Taraf Tutmak Ya Da Tarafsız Kalmak: Bir Duruş Meselesi

Taraf Tutmak Ya Da Tarafsız Kalmak: Bir Duruş Meselesi

Hayatın her alanında, kişisel ilişkilerden toplumsal meselelere, felsefi tartışmalardan siyasi duruşlara kadar “taraf tutmak” ve “tarafsız kalmak” kavramları sürekli karşımıza çıkar. Bu iki yaklaşım, bireyin dünyaya bakış açısını, değer yargılarını ve eylemlerini derinden etkiler. Peki, gerçekten tarafsız olmak mümkün müdür? Yoksa her insan, farkında olsun ya da olmasın, belirli bir tarafın temsilcisi midir? Bu makale, tarihin farklı dönemlerinden ve düşünce dünyasından gelen derinlikli sözlerle, taraf tutmanın ve tarafsızlığın çok yönlü anlamlarını ele alıyor. Amacımız, bu karmaşık mesele üzerine düşüncelerinizi zenginleştirmek ve kendi duruşunuzu sorgulamanıza yardımcı olmaktır.

Tarafsızlık Bir İllüzyon Mudur?

Birçok düşünür, tarafsızlığın insan doğasına aykırı olduğunu veya en azından belirli koşullar altında imkansız hale geldiğini savunur. Özellikle ahlaki veya etik bir mesele söz konusu olduğunda, tamamen dışarıda kalmak, bazen bir taraf seçmekten daha büyük bir sorumluluktur. Bu bölümde, tarafsızlığın gerçekliği ve sınırları üzerine farklı bakış açılarını keşfedeceğiz.

  • Cemil Meriç: “Taraf tutmayan insan, şahsiyeti felce uğramış insandır. Ben tarafım, hakikatin tarafıyım.”
  • Amin Maalouf: “Bir insan kendini anlatırken tarafsızlık, ucu yalana çıkan allı pullu bir yol değil midir?”
  • Goethe: “Samimi olmayı vaat edebilirim; tarafsız olmayı asla.”
  • Dostoyevski: “İnsanın kendisinin de bir taraf olduğu bir ilişkiyi tarafsız olarak incelemek kolay değil.”
  • Kemal Tahir: “Ölçüp biçmedim, değil… Gene de yanılıp tarafsızlığı seçtim. Oysa tarafsızlık diye bir şeyin aslında var olmadığını, var gibi göründüğü yerdeyse ancak yüzde yüz güçlü isek buna başvurmak hakkına sahip bulunduğumuzu göz önüne almalıydım!”
  • Cenap Şahabettin: “Tam bitaraflık, insan harcı değildir.”
  • Anonim: “Tarafsızlık, rüzgarın estiği yöne göre eğilen bir yaprak gibidir; kendi iradesi yoktur.”
  • Bir Bilgeye Göre: “En sessiz duruş bile, mevcut düzene karşı bir taraf tutmaktır.”
  • Anonim: “Tarafsızlık bazen en büyük taraf tutmaktır; eylemsizliğin tarafı.”

Bu sözler, tarafsızlığın pasif bir duruş olmaktan öte, bazen bilinçli veya bilinçsiz bir tercih olduğunu ve sonuçları itibarıyla aktif bir taraf tutma eylemine dönüşebileceğini gözler önüne seriyor.

Adalet ve Hakikatin Tarafında Olmak

Toplumsal vicdanın sesi olan birçok düşünür, özellikle haksızlık ve zulüm karşısında tarafsız kalmanın kabul edilemez olduğunu vurgular. Bu durumlarda, doğru olanı savunmak, hakikatin peşinden gitmek ve mağdurun yanında yer almak, insani bir sorumluluk haline gelir. Adalet ve hakikat, bireyin ve toplumun temel direkleridir.

  • Cemil Meriç: “Zulmün olduğu yerde tarafsızlık namussuzluktur.”
  • Winston Churchill: “İtfaiye ile ateş arasında, tarafsız kalınmaz.”
  • Mina Urgan: “Ben tarafsız değilim. Açık seçik taraf tutuyorum. Yobazlığa karşıyım, ırkçılığa karşıyım, gericiliğe karşıyım. İnsanların sömürülmesine ve savaşa karşıyım. Sosyalizmden, sevgiden, kardeşlikten, aydınlıktan yanayım.”
  • Brachovel: “Bir haksızlık karşısında ‘tarafsızım’ diyen biri, artık bir taraf olmuştur.”
  • Laurence Sterne: “Hakaretle büsbütün bilenmiş bir kabalık, kime yöneltilmiş olursa olsun, duygu erbabı olan herkesi taraf yapar.”
  • Azra Kohen: “Doğru olanı görme cesareti olan, taraf tutabilecek kadar insan biri.”
  • Yaşar Kemal: “Kendimi bildim bileli Türkiye’nin halklarının yanındayım. Kendimi bildim bileli zulüm görenlerle, hakkı yenenlerle, acı çekenlerle, yoksullarla birlikteyim.”
  • Kossuth: “Tarafsızlık; bir ilke olarak sürüp giderse, zayıflık olur.”
  • Anonim: “Sessiz kalmak, zalimin sesini yükseltmektir.”
  • Bir Bilgeye Göre: “Gerçek adalet, taraf tutmaktan çekinmeyenlerin elindedir.”
  • Anonim: “Hakikatin tarafı olmak, en çetin savaşın en onurlu duruşudur.”

Bu sözler, adaletsizlik karşısında sessiz kalmanın, aslında adaletsizliğin bir parçası olmak anlamına geldiğine dair güçlü bir uyarı niteliği taşır. Hakla ilgili sözler de bu duruşu destekler.

Kişisel Duruş ve İlkeler: Neden Taraf Seçeriz?

İnsan, inançları, değerleri ve yaşam tecrübeleriyle şekillenen bir varlıktır. Bu nedenle, olaylara ve olgulara tamamen objektif bir mesafeden bakmak çoğu zaman zordur. Kişisel ilkelerimiz, bizi belirli bir yöne çeker ve bir taraf seçmeye iter. Bu bölüm, bireysel duruşun ve ilkelerin taraf tutma eylemindeki rolünü inceliyor.

  • Zata: “Felsefe doğruları tarafsızca arar; çünkü doğrularda tarafsızlık esastır.”
  • Friedrich Nietzsche: “Taraf tutan insan, ister istemez yalancı olur.”
  • Roelf Bolt: “Eğer bir politikacı bir konuda açık bir taraf seçmeye zorlanırsa, gerçekle ilgisi olsun ya da olmasın, işine en çok gelen tarafı seçer.”
  • Amin Maalouf: “Sırlarla onları ortaya çıkaranlar arasında kalınca, hep sırlardan yana taraf olurum ben.”
  • Virginia Woolf: “İnsanlar olgunlaştıkça taraflara inanmayı bırakırlar.”
  • M.P.Fabreguettes: “Bir insan tarafsız olduğu takdirde, hakikaten yüksektir.”
  • Erdal Demirkıran: “Oksijen taraf tutmaz, ciğerin varsa telaşlanma!”
  • Anonim: “Karakter, bir taraf seçmekle başlar.”
  • Bir Bilgeye Göre: “Kendine sadık kalmak, her zaman bir taraf seçmektir.”
  • Anonim: “İnsan, inandığı değerlerin tarafıdır.”

Kişisel inançlarımızın ve değerlerimizin, bizi belirli bir tarafı desteklemeye veya reddetmeye nasıl yönlendirdiğini anlamak, kendi duruşumuzu daha bilinçli bir şekilde belirlememize yardımcı olabilir.

İlişkilerde ve Çatışmalarda Taraf Olmak

Bireyler arası ilişkilerde veya daha geniş toplumsal çatışmalarda taraf tutmak, farklı dinamiklere sahiptir. Bazen bir gruba aidiyet hissi, bazen de bir müzakerenin sonucu, bizi bir tarafın parçası yapar. Bu bölümde, ilişkisel bağlamda taraf olmanın getirdiği avantaj ve dezavantajlara odaklanacağız.

  • Margaret Carty: “Takım çalışmasının iyi bir özelliği, her zaman başkalarının da sizin tarafınızda yer almasıdır.”
  • Üstün Dökmen: “Müzakereden sıfırla çıkan taraf, bunun rövanşını bir gün mutlaka almak ister.”
  • Gündüz Vassaf: “Taraf seçmek, tepeden dayatmanın totalitarizmini güçlendirir. Mevcut sisteme meşruiyet kazandırır.”
  • Voltaire: “Uzun bir tartışma, her iki tarafın da haksız olduğunun belirtisidir.”
  • Anonim: “Sevdiğin birinin tarafında olmak, bazen tüm mantığı askıya almaktır.”
  • Bir Bilgeye Göre: “Çatışmada taraf seçmek, genellikle köprüleri yakmaktır.”
  • Anonim: “İlişkilerde tarafsızlık, bazen ilgisizlik olarak algılanabilir.”
  • Anonim: “Aşk, iki tarafın tek bir taraf olmasıdır.”
  • Bir Bilgeye Göre: “Taraflar arasındaki dengeyi bulmak, olgunluğun işaretidir.”

İlişkilerde taraf tutmanın, aidiyet hissini güçlendirebileceği gibi, çatışmaları da derinleştirebileceğini unutmamak önemlidir. Her seçimin bir sonucu vardır.

Duruşunuzu Belirlemek

Taraf tutmak ya da tarafsız kalmak, kolay bir seçim değildir ve her iki yaklaşımın da kendi içinde barındırdığı zorluklar ve erdemler vardır. Bu makaledeki sözler de gösteriyor ki, bu konu üzerine tek bir doğru cevap bulunmamaktadır. Önemli olan, kendi değerlerinizi ve vicdanınızı dinleyerek, bilinçli bir duruş sergilemektir. Kimi zaman hakikatin tarafında olmak cesaret isterken, kimi zaman da tarafsız kalmak, daha büyük bir hikmeti yansıtabilir. Hayatın karmaşık döngüsünde, taraf tutma ve tarafsızlık arasındaki dengeyi bulmak, kişisel olgunluğumuzun bir göstergesidir.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar