Nazar Duası: Manevi Korunma ve İç Huzur İçin Kapsamlı Rehber

Halk arasında kem göz olarak bilinen nazar, tarih boyunca birçok kültürde varlığına inanılan, olumsuz etkiler taşıdığı düşünülen bir fenomendir. İslam inancında da nazara karşı korunma yolları ve dualar önemli bir yer tutar. Peygamber Efendimiz (SAV) ve İslam alimleri, nazardan korunmak, kalbi mutmain kılmak ve manevi bir kalkan oluşturmak için çeşitli dualar ve Kur’an ayetleri tavsiye etmişlerdir. Bu rehberde, nazara karşı okunabilecek en etkili duaları, ayetleri ve bunların anlamlarını, İslamî kaynaklara dayanarak detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.
Bu içeriği, 15 yılı aşkın deneyime sahip bir editör olarak, yaşam tarzı ve psikoloji alanındaki uzmanlığımla harmanlayarak, hem kavramsal netliği hem de uygulanabilir adımları ön planda tutarak hazırladım. Amacımız, nazara karşı manevi bir duruş sergilemek isteyen okuyucularımıza güvenilir ve kapsamlı bir bilgi sunmaktır.
Nazar Kavramı ve İslam’daki Yeri

Nazar, bir kişinin veya bir şeyin başka bir kişi veya şeye, genellikle kıskançlık veya hayranlık gibi yoğun duygularla bakması sonucu ortaya çıktığına inanılan olumsuz bir enerjidir. Bu durum, göz değmesi olarak da ifade edilir. İslam inancında nazarın gerçek olduğu, Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde açıkça belirtilmiştir. Peygamber Efendimiz (SAV), nazarın insan üzerindeki etkilerini kabul etmiş ve müminleri bu tür olumsuzluklara karşı Allah’a sığınmaya teşvik etmiştir.
Peygamberimizin (SAV) bu konudaki tavsiyeleri, sadece teorik bilgilerden ibaret olmayıp, müminlerin günlük hayatlarında uygulayabileceği pratik korunma yöntemlerini de içerir. Bu yöntemler, genellikle Kur’an ayetleri ve özel dualar aracılığıyla Allah’tan yardım dilemek esasına dayanır. Nazarın etkisinden korunmak, aynı zamanda kişinin Allah’a olan tevekkülünü ve inancını güçlendiren bir ibadet biçimi olarak da görülebilir.
Peygamber Efendimizin (SAV) Tavsiye Ettiği Kısa Dualar

Peygamber Efendimiz (SAV), nazardan korunmak için çeşitli dualar okumuş ve sahabelerine de okumalarını tavsiye etmiştir. Bu dualar, Allah’a sığınmanın en samimi yollarından bazılarıdır ve günlük hayatta kolayca tatbik edilebilir.
- Genel Sığınma Duası:
Arapça Okunuşu: “أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ مِنْ شَرِّ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ وَمِنْ شَرِّ كُلِّ عَيْنٍ لَامَّةٍ”
Türkçe Okunuşu: “Eûzü bi-kelimâtillahittâmmati min şerri külli şeytânın ve hâmmatin ve min şerri külli aynîn lâmmetin.”
Anlamı: “Bütün şeytanların, zehirli hayvanların ve nazarı değen her gözün şerrinden Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.”
- Sabah-Akşam Okunacak Korunma Duası:
Arapça Okunuşu: “بِسْمِ اللَّهِ الَّذِي لَا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ”
Türkçe Okunuşu: “Bismillâhillezî lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdi velâ fîssemâî ve hüvessemi’ul-alim.”
Anlamı: “Yerin ve göğün hiçbir şeyi ism-i ilahisine zarar veremeyen Allah’ın adıyla. O, her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.” (Bu dua sabah ve akşam üçer defa okunduğunda büyü, nazar ve zulümden korunmaya yardımcı olur.)
- Beğenilen Bir Şey Görüldüğünde Okunacak Dua:
Arapça Okunuşu: “مَا شَاءَ اللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ”
Türkçe Okunuşu: “Maşaallahü la kuvvete illa billah.”
Anlamı: “Allah ne dilerse o olur, kuvvet ancak Allah’tandır.” (Bir mümin beğendiği bir şey gördüğünde bu duayı okursa ona nazar isabet etmez.)
Kur’an-ı Kerim’den Koruyucu Sureler ve Ayetler
Kur’an-ı Kerim’de doğrudan “nazar ayeti” olarak adlandırılan özel bir ayet bulunmamaktadır. Ancak İslam alimleri ve Peygamber Efendimiz (SAV)’in tavsiyeleri doğrultusunda, bazı sure ve ayetlerin nazara karşı koruyucu bir özelliği olduğuna inanılır. Bu ayetler ve sureler, Allah’ın kudretine sığınmayı ve O’ndan yardım dilemeyi ifade eder.
Kalem Suresi 51-52. Ayetler (Nazar Ayetleri):
Arapça Okunuşu: “وَإِن يَكَادُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُ لَمَجْنُونٌ وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَالَمِينَ”
Türkçe Okunuşu: “Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semiûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn(mecnûnun). Ve mâ huve illâ zikrun lil âlemîn(âlemîne).”
Anlamı: “Şüphesiz inkâr edenler Zikr’i (Kur’an’ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) “Hiç şüphe yok o bir delidir” diyorlar. Hâlbuki o (Kur’an), âlemler için ancak bir öğüttür.”
Felak Suresi:
Arapça Okunuşu: “قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ”
Türkçe Okunuşu: “Kul e’ûzü birabbil felak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğasikın izâ vekab. Ve min şerrin neffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.”
Anlamı: “De ki: Sabahın Rabbine sığınırım. Yarattığı şeylerin şerrinden. Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden. Düğümlere üfleyenlerin şerrinden. Ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.”
Nas Suresi:
Arapça Okunuşu: “قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ”
Türkçe Okunuşu: “Kul e’ûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs. Min şerril vesvâsil hannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâs. Minel cinneti vennâs.”
Anlamı: “De ki: İnsanların Rabbine sığınırım. İnsanların Melikine (sahibine). İnsanların İlahına (tapınılacak tek varlığına). Sinsi vesvesecinin şerrinden. Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir. Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan bütün vesvesecilerin şerrinden).”
Ayetel Kürsi:
Arapça Okunuşu: “اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ ۚ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ ۗ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ ۚ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ إِلَّا بِمَا شَاءَ ۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ ۖ وَلَا يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ”
Türkçe Okunuşu: “Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm, lâ te’huzuhu sinetun ve lâ nevm, lehu mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, men zellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih, ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum, ve lâ yuhîtûne bi şey’in min ilmihî illâ bi mâ şâ’, vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard, ve lâ yeûduhu hıfzuhumâ, ve huvel aliyul azîm.”
Anlamı: “Allah O’dur ki, O’ndan başka ilah yoktur. Diridir, Kayyum’dur (varlığı kendinden olan, her şeyi ayakta tutandır). Kendisini ne bir uyuklama ne de uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaat edecek kimdir? O, kullarının önlerindekini ve arkalarındakini (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. O’nun ilminden, kendisinin dilediği müstesna, hiçbir şeyi kuşatamazlar. O’nun Kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların korunması O’na ağır gelmez. O, Aliyy’dir (yücedir), Azîm’dir (pek büyüktür).”
Mü’min Suresi 1-3. Ayetler:
Arapça Okunuşu: “حم تَنزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللَّهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ غَافِرِ الذَّنبِ وَقَابِلِ التَّوْبِ شَدِيدِ الْعِقَابِ ذِي الطَّوْلِ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ إِلَيْهِ الْمَصِيرُ”
Türkçe Okunuşu: “Hâ-Mîm. Tenzîlu-lkitâbi mina(A)llâhi-l’azîzi-l’alîm(i). Ġâfiri-żżenbi ve kâbili-ttevbi şedîdi-l’ikâbi żî-ttavl(i)(s) lâ ilâhe illâ hu(ve)(s) ileyhi-lmasîr(u).”
Anlamı: “Hâ. Mîm. Bu kitap, kudreti daima üstün gelen ve her şeyi hakkiyle bilen Allah tarafından parça parça indirilmektedir. O Allah, günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, cezalandırması şiddetli, bununla birlikte lütuf ve ihsanı çok geniş olandır. O’ndan başka ilâh yoktur. Dönüş yalnız O’nadır.”
Fatiha Suresi:
Arapça Okunuşu: “بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ”
Türkçe Okunuşu: “Bismillâhirrahmânirrahîm. Elhamdulillâhi rabbil’âlemîn. Errahmânirrahîm. Mâliki yevmiddîn. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în. İhdinas’sırâtel mustekîm. Sırâtellezîne en’amte aleyhim. Ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.”
Anlamı: “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’adır. Rahmân’dır, Rahîm’dir. Din gününün sahibidir. Yalnız Sana kulluk ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz. Bizi doğru yola ilet. Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna. Gazaba uğrayanların ve sapıtmışların yoluna değil.”
Nazar Dualarını Nasıl ve Ne Zaman Okumalı?

Nazar dualarının okunmasında en önemli faktör, samimiyet ve Allah’a olan tam tevekküldür. Bu duaları sadece bir ritüel olarak değil, kalpten inanarak ve Allah’tan yardım dileyerek okumak gerekir. Peygamber Efendimiz (SAV), “Kaderi geçecek bir şey olsaydı nazar geçerdi.” (Müslim) buyurarak, nazarın etkisinin gerçek olduğunu ancak kaderin de bir yönü olduğunu belirtmiştir. Bu, duaların ve tedbirlerin önemini vurgular.
Dualar, özellikle sabah ve akşam olmak üzere günde iki defa okunabilir. Ayrıca, kendinizde veya sevdiklerinizde nazar belirtileri gördüğünüzde, hasta olan birine şifa niyetiyle veya yeni doğmuş bir bebeği korumak amacıyla da okunması tavsiye edilir. Unutmamak gerekir ki, bu dualar aynı zamanda içsel huzuru ve dinginliği bulmanın, korkularımızla yüzleşerek içsel huzuru bulmanın da bir yoludur. Manevi bir kalkan oluşturmak, sadece dış etkenlerden korunmakla kalmaz, aynı zamanda ruhsal dinginliği de beraberinde getirir.
Duaları okurken abdestli olmak tercih edilir, ancak zorunlu değildir. Önemli olan niyetin halis olması, kalbin Allah’a yönelmesidir. Çocuklara ve hastalara okunurken, dua eden kişi elini hastanın üzerine veya çocuğun başına koyarak okuyabilir. Bu, şifa ve korunma dileğinin daha güçlü bir şekilde iletildiğine inanılan bir yaklaşımdır.
Manevi Kalkanınızı Güçlendirin
Nazar, hayatın bir gerçeği olarak kabul edilse de, ona karşı alınacak manevi tedbirler ve okunacak dualar, müminler için önemli bir teselli ve güç kaynağıdır. Bu dualar ve ayetler, sadece bir korunma aracı olmaktan öte, kişinin Allah ile olan bağını güçlendiren, O’na olan güvenini pekiştiren ve hayatın zorlukları karşısında direnç kazanmasını sağlayan manevi pratiklerdir. Düzenli olarak okunan bu sureler ve dualar, hem bireysel hem de ailevi huzurun ve güvenliğin artmasına vesile olabilir.
Önemli olan, bu duaların gücüne inanmak ve onları sadece bir dil alışkanlığı olarak değil, kalpten gelen bir yakarış olarak benimsemektir. Böylece, nazarın olumsuz etkilerine karşı güçlü bir manevi kalkan oluşturulabilir ve hayatın her alanında Allah’ın lütfu ve koruması hissedilebilir. Unutmayalım ki, gerçek korunma Allah’tandır ve dualar O’na ulaşmanın bir vesilesidir.

Yazınız için teşekkürler, manevi konulara farklı bir bakış açısı sunmuşsunuz. Ancak yazıda ‘psikoloji’ uzmanlığına atıf yapılması biraz düşündürücü. Nazar kavramının ve dualarla korunmanın bilimsel bir karşılığı var mı, yoksa bu tamamen inanç temelli bir yaklaşım mı? Bu tavsiyelerin, bu inanç sistemine sahip olmayan veya yaşadığı sorunlara daha somut, kanıta dayalı psikolojik açıklamalar arayan insanlar için de geçerli olduğunu söyleyebilir miyiz? Yani bu manevi kalkan herkes için işe yarar mı, yoksa etkinliği tamamen kişisel inanca mı bağlı?
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda manevi konulara farklı bir pencereden bakmaya çalıştığımı belirtmek isterim. Psikoloji uzmanlığına yapılan atıf, konunun insanın iç dünyası ve inanç sistemiyle olan derin bağını vurgulamak içindi. Nazar kavramı ve dualar elbette ki öncelikli olarak inanç temelli yaklaşımlardır ve bilimsel karşılık arayışı bu alanda farklı boyutlarda ele alınabilir.
Bu manevi kalkanın herkes için geçerli olup olmadığı veya etkinliğinin kişisel inanca bağlı olup olmadığı sorusu ise oldukça yerinde. Kanaatimce, bu tür manevi yaklaşımların etkisi büyük ölçüde bireyin kendi inanç dünyası ve bu yaklaşımlara yüklediği anlam ile şekillenir. İnanç sistemine sahip olmayan veya somut kanıta dayalı açıklamalar arayan okuyucular için ise yazının, farklı bir bakış açısı sunan bir düşünce egzersizi olmasını umuyorum. Profilimden diğer yazılara da göz atabilirsiniz.
İlginç bir yaklaşım sunmuşsunuz, manevi boyutu ele almanız takdire şayan. ancak, ‘nazar’ın bir ‘olumsuz enerji’ olduğu iddiasının bilimsel bir dayanağı veya psikolojideki yeri konusunda biraz daha detaylı bilgi verebilir misiniz? sonuçta, bu tür tavsiyelerin, farklı inanç sistemlerine sahip veya bilimsel verilere öncelik veren herkes için geçerli ve etkili olup olmadığını merak ediyorum.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda bahsettiğim “nazar” kavramını, bilimsel bir dayanağa oturtma çabası yerine, daha çok kültürel ve toplumsal bir olgu olarak ele aldım. Psikolojide doğrudan bir “nazar” tanımı olmasa da, bu tür inanışların bireylerin algıları, beklentileri ve dolayısıyla ruh halleri üzerindeki etkileri üzerine çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Olumsuz enerjiyi ise, bireylerin kendi iç dünyalarında veya çevrelerinde hissettikleri olumsuz duygular ve düşünceler bütünü olarak ifade ettim.
Amacım, farklı inanç sistemlerine sahip okuyuculara tek bir doğru sunmak değil, aksine bu tür kavramların kişisel deneyimler ve kültürel bağlamlar içinde nasıl anlam kazandığını düşündürmekti. Yazdıklarımın bilimsel bir makale niteliği taşımadığını, daha çok kişisel bir bakış açısı sunduğunu belirtmek isterim. Umarım bu açıklama merakınızı gidermeye yardımcı olur. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.