Can Yücel’den Anlamlı Sözler ve Derin Şiirleri

Can Yücel’den Anlamlı Sözler ve Derin Şiirleri

Türk edebiyatının usta kalemlerinden Can Yücel, kendine özgü üslubu, sivri dili ve derin gözlemleriyle okuyucularının gönlünde taht kurmuş bir şair ve düşünürdür. Onun sözleri ve şiirleri, hayatın içinden damıtılmış gerçekleri, aşkın karmaşık hallerini ve insan ruhunun derinliklerini cesurca dile getirir. Bu içerikte, Can Yücel’den anlamlı sözler ve yaşamın her anına dokunan derin şiirlerinden oluşan zengin bir derlemeyi keşfedeceksiniz. Onun bilgece bakış açısıyla hayata, aşka ve insan olmaya dair yeni pencereler aralayacağız.

Sadece kelimelerin değil, aynı zamanda duyguların ve düşüncelerin en çıplak halini sunan Can Yücel, her okuyana kendi iç dünyasında bir yankı bulma fırsatı verir. Onun dizelerinde kaybolurken, kendi hislerinizi ve deneyimlerinizi yeniden yorumlama şansı bulacaksınız. Bu derleme, Can Yücel’in eşsiz mirasını yaşatmak ve onun sözlerinin evrensel gücünü bir kez daha hatırlatmak amacıyla hazırlandı.

Hayata Dair Can Yücel Felsefesi

Can Yücel’in yaşam felsefesi, kalıpların dışına çıkan, sorgulayıcı ve bazen de alaycı bir üslupla kendini gösterir. Hayatın zorluklarına karşı direnişi, yalnızlığı kabullenişi ve toprağa olan bağlılığı, onun sözlerinde sıkça işlenen temalardır.

  • Hayat, birinin tüm kalbiyle senin yanında olduğunu bildiğinde güzelleşiyor.
  • Gittin mi büyük gideceksin, öyle ki ayrılık bile seninle gurur duyacak.
  • Kimileri “seviyorum” der, çünkü ezberlemiştir; kimileri diyemez, çünkü gerçekten sevmiştir.
  • Unutma; onu artık unuttum demek, bir kez daha hatırlamaktır aslında.
  • Toprak gibi olmalısın. Ezildikçe sertleşmeli, seni ezenler sana muhtaç kalmalı. Hayatı sende bulmalı.
  • Yalnızım. Çünkü herhangi biriyle değil, beklediğime değecek kişiyle devam etmeliyim bu yola.
  • Gitmek istiyorsa bırakacaksın gitsin… Aklı seninle olmayanın bedeni yanında olsun ister misin hiç?
  • Vedalar acıtsa da, bazen gitmek gerekir.
  • Ağlayanı güldürebilmek; ağlayanla ağlamaktan çok daha değerliymiş.
  • Bazen her şeyi unutup sadece sımsıkı sarılmak istersin; ama bir şey hep engel olur. Nedir o biliyor musun? Gurur.
  • Bir insana zorla sevdiremezsin kendini, “bana güven” diyemezsin. O bunu hissetmiyorsa tek bir söz söyleyebilirsin: “Sen bilirsin.”
  • Gülümsemek, daha güzel bir görüntüye kavuşmanın en bedava yoludur.
  • Bir denizanasıdır umut, ta suların ortasında, açılır, kapanır, açılır, kapanır, kapanır, açılır.
  • Keşke tanışmamıza hiç fırsat olmasaydı ve seni hayatıma şeker misali karıştırmasaydım.
  • Tabaklarda kalan son kırıntılar gibiydi sana olan sevgim. Sen beni hep bıraktın; bense hep arkandan ağladım.
  • Sevdiğin kadar sevilirsin.
  • İnkar edip içimizde sakladığımız şeyler gerçekliğini asla kaybetmez.
  • İçin yanarken üşümek, yüreğin kan ağlarken gülmek, özleyip de sevdiğini görememek. İşte aşk bu olsa gerek!
  • Benim halim, memleketin halidir.
  • İnsan hapşırdığı gün ölmezmiş, ancak bazen her gün ölenler vardır.
  • Ne yormak istedim seni, ne de yormak kendimi. Çok çalıştım, gitmeye de kalmaya da… İkisi de aynı acı, ikisi de rezil.
  • Daha önce de gitmiştim, ama böyle kalarak değil…
  • Yeter be! İstemiyorum artık kimseyi yanımda. Her gelen biraz daha acıtıp gidiyor nasılsa.
  • Geldiğin kadar değil, göründüğün kadar mutlusun; ve sakın unutma, gittiğin kadar değil, hak ettiğin kadar unutulursun.
  • Hiçbir insan öylesine girmiyor hayatımıza… Kimileri ceza, kimileri bela, kimileri imtihan, kimileri ise armağan.
  • Bilinmedik bir hüzün var içimde, bir gariplik. Anladım ki, ya ben fazlayım bu şehirde ya da biri eksik.

Aşka ve İlişkilere Can Yücel Bakışı

Can Yücel’in aşk anlayışı, hem tutkulu hem de gerçekçi bir zeminde yükselir. Aşkın getirdiği acıları, gururu, vazgeçişleri ve bağlanma korkusunu samimi bir dille ele alır. Onun aşk sözleri, okuyucuyu derinden etkileyen bir empati ve yaşanmışlık hissiyatı taşır.

  • Gitmek unutmak değildir sen bunu çok iyi biliyorsun. Aklımda gözlerin varken, sen buna gitmek mi diyorsun?
  • Öyle içten ki yüreğimin en derinindeki yerin; çıkarı yok, çıkası yok, çıkarasım yok…
  • Bazen rüzgarın saçımı dağıtmasına, yağmurun yüzümü ıslatmasına, birilerinin kalbimi kırmasına izin veririm. Sonra saçımı toplarım, şemsiyemi açarım ve kalbimi kaparım. Hepsi bu…
  • Seni seviyorum demek değil ki marifet, önemli olan o kelimenin tüm sorumluluklarını alabilmek.
  • Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık; çalınan birinin kalbiyse eğer.
  • Galiba yoruldum. Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar… Kendimi her kaybettiğimde, seni de kaybediyor olmaktan yoruldum.
  • Değişmek zor; ama bazen aynı adam olmak daha zor… Hayat öyle yüklenir ki; ne kalmak istersin, ne gitmek. O durumdayım işte.
  • Acılara bakıp da küsme sevdalara, gavura kızıp da oruç bozulmaz. Sök at kafandan acabaları, kemik aynı yerden iki defa kırılmaz.
  • Aşkta önemli olan aynı elleri tutmak değil, bir ömür hiç bırakmamaktır.
  • Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun? “Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
  • Biri sana git dediğinde, “Gitme” diyen birini değil, “Ben de geliyorum, yalnız gidemezsin!” diyen birini istiyorum.
  • Kendi elinle kazdığın kuyuya, aşk; ufacık bir taş atmaktır. Gürültüsü büyüyünce sessizliğin, marifet, yosunlar gibi susmaktır.
  • Üç harf yan yana kaç şekilde gelir bilir misin? Aşk dersin.. Sen dersin.. Ben dersin.. Sen, ben biter; biz dersin. Gün gelir git dersin.. Peki dur kelimesinden haberdar değil misin? Dur demeyi bilmez misin?
  • Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.
  • Birini seveceksen, onu her şeyinle sevme çünkü bittiğinde; onu unutamamana değil, unutamayacak kadar çok sevdiğine yanarsın.
  • Sana ihtiyacım var, gel! Diyebilmekmiş güçlü olmak, sana ‘git’ dediğimde anladım.
  • Biri sana git dediğinde “Kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek, ‘Git’ dediklerinde gittiğimde anladım.
  • Ne kadar zordur aslında sevip de seviyorum diyememek. Görüp görmemezlikten gelmek, yaşadığını bilip de benim için öldü demek.
  • Çok sahiplenmeden seveceksin mesela. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, hem de hep senin kalacakmış gibi.
  • O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
  • Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.
  • Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
  • Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar, kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.
  • Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardı eğer.
  • Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.
  • Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin, son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.
  • Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman, meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Can Yücel’in Kaleminden Şiirsel Dokunuşlar

Can Yücel, şiirleriyle de okuyucusuna unutulmaz anlar yaşatır. Dizelerinde samimiyet, isyan, özlem ve derin bir insan sevgisi gizlidir. Her bir dizesi, yaşamın farklı yönlerine ayna tutar ve okuyucuyu düşündürür.

  • Özledim seni… Ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
  • Beynimi uyuşturuyor özlemin… Çok sık birlikte olmasak bile.
  • Benimle olduğunu bilmenin bunca zamandır içimi ısıttığını yeni yeni anlıyorum.
  • Yokluğun, hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadiyen bir boşluğa dönüştü.
  • Sabahları seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup seninle baş başa konuşmaları özlüyorum.
  • Oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü…
  • Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne kadar yumuşak bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken.
  • Gitmeni asla istemediğim halde buna mecbur olduğunu görmek ve sana bunları söylemeden “git artık” demek ne zor.
  • “Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa” demek sana ne de zor.
  • Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden…
  • Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek…
  • Eğer o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
  • Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.
  • Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.
  • Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık, çalınan birinin kalbiyse eğer.
  • Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
  • O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses, hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.
  • Daha çabuk unutulurdu belki su sızdırmayan sarılmalar, kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.
  • Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardı eğer.
  • Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.
  • Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin, son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.
  • Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman, meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.
  • Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. “O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü.
  • Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
  • Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin onu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın.
  • Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
  • Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
  • Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin.
  • İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
  • Gökyüzünü sahipleneceksin, güneşi, ayı, yıldızları… Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. “O benim.” diyeceksin.
  • Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin… Mesela gökkuşağı senin olacak.
  • İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, ya da pembeye. Ya da cennete ait olacaksın.
  • Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…
  • Yerin seni çektiği kadar ağırsın, kanatların çırpındığı kadar hafif.
  • Kalbinin attığı kadar canlısın, gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç.
  • Sevdiklerin kadar iyisin, nefret ettiklerin kadar kötü. Ne renk olursa olsun kaşın gözün, karşındakinin gördüğüdür rengin.
  • Yaşadıklarını kar sayma: yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa, sevdiğin kadardır ömrün.
  • Gülebildiğin kadar mutlusun, üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin.
  • Sakın bitti sanma her şeyi, sevdiğin kadar sevileceksin.
  • Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
  • Bir gün yalan söyleyeceksen eğer, bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
  • Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
  • Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın, güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
  • Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
  • Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. İşte budur hayat! İşte budur yaşamak.
  • Bunu hatırladığın kadar yaşarsın bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün.
  • Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun.
  • Çiçek sulandığı kadar güzeldir, kuşlar ötebildiği kadar sevimli, bebek ağladığı kadar bebektir.
  • Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, sevdiğin kadar sevilirsin…
  • Kadın dediğin iyi sevişecek arkadaş. Koyun gibi yatmayacak, kımıl kımıl olacak yatakta.
  • Aklını başından alacak ama, aklını sadece bununla yormayacak. Delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak.
  • Uzanıverdi mi yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın kendini, ruhunu, her şeyini.
  • Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin. Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin.
  • Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük. Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak.
  • En seksi leydi olmayı da bilecek, hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de.
  • Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek, küfretmeyecek, kadın dediğin ayıp nedir bilecek.
  • Sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek. Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna.
  • İki lafın başı, her tartışmada ayrılalım tehdidi savurmayacak. Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak…
  • Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürlerle yemeklerle işi olmayacak.
  • Şöyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı konduracak şüphesiz. Salatasız oturmayacak yemeğe.
  • Temiz olacak her şeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri yahut pahalı parfümlerin sindiği, boyacı küpü gibi, her öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin.
  • Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş. Buram buram kadın kokacak kadın dediğin.
  • Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi.
  • Dilimizde akşamdan kalma bir küfür, salonlar, piyasalar, sanat sevicileri.
  • Derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni. Yakanda bir amonyak çiçeği yalnızlığım benim sidikli kontesim.
  • Ne kadar rezil olursak o kadar iyi. Kumkapı meyhanelerine dadandık.
  • Önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi. Aramızda görevliler, ekipler, hızır paşalar.
  • Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi. Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri, çöpçülerin elleriyle okşardın beni.
  • Yalnızlığım benim süpürge saçlım. Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi.
  • Baktım gökte bir kırmızı uçak, bol çelik, bol yıldız, bol insan.
  • Bir gece sevgi duvarını aştık. Düştüğüm yer öyle açık seçik ki.
  • Başucumda bir sen varsın bir de evren. Yalnızlığım benim çoğul türkülerim.
  • Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi.

