Kayserili Fıkraları: Zeka ve Mizah Dolu Hikayeler

Kayserili Fıkraları: Zeka ve Mizah Dolu Hikayeler

Türk halk kültüründe Kayserililer, ticaret zekaları, pratik çözümleri ve hazırcevaplılıklarıyla bilinen, kendine özgü bir mizah figürüdür. Onların fıkraları, sadece güldürmekle kalmaz, aynı zamanda hayata dair ince tespitler, kurnazlıklar ve beklenmedik bakış açıları sunar. Bu yazımızda, Kayserili karakterinin özünü yansıtan, güldürürken düşündüren en seçkin fıkraları derledik. Gelin, Kayserili zekasının ve mizahının derinliklerine birlikte inelim.

Kayserili Zekasının Parlak Örnekleri

Kayserili fıkraları, genellikle bir problem karşısında geliştirilen sıra dışı ve dahiyane çözümlerle doludur. Bu çözümler, bazen ilk bakışta anlaşılmasa da, sonunda herkesi şaşırtan bir mantık silsilesi içerir. İşte Kayserili zekasının en çarpıcı örneklerinden bazıları:

  • Geciken Maaşın Hesabı: Yeni işe başlayan bir Kayserili genç, ilk maaşını beklediğinden 250 TL fazla alınca sesini çıkarmaz. İkinci ay maaşı 100 TL eksik yatınca hemen muhasebeye koşar. Muhasebeci, “Geçen ay fazla yattığında neden itiraz etmediniz?” diye sorunca, Kayserili gayet sakin, “Prensibimdir, ilk hatayı her zaman affederim,” yanıtını verir.
  • Padişahı İkna Sanatı: Padişah, “Beni yalanına inandırana bir küp altın vereceğim,” diye ilan eder. Çeşitli yalancılar başarısız olurken, Kayserili huzura çıkar: “Sultanım, babam sizi bana yolladı, zamanında size bir küp altın vermiş. Onu geri ödemenizi istiyor.” Padişah şaşırır, “Bu yalan,” derse altını verecek, “Doğru,” derse borçlu çıkacaktır.
  • Babanın Pazarlık Dersi: Oğlu 100.000 TL isteyen Kayserili baba, “800 bin mi dedin? Ne yapacaksın 500 bini? 350 bin mi? 250 bin de neyine yetmiyor?” derken, sonunda 100.000 TL verir. Oğul, “Zaten 100 bine ihtiyacım vardı,” deyince baba gülerek, “Demek sahte paralardan vermeseydim beni kazıklayacaktın!” der.
  • Kaybedilen Cüzdanın Faizi: Cüzdanını düşüren bir Kayserili iş adamı, iki ay sonra cüzdanını bulan köylüden alır. Parayı sayınca kaşlarını çatarak, “Bu para iki aydır bende değildi, bunun faizini kim verecek?” diye sorar.
  • Kuru Ekmek Çözümü: Cimri bir Kayserili, çocukları reçel kavanozuna sürerek ekmek yemesin diye reçeli dolaba kilitler. Tarlada çalışırken çocukların katıksız kalacağını düşünüp eve döner. Bir de ne görsün, çocuklar ekmeklerini dolaba sürtüp yiyorlar. Adam dayanamaz, “Yahu bir gün de kuru ekmek yiyemez misiniz?” diye söylenir.
  • Topal Eşeğin Akıbeti: Kayseri pazarında topal eşeğini satmaya çalışan Yahudi, Kayserili bir müşteriye eşeğin topallığını gizlemek için çiviler çakmıştır. Müşteri çivileri görünce çıkarır ve eşeğin iyileşeceğini düşünür. Pazarlık döner, eşek satılır. Ertesi gün Yahudi, “Kayseriliye topal eşek sattım!” diye övünürken, Kayserili, “Vay anasını, verdiğim para sahte olmasaydı bayağı kazıklanmıştım ha!” diye cevap verir.
  • Vefat İlanındaki İlan: Eşi vefat eden Kayserili, gazeteye “Emine öldü, Allah rahmet eylesin,” ilanı vermek ister. Ajans, “Üç kelime daha ekleyebilirsiniz, ücret aynı,” deyince Kayserili düşünür ve ilana “SATILIK TOYOTA VAR” ekletir.
  • Erciyes’in Karı ve Borç: Kayserili, Ermeni arkadaşından borç alır, “Erciyes’in karı eriyince öderim,” der. Bir yıl sonra Ermeni borcu isteyince Kayserili, “Daha kar erimedi,” der. Ermeni aynı taktiği başka bir Kayseriliye uygulamak ister. Bir yıl sonra borcu istenince, “Hala kar var,” der. Diğer Kayserili ise, “O gördüğün kar, bu yılın karı. Geçen yılın karı çoktan eridi!” diye cevabı yapıştırır.
  • Cehennem Tapusu Ticareti: Papa’nın cennetten yer sattığını duyan bir Kayserili, Vatikan’a gider. Uzun pazarlıklar sonucu cehennemin tapusunu ve anahtarını alır. Sonra zengin Hristiyanlara, “Cehenneme girmek istemeyenler benden belge alabilir, cennet arsalarının yarı fiyatına!” diye reklam yapar. Müşteriler azalınca Papa, Kayserili’den tapuyu geri ister. Kayserili, “Sattım, geri almak için çok para lazım, heybenin iki gözü dolusu altın!” der. Papa çaresiz kabul eder.

Bu fıkralar, Kayserilinin hayatta karşılaştığı zorluklara nasıl pratik ve çoğu zaman ticari bir zekayla yaklaştığını gösterir. Onlar için her durum, bir fırsat barındırır.

Ticaret ve Pazarlık Ustalığı

Kayserili denince akla gelen ilk özelliklerden biri, kuşkusuz ticaret ve pazarlık konusundaki yetenekleridir. Onlar için alışveriş, sadece bir ürün alıp satmak değil, aynı zamanda bir zeka oyunu, bir strateji yarışıdır. İşte bu alandaki eşsiz fıkralar:

  • Araba Pazarlığı: İki çiftçi, biri Adanalı diğeri Kayserili, zenginlikleriyle övünürler. Adanalı, “Bizim tarlanın bir ucuna sabah biniyoruz arabaya, akşam oluyo hala diğer ucuna varamıyoz,” der. Kayserili gülümseyerek, “Bizim de öyle bir arabamız vardı, geçenlerde satıp yenisini aldık,” diye karşılık verir.
  • Terzi ve Elbise: Babasının “Ne kadar isterlerse istesinler yarısından fazlasını verme,” öğüdünü alan Ali, terziye takım elbise diktirir. Terzi 6 milyon deyince Ali 3 milyon, terzi 4 milyon deyince Ali 2 milyon teklif eder. Terzi sinirlenip “Para falan istemiyorum, al elbiseni defol!” deyince, Ali, “Bir takım elbise daha dikmezsen şuradan şuraya gitmem!” der.
  • Kıbrıslı Rum ve Eşek: Kıbrıs’a göç eden Kayserilinin tarlasını yol olarak kullanan Rum komşularına karşı, “Bu tarladan geçenleri döverim,” diye ilan asar. Bir gün eşeğiyle geçen Rum’u görünce Kayserili dövmeye başlar. Rum, “Niye eşeği dövüyorsun, salak mısın?” diye sorunca, Kayserili, “Önce seni dövmeye başlarsam, eşek sıranın kendisine geleceğini anlar ve kaçar!” der.
  • Siyah Sütyen ve Takkeler: Kayserili, Musevinin dükkanından siyah sütyenleri önce 40’a, sonra 50’ye, en son 75’e alır. Musevi neden bu kadar çok sütyen aldığını sorunca, Kayserili, “İkiye kesip minik takkeler yapıyor, sonra da Musevilere tanesi 100’den satıyorum,” der.
  • Moiz’in Dişleri: Kayseri’ye gelen Yahudi Moiz, çarşıdaki Ahmet Ağa’dan çekinmesi gerektiğini öğrenir. Ahmet Ağa, Moiz’in dişlerini 10 altına satın alır, ömür boyu kullanma hakkı verir. Birkaç gün sonra müşteriyle gelip dişleri göstermesini ister. Moiz itiraz edince, Ahmet Ağa, “Ölünce teslim etmek üzere satacağım,” der. Sürekli dişlerini kontrol ettirmekten bıkan Moiz, 10 altınını geri ister. Ahmet Ağa, “Bu dişler 20 altın gördü, 30’dan aşağısına geri vermem!” der. Moiz çaresiz kabul eder.
  • Cennetin Anahtarı: İlahiyat okumak için Mısır’a giden Kayserili, son senesini bırakmak ister. Hocası siyaset öğrenmesini önerir ama Kayserili kabul etmez. Köyüne döndüğünde camide hocanın vaazına itiraz edince cemaat üstüne yürür. Mısır’a dönüp son senesini okur. Tekrar köye gelince aynı hocayı dinler. Bu sefer, “Hocam haklısınız, Mısır’da hocamla konuştum, sizden bir kıl koparan cennete gidecekmiş!” der. Bu sefer cemaat hocanın üstüne yürür.
  • Tüccar Zekası ve Rekabet: Bir tuhafiyeci dükkanının sağına ve soluna yeni tuhafiyeciler açılır. Sağdaki “Gerçek ucuzluk burada,” soldaki “En büyük tuhafiye mağazası,” yazar. Bizim Kayserili ise dükkanının ortasına “Mağazaya buradan girilir,” yazdırır.

Kayserililer, en zorlu rekabet ortamlarında bile yaratıcı ve akılcı çözümler üreterek fark yaratmayı başarırlar. Bu, onların ticari zekalarının temelidir.

Hazırcevaplık ve Espri Anlayışı

Kayserili fıkraları, aynı zamanda keskin bir hazırcevaplık ve ince bir espri anlayışını da barındırır. Beklenmedik anlarda söylenen zekice sözler, çoğu zaman olayın seyrini değiştirir veya durumu lehlerine çevirir. Hayata tebessüm katan komik sözler gibi, Kayserili fıkraları da dinleyenin yüzünde bir gülümseme bırakır.

  • Arkadaşın Adresini Verin Yeter: Melekler, öbür dünyada bir Kayserili ve bir Yahudi’yi dünyaya tekrar göndereceklerini ve bir dilek hakkı tanıyacaklarını söyler. Yahudi “bol para” ister. Kayserili ise, “Ben mi? Bir şey istemem, sadece şu arkadaşın adresini verin yeter!” der.
  • Taksimetreyi Durdur: Yokuş aşağı frenleri patlayan taksideki Kayserili müşteri, şoföre, “Durdur şu arabayı!” diye bağırır. Şoför panik içinde, “Durduramıyorum!” deyince, Kayserili, “O zaman taksimetreyi durdur hiç değilse!” der.
  • Küçük Kayserilinin Pazarlığı: Hocası küçük Kayseriliye “Altı kere altı?” diye sorar. Çocuk “Otuz dokuz,” der. Sıfır alınca arkadaşı, “Bildiğin halde niye otuz dokuz dedin?” diye sorar. Çocuk, “Pazarlık edecektim, anlamadı,” diye yanıtlar.
  • Otelde On Sene: Bir otelde yemek yiyen adam, garsonun güzel hizmetinden etkilenir ve “Nerelisin?” diye sorar. Garson “Kayseriliyim,” der. “Kaç senedir bu otelde çalışıyorsun?” diye sorunca, “On senedir,” yanıtını alır. Adam şaşırarak, “On senedir bu otelde çalışıyorsun da hala oteli üzerine geçiremedin mi?” diye sorunca, Kayserili iç çekerek, “Ah sorma dayı sorma, bu otelin sahibi de Kayserili de ondan geçiremedim!” der.
  • Paranın Gücü: Kayserili, oğluna “Para bulmak kolaydır, asıl mesele onu elde tutmaktır,” der. Oğlu, “Peki nasıl?” diye sorunca, baba, “İşte o da parası olanın derdi,” diye cevap verir.
  • Kaynananın Dileği: Kayserili’nin kaynanası hastalanır. Doktora götürürler. Doktor, “Yaşlı teyze, dile benden ne dilersen, son günlerin olabilir,” der. Kaynana, “Oğlumun damadı olaydım keşke,” diye dileğini söyler.
  • Borç ve Hız: Bir Kayserili, arkadaşına borç vermiştir. Arkadaşı yolda hızla koştururken Kayserili arkasından bağırır: “Ayşe’nin kocası, nereye böyle aceleyle?” Arkadaşı döner, “Sana ne, benim işim var,” der. Kayserili, “Benim borcumu ödemek için koşuyorsan, daha yavaş koş, ben seni beklemesem de olur,” diye seslenir.
  • Zenginlik ve Miras: Bir Kayserili, çocuklarına, “Ben öldüğümde mirasımı adaletli paylaşın,” der. Çocuklar, “Peki adaletli paylaşmak ne demek?” diye sorunca, Kayserili, “En çok kavga eden en azını alsın,” diye yanıtlar.
  • Tavuk ve Yumurta: Kayserili bir çiftçi, komşusuna, “Benim tavuklar hiç yumurtlamıyor,” diye şikayet eder. Komşusu, “Eşek tavuklar,” der. Kayserili, “Eşek tavuklar ama yem yiyorlar,” diye ekler.
  • Misafirlik ve Su: Kayserili’ye misafir gelir. Misafir su ister. Kayserili, “Çay içer misin?” diye sorar. Misafir, “Hayır, su lütfen,” der. Kayserili tekrar, “Çay içer misin?” diye sorar. Misafir yine, “Su!” der. Kayserili, “O zaman sana çay koyayım, suyu sen getir,” der.
  • İşsizlik Maaşı: Bir Kayserili, işsizlik maaşı almak için başvuru yapar. Yetkili, “Neden işsizsiniz?” diye sorar. Kayserili, “Çünkü çalışmak bana para kazandırmıyor,” diye cevap verir.
  • Garsonun İkramı: Bir Kayserili lokantada yemek yer. Garson, “Başka bir şey ister misiniz?” diye sorar. Kayserili, “Hesabı getir ama acele etme, belki fikrim değişir,” der.
  • Sözleşme ve Garanti: Kayserili, bir malı alırken satıcıya, “Bunun garantisi var mı?” diye sorar. Satıcı, “Tabii ki,” der. Kayserili, “Peki, benim garantim var mı?” diye sorar.
  • Kömür ve Isınma: Kayserili, komşusuna, “Kömür aldım, ama hala üşüyorum,” diye şikayet eder. Komşusu, “Peki yaktın mı?” diye sorar. Kayserili, “Yakmadım, çünkü yakarsam biter,” der.
  • Zengin Olmak: Bir Kayseriliye, “Nasıl zengin olunur?” diye sorarlar. O da, “Çok para kazanarak değil, az para harcayarak,” diye yanıtlar.
  • Okul ve Ders: Küçük Kayserili okula gitmek istemez. Annesi, “Okulda çok şey öğreneceksin,” der. Çocuk, “Ama ben zaten her şeyi biliyorum, öğretmen öğrensin,” diye karşılık verir.
  • Tren Bileti: Kayserili trene biner. Biletçi gelince, “Biletiniz?” diye sorar. Kayserili, “Benim için önemli olan trene binmekti, biletin olması değil,” der.
  • Miras ve Vasiyet: Kayserili bir dede, torununa, “Sana büyük bir miras bırakacağım,” der. Torun sevinince, dede ekler, “Ama önce onu bulman lazım.”

Bu fıkralar, Kayserililerin hayata karşı ne kadar pratik, esprili ve bazen de sivri dilli bir duruş sergilediklerini gözler önüne serer. Onlar için mizah, çoğu zaman bir yaşam felsefesi ve sorun çözme aracıdır.

Kayseri Mizahının Kalıcı Mirası

Kayserili fıkraları, sadece geçmişten gelen anekdotlar değil, aynı zamanda günümüzde de yaşamın pek çok alanında karşımıza çıkan zeka ve hazırcevaplığın bir yansımasıdır. Bu fıkralar, bir şehrin insanlarının karakterini, değerlerini ve hayata bakış açılarını mizahi bir dille aktarır. Ticari dehalarından, pratik çözümlerine, hazırcevaplılıklarından ince esprilerine kadar, Kayserili fıkraları Türk kültürünün zengin bir parçası olmaya devam edecektir. Onların hikayeleri, her dinleyende hem bir gülümseme hem de “acaba ben de böyle düşünebilir miydim?” sorusunu uyandırır.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar