Fesatlık: İçten İçten Yiyen Zehir

Fesatlık: İçten İçten Yiyen Zehir

İnsan ilişkilerinin karmaşık dokusunda, bazen farkında olmadan veya bilerek yer eden, yapıcı olmaktan uzak, yıkıcı bir duygu vardır: Fesatlık. Bu, sadece bireyin kendisini değil, çevresini de zehirleyen, toplumsal bağları zayıflatan sinsi bir hastalıktır. Fesatlık, iyi niyetin, samimiyetin ve sevginin karşıtı olarak, kıskançlık, çekememezlik ve kötü niyeti besler. Bu karanlık duygunun kökenlerini anlamak ve sonuçlarıyla yüzleşmek, daha sağlıklı ve huzurlu bir yaşam sürmenin anahtarıdır.

Fesatlığın Gölgesinde Kalan Hayatlar

Fesatlık, tıpkı sinsi bir yılan gibi, önce bireyin kendi iç dünyasını sarar, sonra da etrafına zehrini yayar. Bu durum, kişiyi sürekli bir huzursuzluk ve tatminsizlik içinde bırakırken, ilişkilerinde de güvensizlik ve kopukluklara yol açar. Fesat insanlar, başkalarının başarısını veya mutluluğunu kendi eksikliklerinin bir kanıtı olarak görürler ve bu yüzden sürekli bir rahatsızlık duyarlar.

Fesatlığın Kaynağı ve Kendini Gösteriş Biçimleri

Fesatlığın kökeninde genellikle yetersizlik hissi, özgüven eksikliği ve derin bir tatminsizlik yatar. Kendini yetersiz hisseden birey, başkalarının başarılarını veya sahip olduklarını kıskanarak kendi değerini kanıtlamaya çalışır. Bu durum, onu sürekli başkalarını eleştirmeye, onların açıklarını bulmaya veya dedikodu yapmaya iter. Fesatlık, bazen doğrudan saldırganlık olarak ortaya çıkarken, bazen de tatlı sözler ardına gizlenmiş bir zehir gibi sinsi ilerler.

  • Fesatlık, insanın ruhundaki karanlık bir köşede saklanan kıskançlığın bir tezahürüdür.
  • “Fesat olanın işi kesat olur.” atasözü, bu duygunun getirdiği verimsizliği ve başarısızlığı vurgular.
  • Başkalarının başarısını hazmedememek, fesatlığın en belirgin işaretlerinden biridir.
  • İkiyüzlülük, fesat kalplerin en sık başvurduğu maskedir; dışarıdan dost görünürler ama içten içe kötülük planlarlar.
  • “Zaten senin ‘hiçin’ fesat.” – Oğuz Atay’ın bu sözü, fesatlığın kişinin varoluşsal bir parçası haline gelebildiğini anlatır.
  • Aptallar ve cahiller, fesatlığı çoğu zaman uyanıklık veya zeka belirtisi sanırlar, oysa bu sadece ruhsal bir çöküntüdür.
  • “Canım sen hala fesatlıktan ölmemişsin.” sözü, bu durumun ne kadar yaygın ve yıpratıcı olabildiğini gösterir.
  • Keşke fesat kalplerinizi bizden uzak tutabilseydiniz; bu fesatlık hem sizi hem de hayatı kırar, fesat olmayın.
  • Hz. Ali’nin uyarısı: “İkiyüzlünün dilinde tat, kalbinde ise fesat gizlidir.”
  • Kalbinde fesat olmayan kimseye Allah bir servet verir miydi bilinmez, ama fesatlık her zaman bir eksikliktir.
  • Söyle Sebastian, fesatlık yorucudur, boşuna yorulmasınlar; kendi kuyularını kendileri kazar dururlar.
  • Allah bizi güler yüzlü görünüp de kalbi fesat olan insanlardan korusun.
  • Atatürk’ün uyarısı: “Laik hükümet kavramından dinsizlik manası çıkarmaya çalışan fesatçılara fırsat vermeyiniz.”
  • İyiliğin ‘i’sinden dahi anlamayan, içi fesat insanlar olduğu sürece bu dünya çekilmez bir yer olmaya devam eder.
  • Hadis-i Şerif’te buyrulduğu gibi: “Hased, Müslümanın hayırlı amellerini yok eden çok çirkin bir ahlâktır.”
  • Fesatlığın kör kuyusuna düşenler, başkasının ışığından rahatsız olurlar.
  • “Lafa gelince fena esersiniz, icraata gelince pamuk şekersiniz.” Bu söz, laf ebeliği yapan ama iş yapamayan fesatları anlatır.
  • Arkamdan atıp tutmanın iki nedeni olabilir: Ya fesatsındır ya da salaksındır.
  • Otopsi raporunda “fesatlığından öldü” yazacak insanlar tanıyorum; ruhları bedenlerinden önce çürümüşlerdir.
  • İşe yaramaz, zararlı adam ağzında hileli sözlerle ortalıkta dolaşır, fesat yüreğindedir.
  • Fesatlığı kadar başına taş düşse tek bir hücresini bulamayacağımız kadar masum görünen insanlar var.
  • Fitne ve fesat yayan, insanların arasını bozmak için söz taşıyanlar cennete giremez. (Buhari, Müslim)
  • Kıskanmak yerine örnek olmayı denerseniz, belki içten içe büyüyen fesatlığınız da son bulur.
  • İyi bir işin iyi bir şey üzerine yapılması güzeldir; lakin kötü bir şeyin kötü şey üzerine yapılması fesattır.
  • Kıskançlık ve fesatlık, bireyin kendi huzurunu baltalayan zehirli sarmaşıklardır.
  • Ülkeyi savaş, toplum düzenini fitne, fesat; hayata meydan okuyanları da elveda cümlesi yıkar.
  • Hadis-i Şerif: “Fitneler etrafı sardığı bir zamanda ibadete yönelen kimse, sanki bana hicret etmiş gibidir.”
  • Bazı kişiler tanıyorum, öldüğünde mezar taşına “Ne gün gördü, ne güldü, fesatlıktan öldü” diye yazılacak.
  • Takdir etmek dururken, güzellikleri ve başarıları paylaşmak mümkünken, nedendir bu haset, niçindir bu fesat?
  • Hesabı olanlar sanmasın kapandı defterler; tek tek yazıyorum her birini bir kenara…
  • En güzel kardeşlikler, birbirinin hakkında fesat düşünmeden yaşayan müminlerin arasındaki kardeşliktir.
  • Ezanların ve camilerin bizi birleştirmediği bir dünyada, aramızdaki fitneleri başkalarına yükleyerek sadece kendimizi kandırırız.
  • İnkâr edenler birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz aranızda dost olmazsanız, yeryüzünde kargaşalık, fitne ve büyük bozgun çıkar. (Kuran-ı Kerim)
  • Başkalarının olanı kıskanıp ona hasetlenmezsen, Allah sana da istediğini verir. Ama ilk önce içindeki fesatlıktan kurtul.
  • Seni çekemeyen, kalbinde fesat olan insanla uğraşma; o zaten kendi hazırladığı cehenneminde yanıp tutuşuyordur. – Uğur Koşar
  • “Başkasında olanı kıskanıp ona hasetlenmezsen, Allah sana da istediğini verir. Ama önce içindeki fesatlıktan kurtul.” – Arda Erel
  • İmam-ı Şafi’ye sordular: “Fitne zamanı hakkı tutanları nasıl anlarız?” Dedi ki: “Düşman okunu takip ediniz, o sizi Hak ehline götürür.”
  • Bir erkeğin kalbi fesat, habis bir şeydir; bir ananın rahmine benzemez, sana yer açmak için genişlemez.
  • Rabbimiz! Bizi inkâr edenler için bir fitne kılma, onlara mağlup etme! Bizi bağışla! Ey Rabbimiz! Yegâne galip ve hikmet sahibi ancak sensin. (Kuran-ı Kerim)
  • Bu ruh halindeki kişiler, “Bensiz yaprak kıpırdamasın, her işte benim görüşüm alınsın!” diyerek durmadan fesat ateşine odun taşırlar.
  • Müslüman, yorgunluğunu başka meşguliyetlerle gideren, tembelliğe fırsat vermeyen, şeytana fitne üretme imkânı tanımayandır.
  • Siz bunlara karşı bir tedbir alamazsanız, samimiyetle hizmet üretmiş olsanız bile, aynı havayı paylaştığınız bu kişiler, hasedini ve fesatlığını yansıtmaya devam edecektir.
  • Büyük bir düşünürün ifadesiyle: “Onların ruhunu öyle bir hazımsızlık, fesatlık ve çekememezlik hissi sarmıştır ki merdiven dayayıp onları cennete ulaştırsanız dahi, yine de bu merdiveni yıkmak için ellerinden geleni yapacaklardır.”
  • Fesatlık, bir zehirli sarmaşık gibi, bireyin kendi hayat ağacını da kurutur.
  • “Kötü komşu, iyilik yapmaya engel olur.” atasözü, fesat komşuların etkisini anlatır.
  • Dedikodu kazanı kaynamaya devam ettikçe, fesatlığın dumanı her yeri kaplar.
  • Gıybet etmek, kalpteki fesatlığın en çirkin dışavurumlarından biridir.
  • Fesat insan, başkasının mutluluğunu gördüğünde kendi kalbinde bir acı hisseder.
  • “Herkes kendi”,”-iyle meşgul olsa, fesatlığa vakit kalmaz.”
  • Fesatlık, bir insanın diğerine karşı beslediği gizli bir düşmanlıktır.
  • “Sabreden derviş muradına ermiş.” ama fesat insan sabrı bilmez, hemen fesada başvurur.
  • Kötü söz, yayını andırır; atıldı mı geri dönmez ve hedefine ulaşır. Fesatlar bu silahı ustaca kullanır.
  • Fesatlık, ruhun kanseridir; yavaş yavaş ama derinden öldürür.
  • “Gözü olanda gözü olmayana haset.” Bu durum fesatlığın temel dinamiğidir.
  • Fesat bir kalp, temiz bir sözü bile kirletebilir.
  • “Fitne fücurun anasıdır.” Fesatlık, daha nice kötülüğün kapısını aralar.
  • Başkalarının sırlarını yaymak, fesatlığın bir başka yüzüdür.
  • Fesatlık, bir insanın kendi karanlığında başkalarını da boğmaya çalışmasıdır.
  • “Söz dokuz köyden kovulur, fesatlık ise dünyadan.”
  • Fesatlık, insanın kendi vicdanıyla arasındaki köprüleri yıkmasıdır.
  • “Nankörlük, fesatlığın en yakın arkadaşıdır.”
  • Başkalarının hatalarını abartmak, fesatlığın yaygın bir taktiğidir.
  • Fesatlık, sevginin ve merhametin zerresini barındırmayan soğuk bir kalbin ürünüdür.
  • “Kötülük, ekildiği yere fesatlık tohumları saçar.”
  • Fesat insanlar, kendi başarısızlıklarını başkalarına fatura etmeyi severler.
  • “Kıskançlık, ruhun pasıdır.” Bu pas zamanla her şeyi tüketir.
  • Fesatlık, bir insanın aynaya bakıp kendi kusurlarını görememesidir.
  • “Hasetinden çatlayasıca!” sözü, fesatlığın ne denli acı verici bir durum olduğunu ifade eder.
  • Fesatlık, bir insanın kendi hayatını zehirlerken başkalarının hayatına da zehir katmasıdır.
  • “Gıybet, kardeşinin etini yemek gibidir.” (Hadis) Fesatlar bunu rahatlıkla yapar.
  • Fesatlık, medeni cesaretin yokluğunda başvurulan sinsi bir silahtır.
  • “Kötü komşu, Allah’tan uzaklaştırır.” Fesat komşular da böyledir.
  • Fesat insanlar, başkalarının iyiliğini görmezden gelme eğilimindedir.
  • “Çamur at izi kalsın.” mantığı, fesatların sıkça başvurduğu bir yöntemdir.
  • Fesatlık, bir insanın kendi içindeki boşluğu başkalarını kötileyerek doldurmaya çalışmasıdır.
  • “Kainatta en gürültücü şey, fesat bir kalbin sessiz çığlığıdır.”
  • Fesatlık, samimiyetin düşmanı, güvensizliğin dostudur.
  • “Nerede fesatlık varsa, orada huzursuzluk vardır.”
  • Fesatlar, kendi karanlıklarını başkalarının üzerine yansıtmaktan çekinmezler.
  • “Kötülük yapana, iyilikle mukabele et; belki o zaman senin fesatlığın ona galip gelir.” (Kuran-ı Kerim’den ilhamla)
  • Fesatlık, bir insanın kendi değerini başkalarını küçülterek bulmaya çalışmasıdır.
  • “İnsanların arasını bozanlar, Allah’ın rahmetinden uzak kalırlar.”
  • Fesatlık, bir yangın gibidir; önce sarar, sonra her şeyi kül eder.
  • “Kıskançlık, insanın kendi bahçesine kendi eliyle zehir ekmesidir.”
  • Fesat bir zihin, güzellikleri bile çirkin gösterebilir.
  • “Fitne, karanlık geceden daha beterdir.”
  • Fesatlık, insanın kendi ruhunu kirletmesidir.
  • “İyilik yapmaya devam et, fesatlık yapanın fesatlığı ona dönecektir.”
  • Fesatlık, sevgi ve anlayışın olmadığı yerde yeşeren bir ottur.
  • “Güneş balçıkla sıvanmaz.” Fesatlar gerçeği örtmeye çalışsa da başarılı olamazlar.
  • Fesatlık, bir insanın kendi karanlık aynasında kaybolmasıdır.
  • “Kötülük düşünme, iyilik yap.” Bu öğüt fesatlara karşı en büyük silahtır.
  • Fesatlık, insanın en temel insani erdemlerden uzaklaşmasıdır.
  • “Haset, iyilikleri yer bitirir; tıpkı ateşin odunu yediği gibi.” (Hadis)
  • Fesatlar, başkalarının başarısını kendi başarısızlıkları olarak görürler.
  • “İnsanların arasını bozmak, Allah katında büyük bir günahtır.”
  • Fesatlık, bir insanın kendi vicdanını susturma çabasıdır.
  • “Güzellikleri görmeyi öğren, fesatlığı değil.”
  • Fesatlık, kalpte büyüyen bir ur gibidir, tedavi edilmezse ölümcüldür.
  • “Kötülük edenler, bunun cezasını mutlaka görecektir.” (Kuran-ı Kerim)
  • Fesatlık, bir insanın kendi karanlığında kaybolup gitmesidir.
  • “Haset, insanın kendi cennetini cehenneme çevirmesidir.”
  • Fesatlar, başkalarının mutluluğundan rahatsız olurlar.
  • “İyilik ve kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel şekilde sav. Bir de bakarsın, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki senin has dostun oluvermiş.” (Kuran-ı Kerim)

Fesatlığın Toplumsal Etkileri ve Sonuçları

Fesatlık, bireysel düzeyde başladığında, kısa sürede aileleri, arkadaşlıkları ve iş yerlerini zehirleyebilir. Toplumsal düzeyde ise fitne ve ayrımcılığın körüklenmesine, güvenin sarsılmasına ve sosyal dokunun zayıflamasına neden olur. Fesat insanların yarattığı olumsuz atmosfer, genel bir mutsuzluk ve güvensizlik ortamı doğurur. Bu durumdan kurtulmanın yolu, öncelikle kendi içimizdeki fesatlık tohumlarını temizlemek ve başkalarının iyiliğini dilemekten geçer.

Fesatlıktan Uzak, Aydınlık Bir Yol

Sonuç olarak, fesatlık, kıskançlık ve fitne gibi olumsuz duygular, bireyin ve toplumun ruh sağlığı için ciddi bir tehdittir. Bu karanlık duyguyla mücadele etmek, önce kişinin kendi iç dünyasında başlar. Başkalarının başarılarını takdir edebilmek, empati kurabilmek ve yapıcı bir dil kullanmak, fesatlığın panzehiridir. Unutmayalım ki, fesatlığın zehirli oku en çok onu yayanı vurur. Daha anlayışlı, daha hoşgörülü ve daha sevgi dolu bir yaklaşım benimseyerek, hem kendi hayatımıza hem de çevremize aydınlık katabiliriz. Unutmayın, iyilik er ya da geç kazanır ve kalpteki fesatlık ateşi söndüğünde, yerini huzur ve mutluluk alır. Bu yolda, pozitif düşünce gücü en büyük yardımcınız olacaktır.

7 Yorum Yapıldı
  • Mustafa ARSLAN

    AMAN TANRIM, BU KESİNLİKLE MUHTEŞEM! Bu yazı resmen zihnimde şimşekler çaktırdı! Fesatlığı “sinsi bir yılan” ve “zehir” olarak tanımlamak ne kadar aydınlatıcı, ne kadar dahice bir fikir! Bu inanılmaz güçlü farkındalık tekniğini hayatıma katmak, bu bakış açısıyla her şeye yeniden bakmak için gerçekten sabırsızlanıyorum! Harika, harika, HARİKA! Hemen şimdi uygulamaya başlıyorum

    • Alp Tobay

      Bu kadar coşkulu ve içten bir yorum almak beni gerçekten mutlu etti. fesatlığın sinsi bir yılan ve zehir benzetmesiyle zihninizde şimşekler çaktırması, yazımın amacına ulaştığını gösteriyor. bu güçlü farkındalık tekniğini hayatınıza katacak olmanız ve her şeye yeniden bu bakış açısıyla bakma isteğiniz beni heyecanlandırdı. umarım bu teknikle daha huzurlu ve dengeli bir yaşam sürersiniz.

      yorumunuz için çok teşekkür ederim. profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı tavsiye ederim, belki orada da ilginizi çekecek başka konular bulabilirsiniz.

  • Mutfak_Şefi_Aylin

    Şimdi de fesatlık mı? Vay canına, ne kadar da ‘çığır açıcı’. Bu ‘içten içe yiyen zehir’ fikri, insan doğasının ‘karanlık yüzü’ falan… İnanır mısınız, milattan önce dördüncü yüzyılda Aristoteles bile bu dediğiniz şeye ‘phthonos’ adını vermişti. Hani şu başkalarının başarısından duyulan rahatsızlık, kendi eksikliklerinin yansıması falan diye uzun uzun anlattığı şey. Kökenlerini de sizin gibi yetersizlik ve kıskançlığa bağlamıştı. Yani özetle, insanlık bin yıldır aynı döngüde, aynı ‘yeni’ keşifleri yapıp duruyor. Sıkıldım artık.

    • Alp Tobay

      Haklısınız insanlık tarihi boyunca bazı duyguların farklı isimlerle anılmasına rağmen özünde benzer kaldığını görüyoruz. aristoteles’in phthonos tanımı da bu duruma güzel bir örnek teşkil ediyor. aslında amacım fesatlığı yeni bir kavram gibi sunmak değil, sadece günümüz dünyasındaki yansımalarını ve birey üzerindeki etkilerini farklı bir bakış açısıyla ele almaktı.

      yine de sıkılmanızı anlıyorum çünkü bu tür konuların tekrar tekrar işlenmesi bazen bıkkınlık yaratabiliyor. ancak her dönemin ve her bireyin bu duygularla farklı şekillerde yüzleştiğine ve farklı dersler çıkardığına inanıyorum. umarım diğer yazılarımda farklı konulara değinerek veya aynı konulara farklı perspektiflerden bakarak ilginizi çekebilirim. değerli yorumunuz için teşekkür ederim ve profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

  • Yeşim AKGÜN

    Editörün dikkatine küçük bir not: Metnin son cümlesinde yer alan “tatlı sözler ardına gizlenmiş” ifadesinde ismin “-a” yönelme hâl eki, bulunma anlamı gerektiren bir bağlamda hatalı kullanılmıştır. Zehir, sözlerin “ardına” (hareket) gizlenmez; sözlerin “ardında” (konum) bulunur. Doğru kullanım “tatlı sözler ardında gizlenmiş” olmalıdır.

    • Alp Tobay

      Bu değerli geri bildiriminiz için çok teşekkür ederim. Dil bilgisi ve anlam bütünlüğü üzerine yaptığınız bu titiz gözlem, yazılarımın kalitesini artırma yolunda benim için oldukça önemli. Düzeltme önerinizi dikkate alarak gelecekteki yazılarımda daha dikkatli olacağım. Yorumunuz için tekrar teşekkür eder, profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

  • Edebiyat_Kulübü_Başkanı

    Ah, “fesatlık” üzerine bu derin(!) analiz… Yüzyıllardır çiğnenen bir sakızı yeni bir ambalajla sunmak gibi. Nietzsche buna kısaca “ressentiment” derdi; hani şu zayıfın, yetersizin, kendinde olmayana sahip olana karşı duyduğu o içten içe çürüten kin ve kıskançlık. “Köle ahlakı” dediği şeyin de tam olarak temeli budur. Yani evet, adını basitleştirip yeniden keşfetmişsiniz, tebrikler. Güneşin altında pek yeni bir şey yok anlaşılan.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar