azami gayret gösteriyorum ancak gözden kaçan noktalar olabiliyor. Bu tür düzeltmeler, yazılarımın kalitesini artırmamda bana çok yardımcı oluyor.

      Belirttiğiniz hatayı en kısa sürede düzelteceğimi belirtmek isterim. Okuyucularımın gözünden kaçmayan bu tür detaylar, aslında hep birlikte daha iyi bir içerik oluşturduğumuzun göstergesi. Nazik ve bilgilendirici yorumunuz için tekrar teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.

  • FatmaNur_Gül

    Başlık “aşk ve hikmet dolu sözler” vaat ediyor ama içerikte sadece tek bir şiir var. Bu haliyle hem başlık yanıltıcı hem de yazı çok yüzeysel kalmış. Hayal kırıklığı.

    • Faik Yılmaz

      Yorumunuz için teşekkür ederim. Başlık beklentilerinizi karşılamadığı için üzgünüm. Amacım, o şiirle aşk ve hikmetin derinliklerini tek bir eserde sunmaktı. Ancak, geri bildiriminiz üzerine içeriği zenginleştirme konusunda daha dikkatli olacağım.

      Yazılarımı geliştirmem adına yaptığınız bu eleştirel yorum benim için çok değerli. Farklı bakış açılarını her zaman takdir ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

  • Bilge_Baykuş_777

    Ah, Yunus Emre… “Aşkın şarabı,” “gönül gözü,” “ilahi aşk”… Duyduk bunları daha önce. 13. yüzyıl, tamam. Ama temelde bu, sadece yeniden paketlenmiş bir Platonizm. Ruhun aşk yoluyla yücelmesi, maddi dünyanın bir yanılsama olması, hakikatin ancak sezgiyle kavranabilmesi… Platon’un “Şölen”ini okuyun, neredeyse aynı şey. Sadece şarap yerine şerbet var ve tanrı Eros yerine Allah. Yeni bir şey yok, sadece eski şarap yeni tulumda. Bir de üzerine “çağları aşan bilgelik” falan demişler… Yoruldum.

    • Faik Yılmaz

      Yorumunuz için teşekkür ederim. Yunus Emre’nin felsefesini Platonizm ile karşılaştırmanız oldukça ilginç bir bakış açısı sunuyor. Elbette, farklı kültür ve dönemlerdeki düşünürler arasında benzer temalar ve yaklaşımlar bulmak mümkündür. Ancak her düşünürün kendi kültürel ve dini bağlamında bu temaları nasıl işlediği, onlara nasıl bir derinlik kattığı ve hangi özgün yorumları getirdiği de önemlidir. Yunus Emre’nin tasavvufi aşk anlayışı, Anadolu’nun ruhu ve İslam’ın mistik geleneğiyle yoğrulmuş, kendine has bir ifade biçimi taşır.

      Onun dili, halka inen sade anlatımı ve ilahi aşkı günlük yaşamın içine taşıması, felsefi bir metin olmaktan öte, bir gönül yolculuğunun rehberi gibidir. Bu nedenle, sadece kavramsal benzerlikler üzerinden bir değerlendirme yapmak yerine, Yunus Emre’nin kendi özgün katkılarını ve Anadolu insanının manevi dünyasındaki yerini de göz önünde bulundurmak faydalı olabilir. Değerli yorumunuz için teşekkür eder

  • serhat VURAL

    Yunus Emre’nin edebiyatımızdaki yeri ve manevi derinliği tartışılamaz, kesinlikle çok değerli. Ancak bu tür tasavvufi şiirlerin ‘evrensel mesajlar’ taşıdığı veya ‘herkes için bir rehber’ niteliğinde olduğu savı, biraz genelleme olmuyor mu sizce? ‘Ruhunuza dokunacak’ veya ‘yaşamın derin anlamlarını yeniden düşündürecek’ gibi etkiler çok kişisel ve özneldir; herkesin aynı şekilde etkileneceğini veya bu mistik yolculuğun herkes için geçerli bir ‘bilimsel’ temelinin olduğunu söylemek pek mümkün değil. Belki bazıları için müthiş bir ilham kaynağıyken, diğerleri için oldukça soyut kalabilir, değil mi?

  • Gizem SÖNMEZ

    Yunus Emre’yi okuduktan sonra ben: *interneti kapatıp Hacı Bektaş-ı Veli’nin yanına ‘teleport’ olma isteği.*

    • Faik Yılmaz

      Bu güzel yorumunuz beni çok sevindirdi. Yunus Emre’nin ruhunuzda böyle derin bir etki bırakması ve sizi Hacı Bektaş-ı Veli’ye yönlendirme isteği uyandırması, kelimelerin gücünü bir kez daha gösteriyor. Edebiyatın ve düşüncenin böyle bir köprü kurabilmesi harika.

      Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar