Erzurumlu Fıkraları: Kahkaha Dolu Anılar ve Kültürel Miras

Farklı kültürü, tarihi ve doğal güzellikleriyle bilinen Erzurum, aynı zamanda kendine has mizah anlayışıyla da gönüllerde taht kurmuştur. Anadolu’nun bu kadim şehrinden çıkan fıkralar, sadece güldürmekle kalmaz, aynı zamanda bölgenin yaşam biçimini, insanının hazırcevaplığını ve sıcaklığını da yansıtır. İnsanların hayatına neşe katan, stresle başa çıkmada etkili bir araç olan mizah, özellikle Erzurum fıkraları aracılığıyla kültürel bir köprü görevi görür. Bu fıkralar, geçmişten günümüze aktarılan ortak hafızanın bir parçası olarak, bizleri hem birbirimize yaklaştırır hem de hayatın zorluklarına karşı gülümsemeyi hatırlatır. Çocukluk yıllarımızda olaylara önyargısız yaklaşıp her şeye şans tanırken, zamanla yaşamın gerçeklerini öğreniriz. Ancak bu süreçte bile gülmeyi ve mizahı hayatımızdan çıkarmamak, ruhsal sağlığımız ve sosyal ilişkilerimiz için büyük önem taşır. Erzurumlu fıkraları, bu bağlamda hem eğlenceli birer okuma materyali hem de derinlemesine kültürel birer hazinedir.
Anadolu Mizahının Gülen Yüzü: Erzurum Fıkraları Neden Bu Kadar Seviliyor?

Erzurum fıkraları, kendine özgü lehçesi, gündelik yaşamın içinden kesitler sunan konuları ve karakterlerin hazırcevaplığı ile öne çıkar. Bu fıkralar, çoğu zaman basit bir olayı alıp, beklenmedik bir espriyle sonlandırarak okuyucuyu veya dinleyiciyi kahkahaya boğar. Bölgenin coğrafi ve sosyal koşulları, insanların mizah anlayışını şekillendirmiş, ortaya samimi ve yerel bir komedi kültürü çıkarmıştır.
Bu fıkraların sevilebilirliği, taşıdıkları evrensel temalarla yerel renklerin harmanlanmasından kaynaklanır. İnsanların birbirleriyle olan iletişimi, karşılaştıkları zorluklar, günlük hayattaki absürt durumlar ustaca işlenir. Erzurum fıkraları, sadece birer anlatı olmanın ötesinde, Anadolu insanının zekasını, yaşam enerjisini ve zorluklar karşısındaki direncinin bir yansımasıdır.
Anlayış Farklılıkları ve Beklenmedik Cevaplar
Erzurum fıkralarının önemli bir bölümü, iletişimsizlikten veya farklı bakış açılarından kaynaklanan yanlış anlamaları ve bunlara verilen hazırcevap yanıtları konu alır. Bu durumlar, gündelik hayatın akışında karşılaşılan komik anları ortaya çıkarır.
- 1. Vışşşş Sen Ne?
Trafik lambaları şehre yeni konulmuştur. Trafik polisi, kırmızı ışıkta geçen teyzeyi durdurur: “Teyze teyze dur, nereye gidiyorsun?” Teyze cevaplar: “Vışşşş devamsız, sene ne? Eltimgile gidirem, erimin de haberi var!” Polis şaşırır kalır.
- 2. Her Taraf Tekne
Adamın biri Erzurum’dan köye giderken bir şişe içki alır. Köyde yaşlı anası sorar: “Ola oğul bu nedir?” Adam: “Ana bu romatizma ilacıdır, sakın elleme ha.” Aradan zaman geçer, anasının ayakları ağrımaya başlar. Oğlunun getirdiği ilaca bakar, rakıyı içer ve tandır başına geçer un elemeye başlar. Oğlu gelip annesini yerde un elerken görünce sorar: “Ana neydiyisen?” Annesi cevaplar: “Oğul anan için bugün her taraf teyne (teneke/kovaya).”
- 10. Vali
Bir mülkiye müfettişi doğuya teftişe giderken ihtiyar bir Erzurum’lu köylüye misafir olur. Sohbet sırasında sorar: “Baba, memlekette kaç vali gördün?” Köylü: “On, on beş vali hatırımdadır…” Müfettiş: “Peki bunlardan kaçı hizmet etti, kaçından memnunsunuz?” Köylü: “Allah rahmet etsin, Mustafa Paşa’dan çok memnunduk!” Müfettiş şaşırır: “Bu Mustafa Paşa ne hizmetler etti ki ona rahmet okudun?” Köylü: “Bey, o vali Erzurum’a varmadan yoldayken vefat etmişti.” Müfettiş gerisini anlamıştır.
- 11. Eeleyse Niye Durdun
Erzurum’lu bir hanım telaşla otobüsü durdurmaya çalışır. Şoför durunca kadın sorar: “Kardaş bu otobüs İlice’ye gider mi?” Şoför kızgınlıkla: “Hayır bacı, gitmez!” Kadın: “Vış! Öyleyse niye durdun!”
- 12. Ben Diyerem
Tortum’un köylerinden birine Kaymakam bir köprü yaptırır. Ancak köprü alçak olduğu için eşeklerin kulaklarına sürtünür. Köylülerden biri eline bıçak alıp eşeğin kulaklarının sürtünen yerlerini oyarlar. Kaymakam gelip sorunca köylü durumu anlatır. Kaymakam: “Köprüyü oyacağına eşeğin ayaklarına gelen yeri kazısana.” Köylü cevap verir: “Bir de okumuş adamsan Kaymakam bey, ben diyorum kulakları… sen diyorsun ayakları!”
- 20. Suçumuz Ne?
Tebrizkapı’da kaldırıma yaslanmış kamyonu gören trafik polisi yanaşır: “Hoop hemşerim, burada durmak yasak!” Kamyoncu: “Aman terk etme kurban olim, frenlerim tutmuyor.” Polis: “Senin farların da kırık?” Kamyoncu: “Mahallenin p*****…” Polis: “Silecekler de yok?!” Kamyoncu: “Vış, ahan ben de yeni gördüm.” Polis: “Ehliyet ruhsat lütfen.” Kamyoncu: “Vallahi ruhsat yok, ne yalan diyeyim. Ehliyet de emmimde.” Polis: “Peki, sana elli lira ceza yazıyorum.” Kamyoncu: “Kurban olim polis bey, ahan vermesine verah da, suçumuz ne?”
- 25. Erzurum Erzurum Olalı Böyle Zulüm Görmemişti
Devlet Senfoni orkestrası Erzurum’a konser vermeye gelir. Vali, tüm muhtarları konsere çağırmaları için talimat verir. Salon dolar. Orkestra çalmaya başlar, salonda çıt çıkmaz. Ara verildiğinde şef, yaşlı bir dadaşın yanına yaklaşır: “Bey efendi, konserimizi beğendiniz mi?” Siniri tepeden çıkan dadaş: “Ne beğenmesi bey efendi! Erzurum, Erzurum olalı, Rus geldiğinden beri böyle bir zulüm görmemişti.”
Bu fıkralar, Erzurum insanının gündelik olaylara getirdiği özgün yorumları ve karşılaştığı durumları mizahi bir dille anlatır. Beklenmedik cevaplar ve durumlar, dinleyeni hem güldürür hem de insan ilişkilerindeki ince nüanslara dikkat çeker.
Hızlı Zeka ve Hazırcevaplığın Gücü
Erzurum fıkralarının belki de en belirgin özelliklerinden biri, karakterlerin sergilediği hızlı zeka ve anında verilen hazırcevaplıktır. Zor durumlar karşısında bile espriyi yakalayıp, duruma uygun, zekice bir yanıt verebilme yeteneği, bu fıkralara ayrı bir tat katar.
- 8. İngilizce Bilen
Erzurum’da bir iş yerine “İngilizce bilen ağır vasıta şoförü aranmaktadır.” Hazırcevap bir Dadaş müracaat eder. Sorarlar: “Ehliyetin var mı?” Ehliyetini verir. “Peki İngilizce biliyor musun?” Dadaş hiç düşünmeden cevaplar: “Ağabey, ondan kolay ne var! Onlar diyor ki ‘understand?’, biz diyoruz ki ‘annir misan?'”
- 14. Kadın Lafıyla
Erzurum havaalanında yolcular uçağa binmiş, kapılar kapanmıştır. Hostes: “Sayın yolcular, lütfen kemerlerinizi bağlayınız.” Kimse bağlamaz. Durumu pilota anlatır. Pilot mikrofonu alır: “Hele dadaşlar, kemerlerinizi bağlayın da uçağa kalkış yapalım.” Herkes kemerini bağlar. Hostesin şaşkınlığını gören Erzurumlu pilot şöyle der: “Erzurumlu, ‘kadın’ lafıyla iş yapmaz.”
- 18. Oruç Tutmirığ, Tutturirığ
Ramazan günü, Erzurum’lu olmayan üniversite öğrencilerinden biri, arkadaşlarının oruç kontrolü yaptığını görür. Ertesi gün onların evine gittiğinde, sofrada yemek yediklerini görür. Sorar: “Herkese oruç tutması için baskı yaptığınız halde niye siz oruç tutmuyorsunuz?” İçlerinden biri cevap verir: “Oğlum, biz oruç tutmirığ (tutmayız), tutturirığ (tuttururuz)!”
- 19. Ben de Diyirem
Erzurum’a bilgisayar yeni gelmeye başladığı zamanlarda bir işyerine bilgisayar ve stok programı satılır. Teknik servis elemanı programı kurar ve anlatır. Birkaç saat sonra telefon: “Kardeşim senin anlattığın gibi yapıyorum ama program çalışmıyor.” Servis elemanı nasıl yaptıklarını sorar. İşyeri sahibi anlatır: “Programı açıyorum. Malın adı, adedi, birim fiyatı… Hepsini yazdıktan sonra kayıt bölümüne basıyorum. Ekrana yazı geliyor: ‘Kaydetmek ister misiniz?’ ‘E/H’ çıktısı çıkıyor. Ben de diyorum ki ‘He’.”
Bu fıkralar, Erzurum insanının zekasını, dil oyunlarını ve durumlar karşısındaki pratik yaklaşımlarını ustaca sergiler. Hazırcevaplık, sadece mizahın bir unsuru değil, aynı zamanda bir yaşam biçimidir.
Günlük Hayattan Kesitler ve Kültürel Gözlemler
Erzurum fıkraları, şehrin kendine has yaşam tarzını, insan ilişkilerini ve günlük rutinlerini yansıtan pek çok hikaye barındırır. Bu hikayeler, hem yerel kültürü anlamak hem de genel olarak insan doğasına dair ipuçları yakalamak açısından önemlidir.
- 3. Pirofosor Dedeğin Ne Çi?
Erzurum’un son halk hikayecisi Behçet Mahir hastadır. Edebiyat Fakültesi hocaları yoklamaya gider. Behçet Mahir’in karısı, telaşlanan kızına şöyle der: “D git! Pirofosor dedeğin ne çi? Behçetin yalanlarını yazır, yazır pirofosor olurlar.”
- 5. Otobüs Yolcusu
Saf bir Erzurumlu, şehirlerarası otobüs yolculuğu yaparken mola yerinde otobüsünü şaşırır. Anonsu duyunca kalkmakta olan otobüsten içeri dalıp seslenir: “Dadaşlar hele bir bakın, ben bu otobüsün yolcusu muyam?”
- 7. Sako
Kış gecesi Emin Hafız’ın kayınbiraderi çocuklarıyla gelir. Evde ikram edecek bir şey yoktur. Emin Hafız, karısına misafirlerle ilgilenmesini söyler ve kayınının “sako”sunu alıp kahvede on beş liraya okutur. Et, meyve, çerez alır gelir. Karısı ikram eder, yer içerler. Kalkmak istediklerinde kayınbirader seslenir: “Bacım hele sakomu getir, biz gidelim.” Kadın arar bulamayınca sorar: “Ağabey senin sakon var mıydı?” Emin Hafız cevap verir: “Gavatın oğlu dolmaları üçer üçer yudan da eyi he mi!” Herkes Emin Hafız’a bakar.
- 9. Canın Çıha
Erzurum öğretmeni, Antalya’da bir okulda Erzurumlu bir öğrenciyi kaldırır: “Yavrum, Erzurum’un bitki örtüsünü anlat bize.” Öğrenci başlar: “Canın çıha Erzurum, dokuz ay kış, iki ay yağmur, bir ay da yazı gör, görmez, bidaha kışa döner. Bizim de her yanımız donar. Bu durumda bitki ne arar?”
- 16. Kuzu Çevirme
Erzurum’a vali gelmiş, görkemli bir karşılama yapılmış. Menüde kuzu çevirme var. Vali koca kuzuyu görünce girişir, birkaç lokma sonra doydum diyerek geri çekilir. Bunu gören Cemil dayı, valiye iltifat için: “Ye ye vali bey, zaten itlere atacağız.”
- 17. İnekleri Kim Sağa
TİP Genel Başkanı Behice Boran, Aşkale’de bir kahvehanede “Herkese eşitlik, ağalığa son” gibi şeyler anlatır. Toplantıyı izleyen Mutahhar Ağa bağırır: “Hanım kızım, hanım kızım! Sen ağa, ben ağa. Ya bizim inekleri kim sağa?”
- 22. Ohudukça Gudurir
Hasankaleli Fevzi Emi, cinler periler üzerine sohbet ederken, birisi çarşafa bürünüp hayalet gibi ortaya çıkar. Fevzi Emi, Mehmet’e seslenir: “Ula Mehmet oku!” Mehmet duaları okur, hayalet daha da hızlanır. Fevzi Emi bağırır: “Ula Mehmet ohuma, dur! Bu ohudukça gudurir!”
- 23. Arkadan Bin
Erzurum’da faytonculuk yapan Gullabi Turan’ın yanına şişman bir adam gelir: “Beni şu yokuşun başına kadar çıkarıver.” Gullabi atlara bakar, sonra adamın kulağına yavaşça eğilir: “Ağabey, atlara görünmeden arkadan bin!”
Bu fıkralar, Erzurum insanının günlük hayatın içindeki olaylara getirdiği pratik ve zeki yaklaşımları, bazen de saf bir masumiyetle harmanlayarak sunar. Bu kesitler, bölgenin kültürel dokusunu anlamak için önemli ipuçları verir.
Dil ve Lehçe Mizahı
Erzurum fıkralarının vazgeçilmez bir unsuru da kendine özgü lehçesi ve kelime kullanımlarıdır. Bu dilsel farklılıklar, anlatılan hikayelere otantik bir tat katarken, aynı zamanda mizahın da kaynağını oluşturur.
- 4. Oruç Nasıl Bozulur
Naim Hoca’ya sorarlar: “Denize girersek orucumuz bozulur mu?” Naim Hoca cevaplar: “Ula uşahlar, Ramazan’da siz denize girerseniz orucunuz bozulmaz. Amma deniz size girerse orucunuz bozulur. Ona göre…”
- 6. Agideyi Nasil Yiyimçi
Ağideyi (peksimet/galeta) çok seven kadının kocası ölür. Oğlu annesine sorar: “Ana sen ağideyi çoh sevirsen, sana ağide mi alim, yoksa seni ere mi verim?” Annesi cevap verir: “Oğul, ben ehdiyar (ihtiyarım) gari. Ağideyi hancı dişiminnen yiyimçi?”
- 13. Oruç Bozma
Bir gün Erzurum kahvelerinden birinde iftar vakti beklenirken, içeriye biri hızla girer: “Abiler çabuk koşun gelin, biri orucunu bozuyor, sigara içiyor gözümün önünde!” Kahveden biri cevap verir: “Ula tamam dur, niye acele ediyorsun? Şu çayımı içip geliyorum.”
- 24. Ele Yapirsiz de Kimse Gelmir
Erzurumlu hakka yürür. Öbür dünyada iki kapı görür, cennet kapısı önünde kuyruk vardır. Erzurumlu kuyruk beklememek için kimsenin beklemediği kapıdan dalar. Zebaniler Erzurumluya dalıp iyice benzetirler. Erzurumlu kendine gelince söylenir: “Ahan beele yapirsız, ondan kimse gelmir bura…!”
Bu fıkralar, Erzurum ağzının kendine has vurgu ve kelime seçimlerini kullanarak, anlatılan olaya yerel bir kimlik kazandırır. Lehçenin kendisi, bu fıkraların komiklik derecesini artıran önemli bir unsurdur.
Gülmenin İyileştirici Gücü ve Erzurum Mizahı

Erzurum fıkraları, sadece eğlenceli anlatılar olmanın ötesinde, insan psikolojisi ve sosyal ilişkiler üzerinde olumlu etkiler bırakır. Gülmek, stresi azaltır, bağışıklık sistemini güçlendirir ve insanları birbirine yakınlaştırır. Erzurum’un kendine has mizah anlayışı, bu iyileştirici gücü yerel bir dokunuşla sunar.
Bu fıkraları okumak veya dinlemek, günün yorgunluğunu atmak, zihni tazelemek ve hayata daha pozitif bir bakış açısıyla yaklaşmak için harika bir yoldur. Erzurum fıkraları, Anadolu kültürünün neşeli bir parçası olarak, hepimize gülmeyi ve hayatın içindeki güzellikleri görmeyi hatırlatır. Bu mirası yaşatmak ve paylaşmak, kültürel bağlarımızı güçlendirmenin en keyifli yollarından biridir.
