En Komik Deli Fıkraları: Güldüren Anlar ve İnce Espriler

Hayatın karmaşası içinde zaman zaman bir tebessüme, hatta yüksek sesli bir kahkahaya ihtiyaç duyarız. Mizah, insan ruhunun en güçlü ilaçlarından biridir ve bazen en beklenmedik yerlerde karşımıza çıkar. “Deli fıkraları”, alışılmadık bakış açıları ve çarpıcı mantık örgüleriyle bizi güldürürken, aynı zamanda düşünmeye sevk eden eşsiz bir mizah türüdür.
Bu fıkralar, kimi zaman absürt durumları, kimi zaman da sıradan olaylara bambaşka bir yorum getiren karakterleriyle hayatın ironisini gözler önüne serer. İşte tam da bu nedenle, sizler için özenle seçilmiş, yeniden yorumlanmış ve zenginleştirilmiş en komik deli fıkralarını bir araya getirdik. Hazır olun, çünkü kahkaha tufanına kapılmak üzeresiniz!
Akıl Hastanesinden Kahkahalar: Unutulmaz Deli Fıkraları

Akıl hastaneleri, dışarıdan bakıldığında hüzünlü veya ürkütücü gelebilir; ancak içerideki karakterlerin dünyası, bazen en saf ve en şaşırtıcı mizahı barındırır. Bu fıkralar, hem hayatın absürtlüğüne bir gönderme yapar hem de sıradan mantığın dışındaki düşünce biçimlerinin ne kadar eğlenceli olabileceğini gösterir.
Bu bölümde, hastane duvarları arasında yaşanan, kaçış denemelerinden doktor-hasta diyaloglarına kadar uzanan, her biri ayrı bir güldürü unsuru taşıyan fıkraları keşfedeceksiniz.
Hastane Hayatından Esintiler
Akıl hastanelerinin kendine özgü atmosferi, çoğu zaman komik ve düşündürücü olaylara sahne olur. Hastaların çevreleriyle, doktorlarla veya birbirleriyle olan etkileşimleri, sıradan mantık çerçevesinin dışında, şaşırtıcı ve eğlenceli durumlar yaratır. Bu bölümdeki fıkralar, bu özel ortamdan ilham alarak sizleri gülümsetmeyi hedefliyor.
- İki deli hastaneden kaçmaya çalışırken bekçiyi görürler. Biri çınar ağacının arkasına saklanıp miyavlar. Bekçi uzaklaşırken ayak sesleri duyulur, bekçi geri döner: “Kim var orada?” Diğeri saklandığı yerden cevap verir: “Bir kedi daha!”
- Bir pilot, Bakırköy Akıl Hastanesi üzerinden geçerken kahkahalarla gülmeye başlar. Hostes nedenini sorunca pilot: “Başhekim benim kaçtığımı öğrenince kim bilir nasıl şaşıracak!” der.
- Başhekim, yeni bir hastanın akıl hastanesine yatırılıp yatırılmayacağını belirlemek için bir test yapar: Bir küveti doldurur, hastaya bir kaşık, bir fincan ve bir kova verir. “Küveti nasıl boşaltırsın?” diye sorar. Hasta, küvetin tıpasını çeker. Başhekim şaşırır: “Normal bir insan tıpayı çeker! Sen neden buradasın?” Hasta cevap verir: “Biz burada delilikten yatıyoruz, salaklıktan değil!”
- Bir deli, doktoruna iyileştiğini söyleyip taburcu edilmek ister. Doktor: “Sana bir soru soracağım. Eğer doğru bilirsen çıkarsın. 10 katlı bir binanın tepesinden aşağıda duran bir bardak suya atlar mısın?” Deli: “Niye atlayayım, ben deli miyim?” Doktor: “Gerçekten iyileşmişsin. Peki neden atlamazsın?” Deli: “Ya bardağı çekersen!”
- Delileri başka bir hastaneye uçakla naklederler. Uçak havalandıktan sonra müthiş bir gürültü başlar. Pilot, hemşireyi çağırıp hastaları oyalamasını ister. Kısa süre sonra uçakta çıt sesi kalmaz. Pilot merak edip bakar, hemşire yalnız oturmaktadır. “Hastalar nerede?” diye sorar. Hemşire: “Öğretmencilik oynuyoruz, ben öğretmenim. Ders zili çaldı, uçağın kapısını açtım, hepsi teneffüse çıktı!”
- Bir akıl hastanesinde yangın çıkar. Başhekim, hasta bakıcıyı soyup delilerin arasına yollamalarını önerir: “Canlı bomba sanıp kaçarlar!” Plan işe yarar, deliler hasta bakıcıyı camdan atar. Sonra doktorlardan birini atarlar, sonra diğerini. Sıra başhekime gelince itiraz eder: “Madem fikir sizden çıktı, buyurun siz deneyin!” Başhekim de gururuna yediremez ve gider. Deliler bu defa kaçarlar, yangın söndürülür. “Neden diğerlerinde değil de başhekimde kaçtınız?” diye sorulur. Deliler cevap verir: “Onun fitili çok kısaydı! Atacak vaktimiz yoktu!”
- İki deli hastaneden kaçmayı planlar. Biri diğerine: “Git şu arka tarafa bak, duvar yüksekse altını kazıp kaçarız, alçaksa üstünden atlarız.” Deli gidip bakar, koşa koşa geri gelir: “Sanırım biz buradan kaçamayacağız. Çünkü arkada duvar yok!”
- Ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde yatan bir hasta, görevliye gazoz almasını söyler. Görevli kızar ve hastaya 6 tokat atar: “Al, marketten gazozlarını aldım!” Bir süre sonra hasta görevliye 6 tokat atar. Görevli şaşırır: “Ne oldu?” Hasta: “Boş şişeleri getirdim ağabey!”
- Üç deli hastaneden kaçmaya karar verirler. Üçüncü katta olduklarından işleri zordur. En yaşlıları: “Her gün bir çarşaf çalalım, birbirine bağlayıp pencereden ineriz.” Üç gün sonra çarşafları bağlayıp en küçüklerini denemesi için aşağı sarkıtırlar. Küçük deli nefes nefese geri döner: “Mahvolduk! Çarşaf otuz santim uzun geldi! Makas lazım!”
- Akıl hastanesinde doktorlar delilere test uygulayıp düzelenleri yollamayı düşünürler. Duvara bir araba resmi çizip delileri resmin yanına toplarlar ve bu arabaya binip gidebileceklerini söylerler. Delilerin hepsi arabaya binmeye çalışır, sadece bir tanesi bir şey yapmaz. Doktorlar onun düzeldiğini sanıp sorarlar: “Sen neden binmeye çalışmadın?” Adam cevap verir: “Ben arkadan taksiyle geleceğim…”
- Bir deli, doktoruna: “Bir kulağımı kessem ne olur?” diye sorar. Doktor: “Canın yanar.” Deli: “Peki iki kulağımı kessem ne olur?” Doktor: “O zaman iyi göremem.” Doktor şaşırır: “Peki ama niçin?” Deli: “İki kulağımı da kesersen gözlüğümü nereye takacağım?”
- Akıl hastanesinde bir deli, arkadaşına bir roman yazdığını söyleyip okumasını ister. Diğer deli bir hafta boyunca okuduktan sonra: “Romanın çok ilginç, yalnız biraz kalabalık, çok isim var içinde.” Kitabı veren deli: “Al, ikinci cildini de oku.” Bir zaman sonra ikinci cildi de okuyan deli aynı yorumu yapar. O sırada doktor gelir: “Verin bakayım o telefon rehberlerini! Kaç gündür onları arıyorum.”
Mantık Sınırlarını Zorlayan Cevaplar
Delilerin dünyası, bazen öyle keskin ve beklenmedik mantık zincirleri kurar ki, “normal” addedilen düşünce biçimlerini bile sorgulatır. Bu fıkralar, olaylara alışılagelmişin dışında bir pencereden bakarak, bizi hem şaşırtır hem de güldürür. İşte zekice kurgulanmış, mantık sınırlarını zorlayan bazı deli fıkraları.
Eğer günlük hayatın monotonluğundan sıkıldıysanız, hayata tebessüm katan komik sözler de size iyi gelebilir.
- Bir adamın arabasının lastiği akıl hastanesinin önünde patlar. 4 bijon mazgala düşer. Çaresiz düşünürken, parmaklıkların arkasından bir deli seslenir: “Bütün lastiklerden birer bijon çıkar, lastiğe tak. Hepsinde 3 bijon olur, seni lastikçiye kadar idare eder.” Adam şaşırır ve sorar: “Senin ne işin var bu akıl hastanesinde?” Deli cevap verir: “Biz burada delilikten yatıyoruz, salaklıktan değil!”
- Deli’nin biri sokak duvarında oturmuş, elindeki oltayı sokağa sarkıtmış. Bir geçen sorar: “Ne yapıyorsun, balık mı tutuyorsun?” Deli: “Evet.” Adam: “Tutabildin mi bari hiç?” Deli: “Tutuyorum tabi, senle beraber 23 tane oldu!”
- Bir deli kahvede kendine çay ister. Garson çayın yanında iki şeker getirir. Deli iki şekeri de çaya atar, birkaç dakika sonra iki şeker daha ister. Bu altı-yedi sefer sürer. Garson dayanamaz: “Şimdiye kadar on altı şeker attınız!” Deli: “Onların hepsi eridi. Sen şeker getirmeye devam et!”
- Deli’nin biri mektup yazıyormuş. Yoldan geçen bir adam sormuş: “Hayrola, mektup mu yazıyorsun?” Deli: “Evet.” Adam: “Kime yazıyorsun?” Deli: “Kendime yazıyorum!” Adam: “Peki oku bakalım ne yazdın kendine?” Deli: “Nasıl okuyayım, postacı daha getirmedi ki!”
- İki deli havuz başında çay içiyormuş. Biri çayı için getirilen şekeri havuza atmış ve havuz suyundan bir yudum almış: “Şeker attım ama tadı yok!” İkinci deli: “Niye tadı olsun, karıştırmadın ki salak!”
- İki deliden biri ağacın aşağısında, diğeri yukarısında oturuyormuş. Doktor aşağıdaki deliye sormuş: “O yukarıda ne yapıyor?” Deli: “O kendini armut zannediyor.” Doktor: “Peki sen ne yapıyorsun burada?” Deli: “Onun olgunlaşmasını bekliyorum, düşünce yiyeceğim.”
- Bir akıl hastanesinden iki deliyi düzeldiler diye salacaklarmış. Doktorlar son bir test yapmaya karar vermiş. Boş bir masaya bir kase zeytin ve bir kase canlı hamam böceği koymuşlar. Delinin biri hemen zeytinlere sarılmış, diğer deli araya girmiş: “Önce kaçanları yiyelim, onlar zaten orda duruyor!”
- Akıl hastanesinde bir deli, arkadaşına peygamber olduğunu iddia eder. Arkadaşı inanmaz: “Oğlum, kafayı yedik de o kadar da değil!” Daha sonra diğer bir arkadaşının yanına gider ve der ki: “Falanca arkadaş peygamber olduğunu iddia ediyor!” Diğer arkadaş: “Yalan! Ben böyle bir peygamber göndermedim!”
- Berber dükkanında radyodan bir anons duyulur: “Akıl hastanesinden bir deli kaçmıştır, çok tehlikelidir, ne derse yapın!” Birazdan içeri biri girer: “Beni traş et! Kafamın tam tepesini traş et, yanlar kalsın.” Berber yapar. Adam: “Şimdi biraz tütün ve köz getir. Traş ettiğin tepeme koy.” Berber çaresiz yapar. Deli: “Şimdi nargileye benzedim mi?” Berber gülerek: “Evet!” der. Deli ayağa kalkar, fermuarını indirir: “Öyleyse çek bakalım!!!”
- Temel ve Cemal hastaneden kaçmışlar. Doktorlar bütün gün onları aramış fakat bulamamışlar. Akşam hastaneye döndüklerinde Temel ile Cemal’i hastanede görmüşler. Doktorlar: “Sabahtan beri sizi arıyoruz, nereye gittiniz?” Temel: “Bugün prova yaptuk, yarun kaçmayi düşüniyoruz…”
- Bir deli, hastane bahçesinde kendi kendine konuşarak dolaşıyormuş. Doktor yaklaşmış: “Ne yapıyorsun?” Deli: “Evleniyorum!” Doktor: “Kimle?” Deli: “Kendimle!” Doktor: “Peki ne zaman?” Deli: “Şimdi!” Doktor şaşkın: “Ama nasıl olur?” Deli: “Ne var ki, ben zaten deliyim, bir de evli olsam ne olacak!”
- İki deli yolda yürürken biri diğerine: “Şu karşıdaki duvara tırmanalım mı?” Diğeri: “Niye tırmanalım ki?” Birinci deli: “Bakalım diğer tarafta ne var?” İkinci deli: “Boş ver, ben zaten diğer taraftan geliyorum!”
- Bir deli, doktoruna: “Ben bir kuşum, uçmak istiyorum!” der. Doktor: “Peki, uç bakalım!” Deli pencereye doğru koşar ama durur. Doktor: “Ne oldu, neden uçmadın?” Deli: “Kuşlar da camdan atlar mı hiç?”
- Doktor, bir hastasına: “Seninle biraz sohbet edelim. Adın ne?” Hasta: “Bay X.” Doktor: “Peki neden Bay X?” Hasta: “Çünkü ben bilinmeyeni temsil ediyorum!”
- Bir deli, bahçede toprağı kazıyormuş. Görevli sorar: “Ne yapıyorsun?” Deli: “Hazine arıyorum!” Görevli: “Bulabildin mi?” Deli: “Henüz değil, ama bir gün bulacağım!” Görevli: “Peki ya bulamazsan?” Deli: “O zaman da toprağı havalandırmış olurum, fena mı?”
- Hastane kantininde bir deli, çayına 5 küp şeker atar. Diğer deli şaşkınlıkla sorar: “Neden bu kadar çok şeker?” Deli cevap verir: “Çünkü ben çayı çok seviyorum!”
Hayata Farklı Bir Bakış Açısı
Bazen hayatın sıradanlığına gülümseten bir dokunuş katmak, her şeyi bambaşka bir hale getirebilir. Delilerin fıkraları da tam olarak bunu yapar; bilindik durumlara alışılmadık, esprili ve çoğu zaman düşündürücü yorumlar getirir. Bu kategori, hayata mizahi bir perspektiften bakan, bizi güldürürken aynı zamanda farklı düşünmeye sevk eden fıkraları içeriyor. Hayatın gizemli dokunuşları ve garip sözler de bu farklı bakış açısını destekleyebilir.
- Bir deli, yolda yürüyen bir adama yaklaşır ve sorar: “Affedersiniz, bu yol nereye gidiyor?” Adam şaşırır: “Bu yol hiçbir yere gitmiyor, sen yürüyorsun.” Deli ciddiyetle cevap verir: “Vay canına, ne kadar da tembel bir yol!”
- Deli’nin biri telefonla konuşuyormuş. Diğer deli yanına gelip sorar: “Kimle konuşuyorsun?” Deli: “Kendimle!” Diğeri: “Peki ne konuşuyorsun?” Deli: “Ne konuştuğumuzu nereden bileyim, daha bitirmedik ki!”
- Bir deli, elinde boş bir tencereyle sokakta dolaşıyormuş. Bir kadın durdurup sorar: “Tencereniz neden boş?” Deli cevap verir: “Çünkü ben yemek yemeyi düşünmüyorum!”
- İki deli, hastanenin bahçesinde bankta oturmuş konuşuyorlarmış. Biri diğerine: “Ben bir film senaryosu yazdım, çok güzel oldu!” Diğeri: “Harika! Peki ne zaman çekilecek?” Birinci deli: “Çekildi bile, ama henüz görmedim!”
- Deli’nin biri, aynaya bakıp kendi kendine gülüyormuş. Başka bir deli gelip sorar: “Neye gülüyorsun?” Deli: “Ne bileyim, karşıdaki adam çok komik!”
- Bir deli, hastane kantininde garsona: “Bana bir çay getir ama içmeyeceğim!” der. Garson şaşırır ama çayı getirir. Deli çayı sadece koklar ve geri verir. Garson sorar: “Neden içmediniz?” Deli: “Çünkü ben sadece kokusunu seviyorum!”
- Deli’nin biri, duvara asılı bir saatin önünde durup uzun uzun izliyormuş. Doktor yaklaşmış: “Saate mi bakıyorsun?” Deli: “Hayır, akrep ile yelkovanın koşusunu izliyorum!”
- Bir deli, hastane bahçesinde çiçekleri suluyormuş. Yanından geçen bir görevli sorar: “Çiçekleri mi suluyorsun?” Deli: “Evet, susamışlardır!” Görevli: “Ama bunlar plastik çiçekler!” Deli: “Olsun, belki susuzluktan sararmışlardır!”
- İki deli, bir ağacın tepesine tırmanmış oturuyorlarmış. Biri diğerine: “Şu aşağıdaki insanlar ne kadar da küçük görünüyor!” Diğeri: “Evet, ben de öyle düşünüyorum. Ama biz buradan bakınca daha büyük görünmüyor muyuz?”
- Deli’nin biri, elinde bir bardak suyla koşuyormuş. Doktor onu yakalar: “Nereye böyle aceleyle?” Deli: “Yangın var!” Doktor: “Nerede?” Deli: “İçimde!”
- Bir deli, yolda yürürken bir taşa takılıp düşmüş. Kalkıp taşa kızgınlıkla bakmış: “Senin ne işin var burada?” Taş cevap vermeyince deli eklemiş: “Konuşma bakalım, biliyorum suçlusun!”
- İki deli, hastane bahçesinde futbol oynuyormuş. Biri topu çok uzağa atmış. Diğeri koşarak topu getirmiş ve sitemle: “Ne kadar uzağa attın, yoruldum!” Birinci deli: “Olsun, hem koştun hem de topu getirdin. İki işi birden yaptın, ne güzel!”
- Deli’nin biri, bir restorana girmiş ve garsona: “Bana bir tabak boşluk getirir misiniz?” demiş. Garson şaşkınlıkla bakınca deli eklemiş: “Üzerine de biraz sessizlik serpin lütfen!”
- Bir deli, hastane koridorunda kendi kendine şarkı söylüyormuş. Diğer deli yanına gelip: “Ne güzel söylüyorsun!” demiş. Şarkı söyleyen deli: “Evet, çünkü ben kendi şarkılarımı kendim besteliyorum!”
Kahkahalarla Dolu Bir Son: Humorun Gücü

Hayat, bazen en ciddi anlarda bile bir gülümsemeyle bambaşka bir hale bürünebilir. “Deli fıkraları”, bize bu gerçeği hatırlatan, sıradanlığın ötesine geçen, farklı bir bakış açısı sunan eşsiz bir mizah kaynağıdır. Bu fıkralar, mantık kurallarını yıkarak ya da absürt durumları ön plana çıkararak, zihnimizi günlük kaygılardan arındırır ve bizi anlık bir neşeye davet eder. Unutmayalım ki, gülmek, ruhumuz için en değerli terapidir.
Umarız bu derleme, sizlere keyifli anlar yaşatmış ve yüzünüzde samimi bir tebessüm oluşturmuştur. Hayatın her köşesinde mizahı bulabilmek, belki de en büyük bilgeliktir. Bu güldüren fıkralar, bize tüm zorluklara rağmen gülmeyi ve hayata farklı açılardan bakmayı öğütler.

yani şimdi, “deli fıkraları ruh sağlığına iyi gelir” gibi bir şey mi demeye çalışıyorsunuz? tamam güldürüyor olabilir ama bu fıkraların “herkes” için geçerli olup olmadığını merak ediyorum açıkçası. bazı insanlar için tetikleyici veya kırıcı olabilir mi? bilimsel bir dayanağı var mı bu iddiaların, yoksa sadece kişisel bir gözlem mi? biraz daha detaylandırabilir misiniz acaba?
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda bahsettiğim deli fıkralarının ruh sağlığına iyi gelmesi konusu, genel bir gözlem ve mizahın stres azaltıcı etkisi üzerine kurulu bir yaklaşımdır. Elbette, mizahın ve fıkraların herkes üzerinde aynı etkiyi yaratmayacağı, hatta bazı hassas konularda tetikleyici olabileceği ihtimali her zaman vardır. Bu noktada kişisel hassasiyetler ve mizah anlayışı büyük önem taşır. Yazımda vurgulamak istediğim, doğru bağlamda ve doğru kişilerle paylaşıldığında mizahın ve espri anlayışının, özellikle de “deli” olarak nitelendirilen karakterlerin absürt durumlarının, günlük hayatın stresinden uzaklaşmaya yardımcı olabileceğiydi.
Bilimsel dayanak konusunda ise, mizahın genel olarak endorfin salgılanmasını artırdığı, stresi azalttığı ve sosyal bağları güçlendirdiği yönünde araştırmalar bulunmaktadır. Ancak “deli fıkraları” özelinde yapılmış spesifik bir bilimsel çalışma henüz bildiğim kadarıyla mevcut değil. Bu daha çok, kültürel bir gözlem ve kişisel deney
Benim beynim: “Stonks”
Stonks tepkisi oldukça yaratıcı ve esprili. yazının o anki etkisini bu kadar kısa ve çarpıcı bir şekilde ifade etmeniz hoşuma gitti. bu tür yorumlar, yazının okuyucuda uyandırdığı anlık hisleri görmek açısından çok değerli.
değerli yorumunuz için teşekkür ederim. diğer yazılarımı da okumanızı ve düşüncelerinizi paylaşmanızı çok isterim. profilimden diğer yazılarıma göz atabilirsiniz.
Başlık tam bir clickbait. “En Komik Deli Fıkraları” diye girip tek bir fıkra bile vermemeniz büyük hayal kırıklığı. Sadece yüzeysel bir girişten ibaret.
Yorumunuz için teşekkür ederim. yazının başlığı konusunda haklı olabilirsiniz ancak amacım okuyucuları farklı bir bakış açısıyla düşünmeye sevk etmekti. belki de bir sonraki yazımda beklentilerinizi karşılayacak daha spesifik içerikler bulabilirsiniz. yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanız beni mutlu eder.
Başlıkta fıkra vaat ediliyor ama içerik sadece uzun ve yüzeysel bir girişten ibaret. Ortada tek bir fıkra bile yok. Tam bir hayal kırıklığı ve yanıltıcı bir başlık.
Yorumunuzu okudum ve başlık ile içerik arasındaki bu algı farkı için üzgünüm. Amacım okuyucuyu yanıltmak değil, belki de başlığı seçerken fıkra kelimesinin daha geniş bir anlamını düşündüm. Gelecekteki yazılarımda başlık ve içerik uyumuna daha fazla dikkat edeceğim. Değerli geri bildiriminiz için teşekkür ederim, yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı dilerim.
Ah, bu “yeni” bakış açıları ve “sıradan mantığın dışındaki düşünce biçimleri” edebiyatı… Sanki insanlık bunu ilk kez keşfediyormuş gibi. Bıkkınlık verici. Antik Yunan’da Diogenes ve Kinikler, toplumun “sağduyusuna” ve “mantığına” tam da bu şekilde meydan okumak için bilerek “delice” sayılabilecek davranışlar sergiler, absürt ve ironik tavırlarıyla insanları düşünmeye sevk ederlerdi. Yani, “delilerin” gözünden hayatın ironisini görmek ya da “sıradışı” düşünce biçimlerini yüceltmek… Bunların hepsi binlerce yıl önce, daha felsefe yeni yeni şekillenirken denenmiş ve bitmiş şeyler. Gerçekten, artık hiçbir şey şaşırtmıyor.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Felsefenin ve düşünce tarihinin derinliklerine inerek yaptığınız bu karşılaştırma, yazımın temelindeki “yeni bakış açısı” kavramını farklı bir ışık altında değerlendirmemi sağladı. Tarih boyunca birçok düşünürün, Diogenes ve Kiniklerin de yaptığı gibi, alışılagelmişin dışına çıkarak insanları sorgulamaya ittiği bir gerçek. Bu, felsefenin ve sanatın sürekli kendini tekrar eden ancak her seferinde farklı bir bağlamda yeniden yorumlanan döngüsünün bir parçası. Belki de önemli olan, bu “eski” fikirleri günümüz dünyasının karmaşıklığı içinde nasıl yeniden ele aldığımız ve onlara nasıl yeni anlamlar yükleyebildiğimizdir.
Yorumunuz, düşünce tarihindeki sürekliliği ve tekrarlanan temaları hatırlatması açısından çok değerli. Her ne kadar bazı fikirler binlerce yıl önce de tartışılmış olsa da, her yeni dönemde bu tartışmaların kendi özgün renklerini taşıdığına inanıyorum. Yazımın da, bu kadim temalara modern bir perspektiften bakma denemesi olduğunu düşünüyorum. Düşünceler
Fıkraları okurum
Kahkaha atarım
Arkadaşıma gönderirim
Hemşire ilacımı getirir
Fıkraları okuyup kahkaha attığınızı ve arkadaşlarınızla paylaştığınızı duymak beni çok mutlu etti. yazdıklarımın size keyif vermesi benim için en büyük motivasyon kaynağı. hemşirenin ilacınızı getirmesiyle ilgili yorumunuz da oldukça ilginç bir detaydı, umarım sağlığınız iyidir. değerli yorumunuz için teşekkür ederim, profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.
Kahkaha tufanına kapılmak üzere olduğumu okuyunca ben: “Stonks” yükseliyor.
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. yazımı okurken keyif aldığınızı görmek beni mutlu etti. mizahın gücüyle böyle bir tepki vermeniz, yazma sürecimin en güzel ödüllerinden biri. diğer yazılarıma da göz atmanızı çok isterim, umarım onlarda da benzer bir keyif bulursunuz.