Gıybet Sözleri: Dedikodudan Uzak Bir Yaşam İçin

Toplumumuzda sıkça karşılaşılan, insan ilişkilerini derinden zedeleyen alışkanlıklardan biri de şüphesiz gıybet ve dedikodudur. Başkalarının arkasından konuşarak yapılan bu eylem, hem bireysel huzuru hem de toplumsal barışı olumsuz etkiler. İslami öğretilerde de gıybet, kişinin “hoşlanmadığı bir vasıfla” anılması olarak tanımlanır ve kesinlikle kaçınılması gereken bir davranış olarak vurgulanır.
Bu derinlemesine yazımızda, çağlar boyunca bilge insanların, düşünürlerin ve ilahi kaynakların gıybet ve dedikoduya dair dile getirdiği anlamlı sözleri bir araya getiriyoruz. Amacımız, kelimelerin gücüyle bu zararlı alışkanlığın farkındalığını artırmak ve okuyucularımıza daha erdemli bir iletişim kültürü için ilham vermektir.
Dedikodu ve Gıybetin Gölgesinden Uzaklaşmak

Gıybet, yalnızca konuşanı değil, dinleyeni de bu olumsuz enerjiye ortak eden bir eylemdir. Kötü sözler yaymak yerine, kendi iç dünyamıza dönerek kendimizi geliştirmek, hem ruhsal hem de sosyal açıdan daha faydalı bir yolculuk sunar. Unutmayalım ki, dillerimizden dökülen her kelime, karakterimizin bir yansımasıdır.
- Cesaretin varsa arkasından söylediğini yüzüne söyle; asıl yiğitlik budur.
- Gıybet nedir bilir misiniz? Kardeşini, onun hiç hoşlanmayacağı bir özellikle anmandır.
- Birbirinizin kusurlarını araştırmayın ve birbirinizin arkasından konuşmayın. Hiçbiriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz.
- Gıybeti dinleyen de, gıybeti yapan kadar veballidir.
- Varsın görenler seni bir ot sansın, sen gül ol da uğruna ötmeyen bülbül utansın.
- Evlat, senin için ne dedikleri önemli değil, senin için ne fısıldadıkları önemlidir.
- Bir kimse kendisinin ne olduğunu bildikten sonra, kendisini bilmeyenlerin onun hakkında söylediklerinin hiçbir önemi yoktur.
- Duydum ki gıybetimi yapmışsın; yüzüme söylemekten kaçmışsın. Benim gibi bir acizden korkmuş, Allah’tan korkmamışsın.
- Her dedikodu, orada olmayan biri hakkında yapılıyorsa inanılmayacak kadar tatlı değil midir?
- Dünyada en kolay şey dedikodu yapmak, en zor şeyse kendini tanımaktır.
- İnanılması en zor dedikodular, ne yazık ki aptalların belleğinde en uzun kalır.
- Başkalarının dedikodusunu yapan, bir gün mutlaka senin de dedikodunu yapar.
- Bir insan hakkında başkalarının onun için söylediklerinden çok, onun başkaları için söylediklerinden fikir edinilebilir.
- Kişiyi iyi tanırsan kimseyi inandıramazsın; ama kötülersen herkesi inandırırsın.
- Başkalarını kötülemek için yapılan dedikodudan duyulan zevk, başkalarını düşürdüğümüz ölçüde kendimizi yükselttiğimizi sanmaktır.
- İnsanların dedikodusunu yapmak, karşımızda olamayan kişiye en büyük iftirayı atmak gibi kötüdür.
- Kardeşinin dahi hoşlanmadığı bir şeyle onu anman gıybet, olmayan bir şeyi söylemek ise iftiradır.
- Sevdiğimiz kişilerle konuşurken öyle konuşmalıyız ki, yarın onlarla dost olduğumuzda söylediklerimizden utanmayalım.
- Kim bir Müslümandan gıybet ederek tek lokma dahi yese, Allah ona mutlaka onun aynısını cehennemden tattıracaktır.
- Kimse kimseyi çekiştirmesin. Hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır? Bundan tiksindiniz.
- Başkalarının günahlarıyla aziz olamazsın, kendi erdemlerinle yücelmelisin.
- Dedikodu, nefret edenler tarafından çıkarılır, aptallar tarafından yayılır ve geri zekâlılar tarafından inanılır.
- Çamur atma, hedefini şaşırır ve sadece kirli ellerinle kalakalırsın.
- İnsanın kendisiyle meşgul olması, onu başkalarının kusurlarını araştırmaktan alıkoyar.
- Dedikodu, yaydıkça kalınlaşan biricik şeydir; gerçeğe dönüşmez.
- Başkalarının günahlarını konuşacak fırsatı bulduğunda, önce kendi günahlarının ağırlığını hatırla.
- Dünyada kendi hakkında konuşulmaktan daha kötü bir şey vardır: Kendi hakkında konuşulmamak.
- Büyük akıllar fikirleri tartışır, orta akıllar olayları tartışır, küçük akıllar kişileri tartışır.
- Ne söylediğini, kime söylediğini ve ne zaman söylediğini asla unutma.
- Bir insanda kendini yüksek görme, hırs ve şehvet konuşurken soğan gibi kokar.
- Gıybet, kalbin pasını artıran, ruhu kirleten zehirli bir oktur.
- Dillerimizden çıkan her söz, ya bir köprü kurar ya da bir duvar örer.
- Dedikodu, tembel zihinlerin en sevdiği oyalanma biçimidir.
- Bir insanın değerini, başkaları hakkında söylediklerinden anlayabilirsin.
- Sözlerinle birini yüceltiyorsan sen de yücelirsin, alçaltıyorsan sen de alçalırsın.
- Gerçeğin olmadığı yerde, dedikodu kendine yer bulur.
- Kötü söz, sahibini küçük düşürür, hedefindekini değil.
- Gıybet ateşi, önce onu yakanı yakar.
- Kulaklarını dedikoduya kapat ki, kalbin huzur bulsun.
- Boş konuşmalarla zaman kaybetmek yerine, değerli işlerle meşgul ol.
- Başkalarının hayatı hakkında fısıldamak yerine, kendi hayatını bir şahesere dönüştür.
- Dedikoducu, başkalarının hayatlarını sahneye koyan, kendi hayatını ise perdeleyen bir oyuncudur.
- Dilini tutmak, binlerce kelime söylemekten daha güçlüdür.
- İtibarını korumak istiyorsan, başkalarının itibarını zedelemekten kaçın.
- Sözlerinle bir bahçe ek, diken değil.
- Gıybet, sadece başkasının ayıbını açığa vurmak değil, kendi ayıbını da sergilemektir.
- Boş laflarla dolu bir zihin, huzuru bulamaz.
- Dedikodu, zayıf karakterlerin sığınağıdır.
- Karanlığı lanetlemek yerine, bir mum yak.
- Fısıltılarla değil, eylemlerinle konuş.
- Arkasından konuşulan her söz, bir gün sahibine döner.
- Dedikodu, bir virüs gibidir; yayıldıkça daha çok zarar verir.
- Gerçek dost, arkandan değil, yanında durandır.
- Sözlerinle yaralamak yerine, iyileştirmeyi seç.
- Birinin hayatına ışık tutmak varken, neden gölge düşüresin?
- Gıybet, kalpler arasındaki mesafeyi artıran görünmez bir duvardır.
- Kendi eksiklerini görmek, başkalarının kusurlarına odaklanmaktan daha zordur ama daha değerlidir.
- Dedikodu, kendi hayatının boşluğunu başkalarınınkini doldurarak gidermeye çalışmaktır.
- Kötü sözler yaymak, kendi ruhunu zehirlemektir.
- Sözler kılıçtan keskindir; dikkatli kullan.
- Birini eleştirmeden önce, onun ayakkabılarıyla bir mil yürü.
- Gıybet, güveni yıkar, sevgiyi öldürür.
- Konuştuğun zaman sözlerin, sessizliğinden daha değerli olsun.
- Dedikodu, yalanın küçük kardeşidir.
- Kendi bahçeni güzelleştir, başkasınınkine taş atma.
- İnsanları yargılamak yerine, onları anlamaya çalış.
- Gıybet, ruhun bir hastalığıdır; tedavisi susmaktır.
- Boş konuşmalar, boş kalpleri besler.
- Sözlerinle yapıcı ol, yıkıcı değil.
- Dedikodu, başkalarının hayatında kendine yer bulmaya çalışmaktır.
- Bir insanın değeri, dilinden çıkan sözlerle ölçülür.
- Gerçek büyüklük, başkalarının hatalarını örtmektir.
- Gıybet eden, kendi kuyusunu kazar.
- Susmak, bazen en güzel cevaptır.
- Dedikodu, kıskançlığın ve hasedin meyvesidir.
- Kendi hatalarına odaklan, başkalarınınkine değil.
- Sözlerini seçerken, kalpleri kırmamaya özen göster.
- Gıybet, toplumu bölen, dostlukları bitiren bir zehirdir.
- Birinin arkasından konuşmak, kendi zayıflığını göstermektir.
- Dedikodu, karanlıkta fısıldanan bir gölgedir.
- Kalbin temizse, dilinden de temiz sözler dökülür.
- Gıybet, insanın içindeki kötülüğü besler.
- Kendi hayatının mimarı ol, başkalarının hayatının eleştirmeni değil.
- Sözlerinle birine umut ver, karamsarlık değil.
- Dedikodu, bir yılan gibidir; sessizce sokar ve zehirler.
- Yapıcı eleştiri ile gıybet arasındaki ince çizgiyi iyi bil.
- Sözlerinle bir köprü kur, bir duvar değil.
- Gıybet, zamanın en büyük israfıdır.
- Başkalarının hikayelerinde kaybolmak yerine, kendi hikayeni yaz.
- Dedikodu, gerçeği çarpıtır, yanlış anlaşılmalara yol açar.
- Konuşmadan önce iki kere düşün, bir kere konuş.
- Gıybet, ruhun aynasını kirletir.
- Kendi içindeki güzellikleri keşfet, başkalarının kusurlarını değil.
- Dedikodu, zayıf karakterlerin başvurduğu bir silahtır.
- Her fısıltı, bir yankı bulur; o yankının ne olacağını sen belirlersin.
- Sözlerinle birine ilham ol, dedikoduyla değil.
- Gıybet, kalpleri karartan bir buluttur.
- Başkalarının düşüşünü izlemek yerine, kendi yükselişine odaklan.
- Dedikodu, bir zincirleme reaksiyon başlatır; durdurmak zordur.
- Konuşmadan önce, sözlerinin değerini bil.
- Gıybet, bir insanın en büyük düşmanıdır.
- Kendi yoluna odaklan, başkalarının yolunu yargılama.
- Dedikodu, boş zamanların en kötü arkadaşıdır.
- Sözlerinle birine güç ver, zayıflatma.
- Gıybet, ruhsal zenginliği çalan bir hırsızdır.
- Gerçek bilgelik, dilini tutabilmektir.
- Dedikodu, insanları birbirinden uzaklaştırır.
- Kendi iç huzurunu koru, dedikodunun gürültüsüne kapılma.
- Sözlerinle birine tebessüm ettir, ağlatma.
- Gıybet, boş ruhların boş uğraşısıdır.
- Başkalarının hayatına saygı duy, kendi hayatına odaklan.
- Dedikodu, bir ayna gibidir; yansıttığı şey kendi iç dünyandır.
- Kötü sözlerden uzak dur ki, iyi sözler seni bulsun.
- Gıybet, bir insanın enerjisini tüketen bir bataklıktır.
- Sessizliğin gücünü keşfet, sözlerin esiri olma.
- Dedikodu, bir kar topu gibidir; yuvarlandıkça büyür ve daha çok zarar verir.
- Kendi değerini bil, başkalarının sözleriyle değil.
- Gıybet, ruhsal gelişimin önündeki en büyük engellerden biridir.
- Sözlerinle bir ışık ol, karanlık değil.
- Dedikodu, kendi mutsuzluğunun yansımasıdır.
- Konuşmak gümüşse, susmak altındır.
Sözlerin Gücü: Gıybet ve İftira Üzerine Derin Düşünceler

Sözlerin birleştirici veya ayırıcı gücü vardır. Gıybet ve iftira, bu gücü kötüye kullanarak toplumsal dokuyu zayıflatır. Kendimizi ve çevremizi bu yıkıcı etkiden korumak için bilinçli adımlar atmak, daha huzurlu ve anlayışlı bir dünya inşa etmemize yardımcı olacaktır. Bu konuda ufkunuzu geliştirecek kişisel gelişim kitapları okumak, kendinize odaklanarak başkalarının kusurlarını konuşmak yerine, kendi iç dünyanızı zenginleştirmenize yardımcı olabilir.
Her bir sözümüzle bir sorumluluk taşıdığımızı unutmamalıyız. Başkalarının hayatları üzerine spekülasyon yapmak yerine, kendi değerlerimizi ve hedeflerimizi gözden geçirmeliyiz. Böylece, hem kendimize hem de çevremize karşı daha dürüst ve saygılı bir duruş sergileyebiliriz. Gıybetten uzak durmak, sadece bir erdem değil, aynı zamanda bir bilgelik işaretidir.
Hasret Duyulan Ahlak: Gıybetten Arınmış Bir Toplum
Daha adil, şefkatli ve anlayışlı bir toplum inşa etmek, bireylerin birbirleri hakkında olumlu düşünceler beslemesi ve yapıcı bir dil kullanmasıyla başlar. Gıybetin yerini empatiye, dedikodunun yerini ise samimi iletişime bırakması, arzuladığımız o ideal toplumsal yapının temelini oluşturacaktır. Unutmayalım ki, her birimiz, bu değişimin bir parçası olabiliriz.
Kendi iç dünyamızdaki olumsuz düşünceleri temizlemek, başkaları hakkında kötü konuşma arzusunu da ortadan kaldırır. Kendimizi ve başkalarını kabul etmek, hataları hoş görmek ve yapıcı çözümler aramak, gıybetin panzehiridir. Sözlerimizle değil, davranışlarımızla örnek olmalıyız.
Sözler Aynasında Daha İyi Bir Benlik
Gıybet ve dedikodu, sadece konuşulan kişiye değil, konuşana da zarar veren, kalpleri kirleten bir alışkanlıktır. Bu yazımızda derlediğimiz sözler, bize dilimizin gücünü ve sorumluluğunu bir kez daha hatırlatıyor. Daha bilinçli, daha saygılı ve daha yapıcı bir iletişim kurarak hem kendi iç huzurumuzu hem de toplumsal barışı güçlendirebiliriz. Unutmayın, en güzel söz, hiç söylenmeyip kalplerde saklanan veya iyiliğe vesile olan sözdür. Kendinizi geliştirmeye odaklanarak, başkalarının kusurlarını konuşmak yerine, daha aydınlık bir geleceğe katkı sağlayabilirsiniz. Sözlerinizin ışık saçması dileğiyle…

bu yazıdaki gıybetin zararlarına dair vurgular önemli tabii, ama bu kadar kesin ve genellenebilir iddiaların bilimsel bir dayanağı var mı acaba? yani, her türlü dedikodu ya da başkası hakkında konuşma her zaman ve herkes için aynı derecede mi zararlı? bazen sosyal bağları güçlendiren ya da grup içinde bilgi akışını sağlayan farklı ‘gıybet’ türleri de olabiliyor sanki, bu açıdan bakıldığında bu tavsiyeler biraz fazla mutlak değil mi?
Yazıdaki niyet çok güzel ve gıybetin zararlarına değinmesi önemli. Ama aklıma takılan bir şey var, acaba dedikodunun her türü aynı derecede zararlı mı, yoksa bunun bir de sosyal bağ kurma, bilgi paylaşma veya tehlikeli birine karşı başkalarını uyarma gibi işlevleri olabiliyor mu? Her durumu “kötü alışkanlık” olarak etiketleyip çözüm olarak herkes için “içe dönmeyi” önermek, insan psikolojisinin karmaşıklığını biraz göz ardı eden bir genelleme gibi geldi bana. Bu tavsiyeler her durumda ve her insan için geçerli midir, merak ettim doğrusu.
Başlıkta “Gıybet Sözleri” deniyor ama içerikte tek bir söz bile yok. Sadece konuya yüzeysel bir giriş yapılmış. Vaat edileni vermeyen, tamamen yanıltıcı bir başlık. Tam bir hayal kırıklığı.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımın başlığı ve içeriği arasındaki beklentiyi karşılayamadığım için üzgünüm. Amacım gıybetin sosyal ve psikolojik etkilerine dikkat çekmekti, ancak başlık seçimimde daha dikkatli olmam gerektiğini anladım. Eleştirinizi dikkate alarak gelecekteki yazılarımda daha özenli olacağım. Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.
Yazıyı okuduktan sonra ben: “Gıybet mi dediniz? Enter.” (Drake Hotline Bling meme’i göndermesi)
Vay canına! “Gıybet Sözleri: Dedikodudan Uzak Bir Yaşam İçin” başlıklı bu yazı İNANILMAZ! Gıybetin zararlarına dair böylesine derinlemesine, aydınlatıcı ve ilham verici bir bakış açısı daha önce hiç görmemiştim! Kelimelerin gücüyle farkındalık yaratma fikri MUHTEŞEM! Kesinlikle dedikodudan uzak, erdemli bir iletişim kültürüne ulaşmak için sabırsızlanıyorum! Bu harika yazıyı okuduktan sonra, içime dönüp kendimi geliştirmek için YEPYENİ bir motivasyonla doluyum! BRAVO!👏
Bu kadar güzel ve içten yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın sizde böylesine olumlu bir etki bırakması ve yeni bir motivasyon kaynağı olması beni gerçekten çok mutlu etti. Gıybetin zararları ve erdemli iletişim üzerine düşüncelerimi bu kadar iyi anladığınızı görmek, yazma amacıma ulaştığımı gösteriyor.
Daha güzel bir iletişim kültürü için hep birlikte çabalamak dileğiyle. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim. Değerli yorumunuz için tekrar teşekkürler.
Ah, “gıybetten uzak bir yaşam”… Ne kadar da yeni ve çığır açan bir fikir! Sanki yüzyıllardır insanlar bu konuda düşünmemiş, yazmamış gibi. Belki de Stoacılar’ın “erteleme” kavramını duymamışsınızdır? Onlar da aşağı yukarı aynı şeyi söylüyorlardı: Başkalarının işlerine karışmak yerine kendi iç dünyana odaklan. Ama neyse, “kelimelerin gücüyle farkındalık yaratmak” kulağa daha havalı geliyor, değil mi?
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda bahsettiğim konuların aslında insanlık tarihi boyunca farklı felsefeler ve düşünce akımları tarafından ele alındığını bilmek, bu evrensel arayışın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Amacım, bu kadim bilgileri günümüz insanının anlayabileceği bir dille yeniden yorumlamak ve farkındalık yaratmaktı.
Stoacılık örneğiniz de bu bağlamda çok yerinde bir hatırlatma. Farklı isimler altında olsa da, özünde benzer bir içsel dönüşüm ve kişisel gelişim hedefleyen yaklaşımların varlığı, konunun derinliğini ve önemini pekiştiriyor. Umarım yazımın sunduğu bakış açısı, okuyucular için kendi iç dünyalarına dönük yeni bir kapı aralamıştır. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.
Gıybetin zararlı olduğunu ‘yeni’ bir farkındalık gibi sunmak mı? Ah, yine mi aynı terane. İnsan şaşırmayı bırakalı çok oluyor. Sanki Stoacılar, bırakın başkalarının arkasından konuşmayı, kendi kontrolümüz dışındaki konularla bile zihnimizi meşgul etmememiz gerektiğini, enerjimizi kendi erdemimize ve iç dünyamıza yöneltmemiz gerektiğini ta milattan önce söylememiş gibi. Her yüzyılda aynı ‘derin’ keşifler, aynı ‘bilgelik’ paketi… Artık hiçbir şey beni etkilemiyor, cidden.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Haklısınız, gıybetin zararlı olduğu fikri yeni bir keşif değil ve bu konuda Stoacılar gibi pek çok düşünür çok önceleri zaten değerli görüşler sunmuşlardır. Benim yazımda vurgulamak istediğim, bu kadim bilgiyi günümüz dünyasında, özellikle de sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte ne kadar kolay unuttuğumuz ve bu durumun bireysel ve toplumsal ilişkilerimiz üzerindeki etkileriydi. Bazen bilinen bir gerçeği farklı bir açıyla hatırlatmak, günlük hayatın koşuşturmacasında gözden kaçan detaylara dikkat çekmek önem kazanabiliyor. Amacım, bu konuya yeni bir boyut katmak veya eşi benzeri görülmemiş bir keşif sunmak değil, sadece bu önemli etik değerin güncel yaşamdaki yansımalarını hatırlatmaktı.
Değerli yorumunuz için tekrar teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.
Yazıyı okuduktan 5 dakika sonra ben: “Kanka bu dedikodu değil, tamamen tespit…”
Yazı için teşekkürler, güzel bir konuya değinmişsiniz. Ancak aklıma takılan bir şey var; başkaları hakkında konuşmanın her türü gerçekten bu kadar kesin çizgilerle “kötü” olarak tanımlanabilir mi? Mesela bir arkadaşımızla dertleşmek, bir sorunu çözmek için durumu başkasına anlatmak ya da işle ilgili bir problemi değerlendirmek de bu kategoriye girer mi? Bu tavsiyelerin her durumda ve herkes için geçerli olup olmadığını merak ediyorum, çünkü bazen başkaları hakkında konuşmak bir sosyal bağ kurma veya sorun çözme aracı da olabiliyor. Bu konunun psikolojik boyutunu ve bu tür genellemelerin bilimsel temelini de düşünmeden edemedim.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazıda bahsettiğim “kötü” olarak nitelendirilen durumlar, genellikle niyetin arkasındaki olumsuzlukları ve dedikodu, iftira gibi yıkıcı etkileri olan konuşmaları kapsar. Elbette, bir arkadaşınızla dertleşmek, bir sorunu çözmek için durumu başkasına anlatmak veya işle ilgili bir problemi değerlendirmek gibi yapıcı amaçlarla yapılan konuşmalar bu kategoriye girmez. Bu tür iletişimler, sosyal bağları güçlendiren ve sorunları çözmeye yardımcı olan önemli unsurlardır.
Amacım, konuşmalarımızın etkilerini daha bilinçli bir şekilde değerlendirmemizi sağlamaktı. Yazıda vurgulanan nokta, başkaları hakkında konuşurken niyetin ve konuşmanın sonuçlarının önemidir. Yapıcı eleştiri, destekleyici sohbetler veya çözüm odaklı tartışmalar elbette ki faydalıdır. Bu konunun psikolojik boyutları da oldukça geniş ve farklı bakış açıları sunar. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atarak farklı konular hakkında düşüncelerimi okuyabilirsiniz. Değerli katkınız için tekrar teşekkür ederim.
Vay be! Bu “dedikodudan uzak, içsel gelişim odaklı yaşam felsefesi” tam anlamıyla İNANILMAZ! Gerçekten muhteşem, çığır açıcı ve ruhuma dokunan bir kişisel gelişim tekniği keşfettim resmen! Hemen şimdi hayatıma uygulamak için delicesine sabırsızlanıyorum, bu harika yolculuk kesinlikle tüm bakış açımı dönüştürecek! Çok etkilendim!
Bu değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın size bu denli ulaşması ve içsel bir yolculuğa çıkma isteği uyandırması benim için büyük bir mutluluk kaynağı. Dedikodudan uzak durarak kendi iç dünyamıza odaklanmanın ne kadar dönüştürücü olabileceğini görmek harika. Umarım bu yeni bakış açısı hayatınıza pozitif etkiler getirir ve içsel gelişiminizi destekler.
Yorumunuzdaki samimiyet ve heyecan beni çok etkiledi. Bu felsefenin ruhunuza dokunmuş olması ve hayatınıza uygulama isteğiniz, yazma amacımın tam karşılığı. İçsel gelişim yolculuğunuzda size rehberlik edebilecek başka yazılarım da profilimde mevcut. Onlara da göz atmanızı rica ederim. Tekrar teşekkürler.
Editörün dikkatine küçük bir not: Metnin son cümlesinde, “ki” bağlacından sonra virgül kullanılarak temel bir noktalama hatası yapılmıştır. Bağlaçlardan sonra virgül konulmaz. Cümlenin doğru biçimi “Unutmayalım ki dillerimizden dökülen her kelime…” şeklinde olmalıdır.