Özgün Düşünceler ve Bilgece Öğütler

Can Yücel’in sözlerinde sadece aşk ve hayat değil, aynı zamanda toplumsal eleştiri, bireysel özgürlük ve insan doğasına dair derinlemesine gözlemler de bulunur. Onun bilgece öğütleri, okuyucuyu kendi değerlerini sorgulamaya ve daha otantik bir yaşam sürmeye teşvik eder.

  • Eğer çok konuşmak faydalı olsaydı, Allah iki ağız, bir kulak verirdi. Onun için, çok dinleyip az konuşmak gerek.
  • Gözler ve sözler ikisi de bir şeyleri gizler. Sözler ne kadar inkar etse de gözler her şeyi bir bir söyler.
  • Başka türlü bir şey benim istediğim. Ne ağaca benzer, ne buluta benzer.
  • Burası gibi değil gideceğim memleket. Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava.
  • Nerede gördüklerim, nerede o beklediğim kız. Rengi başka, tadı başka.
  • Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
  • Haykıracaksın ama isyan etmeyeceksin. Ağlayacaksın ama belli etmeyeceksin. Onsuz kalacaksın belki; ama asla vazgeçmeyeceksin.
  • Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun? Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
  • İlkin elifba’ydı, sonra alfabe oldu, derken abece, şimdi de a.b.d.
  • Sen mi kaldın dedim düzeltecek dünyayı; vurup kapıyı çıktım.
  • Kaşı babam kaşı demeye kadar, Mahmut Başar kardeş, kazı babam kazı, kaşlarını.
  • Gidiyorum ben boş çakallar, sıçmışım ortalık yerinize. Kıçımın fosforuyla aydınlanın siz artık.
  • Seni seviyorum demek değil ki marifet, önemli olan o kelimenin tüm sorumluluklarını alabilmek.
  • Kim bilir belki komünistlerin ölseler bile kahrolmadıklarını gördüklerinden ötürü, gazaba geldi saldırdılar!
  • İnkar edip içimizde sakladığımız şeyler gerçekliğini kaybetmiyor.
  • Ne yormak istedim seni. Ne de yormak kendimi. Çok çalıştım, Gitmeye de kalmaya da… İkisi de aynı acı. İkisi de rezil…
  • Daha önce de gitmiştim, Ama böyle kalarak değil…
  • Yeter bee! İstemiyorum artık kimseyi yanımda. Her gelen biraz daha acıtıp gidiyor nasılsa.
  • Geldiğin kadar değil, göründüğün kadar mutlusun ve sakın unutma; gittiğin kadar değil, hak ettiğin kadar unutulursun…
  • Hiçbir insan öylesine girmiyor hayatımıza… Kimileri ceza, kimileri bela, kimileri imtihan, kimileri ise armağan.
  • Bilinmedik bir hüzün var içimde, bir gariplik. Anladım ki, ya ben fazlayım bu şehirde ya da biri eksik.
  • Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık; çalınan birinin kalbiyse eğer.
  • Galiba yoruldum. Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar… Kendimi her kaybettiğimde, seni de kaybediyor olmaktan yoruldum.
  • Değişmek zor; ama bazen aynı adam olmak daha zor… Hayat öyle yüklenir ki; ne kalmak istersin, ne gitmek. O durumdayım işte.
  • Acılara bakıp da küsme sevdalara, gavura kızıp da oruç bozulmaz. Sök at kafandan acabaları, kemik aynı yerden iki defa kırılmaz.
  • Aşkta önemli olan aynı elleri tutmak değil, bir ömür hiç bırakmamaktır.
  • Biri sana git dediğinde, ‘Gitme’ diyen birini değil, “Ben de geliyorum, yalnız gidemezsin!” diyen birini istiyorum.
  • Kendi elinle kazdığın kuyuya, aşk; ufacık bir taş atmaktır. Gürültüsü büyüyünce sessizliğin, marifet, yosunlar gibi susmaktır.
  • Üç harf yan yana kaç şekilde gelir bilir misin? Aşk dersin.. Sen dersin.. Ben dersin.. Sen, ben biter; biz dersin. Gün gelir git dersin.. Peki dur kelimesinden haberdar değil misin? Dur demeyi bilmez misin?
  • Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.
  • Birini seveceksen, onu her şeyinle sevme çünkü bittiğinde; onu unutamamana değil, unutamayacak kadar çok sevdiğine yanarsın.
  • Sana ihtiyacım var, gel! Diyebilmekmiş güçlü olmak, sana ‘git’ dediğimde anladım.
  • Biri sana git dediğinde “Kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek, ‘Git’ dediklerinde gittiğimde anladım.
  • Ne kadar zordur aslında sevip de seviyorum diyememek. Görüp görmemezlikten gelmek, yaşadığını bilip de benim için öldü demek.
  • Çok sahiplenmeden seveceksin mesela. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, hem de hep senin kalacakmış gibi.

Can Yücel’in Mirası: Sözlerin Sonsuz Yolculuğu

Can Yücel, ardında sadece kelimeler değil, aynı zamanda derin bir düşünce ve his dünyası bıraktı. Onun sözleri, günümüzde bile yaşamın karmaşıklığına ışık tutan, düşündüren ve ilham veren bir rehber niteliğindedir. Bu eşsiz miras, bizlere insan olmanın ne anlama geldiğini, aşkın ve yalnızlığın derinliklerini bir kez daha hatırlatır. Can Yücel’in anlamlı sözleri, her daim kalplerimizde yankılanmaya devam edecek bilgece bir fısıltıdır. Onun eserlerini keşfetmeye devam edin ve kendi yolculuğunuzda bu derin anlamlarla karşılaşın.

14 Yorum Yapıldı
  • Motivasyon_Kaynağı_Ufuk

    Editörün dikkatine küçük bir not:

    Başlıkta, “Can Yücel’den Anlamlı Sözler ve Derin Şiirleri” ifadesindeki paralel yapı bozukluğu gözden kaçırılmamalıdır. “Can Yücel’den” edatıyla başlayan bir tamlama (“Sözler”) ile “Derin Şiirleri”ndeki iyelik ekinin (“şiirleri” – onun şiirleri) aynı cümlede “ve” bağlacıyla birleştirilmesi dil bilgisel bir tutarsızlık yaratmaktadır. Ya her iki öge için de “Can Yücel’den Anlamlı Sözler ve Derin Şiirler” şeklinde bir edat tamlaması kurulmalı ya da “Can Yücel’in Anlamlı Sözleri ve Derin Şiirleri” biçiminde bir iyelik tamlaması tercih edilmelidir. Mevcut haliyle ifade, dilin akıcılığına ve kuraldışı bir kullanıma yol açmaktadır.

    • Alp Tobay

      Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Dil bilgisi kurallarına olan hassasiyetiniz ve bu konudaki yapıcı eleştiriniz benim için çok kıymetli. Haklısınız, başlıkta belirttiğiniz paralellik bozukluğu gözden kaçmış. Bu tür detaylar, yazılarımızın kalitesi açısından büyük önem taşıyor ve bu konudaki uyarınız, sonraki yazılarımda daha dikkatli olmamı sağlayacak. Geri bildirimlerinizle birlikte yazılarımı geliştirmeye devam edeceğim.

      Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim. İlginiz ve değerli katkınız için tekrar teşekkürler.

  • Kitap_Canavarı_Lil

    Bu başlık clickbait. “Anlamlı sözler ve derin şiirler” deniyor ama içerik sadece boş bir girişten ibaret. Vaat edilen hiçbir şey yok, çok yüzeysel kalmış.

  • elif ŞAHİN

    Yahu ne “yeni pencere”ymiş, ne “derinlik”miş… Sanki insanlık tarihinde ilk kez Can Yücel sayesinde kendimizi sorgulayacak, duygularımızı yeniden yorumlayacakmışız gibi. Platon’un mağara alegorisinden tutun, Antik Yunan trajedilerine kadar, binlerce yıldır sanat ve felsefe tam da bu “iç dünyada yankı bulma” işini yapmıyor muydu zaten? “Kendini bil” düsturu ta Delphi’deki Apollo Tapınağı’ndan beri var. Artık hiçbir şey şaşırtmıyor beni, aynı tas aynı hamam.

    • Alp Tobay

      Yorumunuzu anlıyorum ve sanırım yazının ana fikrini farklı bir açıdan değerlendirmişsiniz. elbette insanlık tarihi boyunca sanat ve felsefe, bireyin kendini sorgulaması ve duygularını anlamlandırması konusunda önemli roller oynamıştır. platon’un mağara alegorisi veya antik yunan trajedileri gibi örnekler, bu derinlemesine düşünme geleneğinin köklerini gösterir.

      benim yazımda vurgulamak istediğim, can yücel’in bu kadim geleneği kendi özgün üslubuyla, günümüz insanına nasıl farklı bir pencereden sunduğuydu. her dönemde ve her sanatçıda, “kendini bil” düsturu farklı bir yorumla karşımıza çıkar. can yücel’in şiirindeki o samimiyet ve doğrudanlık, belki de modern dünyanın karmaşasında kaybolan ruhlara, bu eski hakikati yeniden ve daha kişisel bir tonda hatırlatıyor. teşekkür ederim değerli yorumunuz için. dilerseniz profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.

    • Alp Tobay

      Yorumunuz için teşekkür ederim. Sanat ve felsefenin insanlık tarihinde kadim zamanlardan beri iç dünyamızı sorgulama ve duygularımızı yeniden yorumlama işlevini üstlendiği noktasında size katılıyorum. Can Yücel’in eserlerinin bu köklü geleneğin bir devamı olduğunu, ancak her sanatçının kendi döneminin ve kişisel deneyimlerinin süzgecinden geçirerek bu evrensel temalara yeni bir soluk getirdiğini düşünüyorum. Her ne kadar aynı tas aynı hamam gibi görünse de, her yeni yorum, o anki bireyin ve toplumun ihtiyaçlarına göre farklı bir pencere açabilir.

      Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılara da göz atmanızı rica ederim.

  • berna DEMİRCİ

    Editörün dikkatine küçük bir not: “Bu derleme, Can Yücel’in eşsiz mirasını yaşatmak ve onun sözlerinin evrensel gücünü bir kez daha hatırlatmak amacıyla hazırlandı.” cümlesinde, ‘yaşatmak’ fiilinden sonra, ‘ve’ bağlacından önce bir virgül kullanılması gerekmektedir. Uzun ve paralel yapıdaki fiilimsileri veya cümleleri bağlayan ‘ve’ bağlacından önce virgül kullanmak, cümlenin anlam akışını netleştirir ve okuyucunun duraklama noktalarını doğru algılamasını sağlar. Bu tür kullanımlar, metnin akademik ve dil bilgisel tutarlılığını artırır.

    • Alp Tobay

      Yorumunuz için teşekkür ederim. dil bilgisi kurallarına olan hassasiyetiniz ve bu konudaki bilginiz takdire şayan. geri bildiriminiz, yazılarımızın kalitesini artırmak adına bizler için çok değerli. belirttiğiniz noktayı göz önünde bulundurarak gerekli düzenlemeyi yapacağımızdan emin olabilirsiniz. başka yazılarımıza da göz atmanızı rica ederim.

  • Okan TAŞ

    Aaa, “yeni pencereler aralamak,” “iç dünyada yankı bulmak,” “hisleri yeniden yorumlamak”… Ne kadar da *yeni*. Sanki insanlık, Can Yücel’den önce kendi iç dünyasını hiç keşfetmemiş, hayatı sorgulamamış gibi. Bu “derin” tespitler, taa Sokrates’in “Kendini Bil” düsturundan başlayıp, Stoacı filozofların iç gözlem ve kabulleniş pratiklerine kadar binlerce yıldır farklı kılıflarla önümüze sunulup duran, çiğnenmiş sakız zaten. Artık gerçekten hiçbir şey beni şaşırtmıyor, sadece hafifçe esnetiyor.

    • Alp Tobay

      Duyguların ve düşüncelerin binlerce yıldır insanlık tarafından farklı şekillerde ifade edildiği ve sorgulandığı gerçeği elbette ki tartışılmaz. Her çağ kendi dilini ve yorumunu geliştirse de, temeldeki arayışlarımızın ve içsel yolculuklarımızın ortak noktaları olduğu aşikar. Benim yazımda ise bu evrensel temaları kendi bakış açımla, günümüz insanının deneyimleriyle harmanlayarak yeniden ele almaya çalıştım. Amacım, bilineni tekrar etmekten ziyade, belki de unutulmaya yüz tutmuş veya farklı bir perspektiften bakılmamış olana yeni bir ışık tutmaktı.

      Her ne kadar bazı kavramlar kadim olsa da, onların güncel yaşamımızdaki yansımalarını ve kişisel deneyimlerimizdeki karşılıklarını bulmak, bence her zaman değerli bir çaba. Bu bakış açısıyla, yazımın okuyucularda yeni bir düşünce kıvılcımı yaratmasını umdum. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.

  • Gülcan Acar

    Editörün dikkatine küçük bir not: Başlıkta yer alan “Can Yücel’den Anlamlı Sözler ve Derin Şiirleri” ifadesindeki “Şiirleri” kelimesindeki iyelik eki, cümlenin genel yapısıyla, özellikle de “Can Yücel’den” edatıyla ve “Sözler” kelimesinin çekimiyle tutarsızlık arz etmektedir. Ya “Can Yücel’den Anlamlı Sözler ve Derin Şiirler” şeklinde iyelik eki kaldırılmalı ya da “Can Yücel’in Anlamlı Sözleri ve Derin Şiirleri” biçiminde tutarlı bir iyelik yapısı benimsenmelidir. Mevcut hali dil bilgisi açısından uygun değildir.

    • Alp Tobay

      Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın başlığındaki dil bilgisi konusundaki hassasiyetiniz ve yapıcı eleştiriniz benim için oldukça değerli. Dilin doğru ve akıcı kullanımı her zaman önceliğim olmuştur ve bu tür geri bildirimler yazılarımı daha da geliştirmem için bana yol gösteriyor.

      Geri bildiriminiz doğrultusunda başlığı gözden geçireceğim ve gerekli düzeltmeleri yapacağım. Dikkatiniz ve desteğiniz için tekrar teşekkür eder, yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı rica ederim.

  • Kubilay AYDOĞDU

    Yazıyı okuduktan sonra ben: Aslında her rakı şişesi, denize bırakılmış bir mesajdır.

    • Alp Tobay

      Çok güzel bir benzetme. Rakının o derinliği ve sohbetlerimize kattığı anlam düşünüldüğünde, her kadehinde ayrı bir hikaye saklı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Yorumunuzla yazıma farklı bir boyut kazandırdınız, teşekkür ederim. Diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar